Canı yanan, bunalan Çubuklu aşıklarına…
Bu yazı sizin için, bizim için, hepimiz için.
Dertleşmek için.
Bilmezler bu aşkı tatmayan; Fenerbahçe taraftarı olmak zordur. Karşında hep 17 rakibin ve uzantıları VAR’dır, Fakat, Fenerbahçe taraftarı olmamak daha zordur. Çünkü rakibin Fenerbahçe’dir.
O’nu sadece bir takım sanırsın,
O, ne işgal kuvvetlerinin, ne 27 Mayısçıların ne de fetöcülerin yıkamadığı bir Cumhuriyettir.
O, mavi gözlü sarışın kurdun gönül verdiğidir.
Umutsuzluk bir virüs gibidir.
Bazen süzülüverir her kapının eşiğinden.
Bugünlerde bir umutsuzluk, bir öfke var haklı olarak hepimizde.
Ama kimse kolay olacağını söylemedi ki.
Böyle bir söz mü vermişti Ali Başkan?
Ne zaman öyle oldu ki?
Başkanını hapse attılar, yetmedi, otobüsünü bile kurşunlamadılar mı bu takımın?
Her dönem uğraştılar, uğraşacaklar, bitmeyecek kavgaları Fenerin ışığıyla.
Senin mücadelen bitecek mi?
Bu kadar kolay mı bu renklere gönül vermek?
Fark eder mi uğraşanın kim olduğu?
“Topunuz gelin” diye çıkmadık mı yola?
Zaten, beklentin bir kupaysa, mabedin girişindeki müzede en şereflileri var.
Git bak.
Ama unutma !! Çubuklunun mazisinde yatan, bunun da ötesinde, koca bir tarih var.
Yeri gelmişken, “O sene bu sene” diyen aslan parçaları unutmuş olabilir ama,
Anlaşılan hatırlatmakta fayda var;
Mabet, bu tür heveslere kapılanlar için, 20 küsür senedir, tarihin tekerrür ettiği yerdir.
Bizim içinse, Galatasaray maçları “any given Sunday”dir.
Bir hatırlatma yapmak daha istersen;
06 Mayıs 1996 demen yeter.
Anlayan anlar.
06 Mayıslarda Kocaman yağmurlar yağar Kuzeye o tarihten beri.
“Bu sene Kuzey için o sene demişler anlaşılan”,
Daha şimdiden horon tepen gelin ve Damat VAR.
Ama yine unutma !! Kartalın en karası bile 2011’deki kupasını
Senin adliye önlerindeki sarı lacivert direnişin sayesinde kutlayabiliyor bugün.
Son hatırlatma da sana:
Biter mi hiç ışık, galip gelebilir mi karanlıklar, umut umutsuzluğu boğabilir mi?
Orada bir Fener varsa?
Yiğit Özar

