Bize Ulaşın

Emre Cilvez

Emre Cilvez – Öğrenme Yolunda

Lemos Caner Sosa

Bu kadar kompakt bir orta saha ve savunma hattı açıkçası beklemiyordum. Erol Hoca oyun planının orta saha ve savunma kısmını çok iyi hazırlamış ve futbolcular da gerçekten sahaya iyi yansıttılar. Sarı-Lacivert Çubuklu forma içinde taş gibi bir Alanyaspor izlediğinizi düşünebilirsiniz. Bu durumun uzun vadede sürdürülebilir olmayacağını neredeyse her hafta yazıyorum ama bugün için gayet yeterli. Oyun planında önemli yer tutan, Ozan gibi kaptığı toplarla dikine gidebilme özelliği olan bir oyuncuya sahip olmak güzel bir artı. Delip geçemediği pozisyonlarda rakip takıma 3 sarı kart aldırdı. Keşke bu işleri ilk yarıda da yapabilseydi. Ayrıca takım olarak hem Galatasaray’ın bu yılki etkin gücü olan tek pas oyununu bozdular hem çok top kazandılar. Tolga’nın da oynamaması takımın fizik olarak daha hızlı görünmesini sağladı. Oyunda gelişecek bir sonraki nokta kapılan topların gevelenmeden hızlıca hazırlıksız yakalanacak 3.bölgeye taşınması olacak. Dün akşam için başarılı bir organizasyon olduğunu kabul ederek devam edelim.

Gerçekten takım çekirdeği bu kadar değişmiş bir kadro için bireysel performansların bu kadar ortalama üzeri olması henüz 3.haftada büyük bir avantaj ki henüz oyun planının kurulumu tamamlanmadı. Kanat bindirmeleri ve üçgenlerle çizgiye inme planı ağır kalan rakip üzerinde etkili oldu. Ama o dakikadan sonra çalışılamamış hücum kombinasyonları yüzünden genelde orta açma ile sonuçlandı. Atak sonlanması olarak istatistiklerde yer alan verilere göre şut düşük kalıyor ister istemez. Hücum planı oluşturuldukça bu istatistik geometrik olarak artacaktır.

Gelelim Fenerbahçe’nin yıllardır bitmeyen, döngüsü kırılamayan forvet problemine. Yazılarımı okuyan şanslı(!) azınlıktaysanız eğer, benim bu konuda sarı-lacivert camiadaki yaygın kanının aksine sorunun isim bazlı olmadığını düşündüğümü takip etmişsinizdir. Sorun ne Soldado, ne RVP, ne Slimani ne de Vedat değil isim olarak. Evet, Frey gibi kapasitesi düşük isimler kadroda olsa da Fenerbahçe uzun zamandır forvet oyuncularını, onların özelliklerine uygun, planlı, süreklilik içinde olacak şekilde pozisyona sokamıyor. Dün akşamki derbide de böyle oldu. Samatta, Enner ya da Thiam elbette henüz yeniler, alışma süreci gerekiyor ancak onların yerinde iyi bir bitirici olan rakip takımın forveti Falcao da olsa yine yıllardır süregelen pozisyon kısırlığı geçmeyecekti. Ha keza Soldado ya da RVP yerine daha büyük isimli ya da daha yetenekli forvet almış olsaydı Fenerbahçe, geçmiş yıllarda atılan gol sayısına ismi kadar yüksek oranda etki etmeyecekti. Daha iyi bir hücum oyuncusunun söylendiği kadar ihtiyaç olup olmadığını ancak eldeki isimler gol pozisyonuna girip atamayınca hakkaniyetli şekilde değerlendirebiliriz ki bu da oyun planının hücum bacağı olgunlaşınca olacak.

Şimdi Fenerbahçeliler için bu olgunlaşmayı bekleme zamanı. Çünkü hala akan oyunda bir gol bulamadılar. 3 maçta gelen 2 golün biri penaltı, diğeri kornerden bir ön direk organizasyonu. Ama
hücum planı da işlemeye başlarsa durdurulması güç bir takım olacaklar. 4 tekerlekli bisikleti sürecek irade ve gücü gösterdiler, destek olan iki tekerini de çıkarmak üzere Fenerbahçe, bakalım önümüzdeki haftaya kadar iki tekerlekli bisiklet sürmeyi öğrenebilecekler mi?

Ama İyi yolda çubuklular, siz de çubuklu kalın!

Emre Cilvez

Emre Cilvez – Tek Plan

Erol Bulut

Son yıllarda Fenerbahçe maçları için değerlendirme yazılarını yazarken, bir sezon içinde hep aynı temayı yazıyor gibi hissediyorum. Dün akşam için de bu durum değişmedi. Zamanı kısıtlı olup devamını okuyamayacaklar için erkenden yazalım; Fenerbahçe’nin akan oyundaki tek gol atma planı mesafe tanımadan orta açmak üzerine. Konyaspor da bu durumu ön görerek çok güzel hazırlanmış ve bu fırsatı ev sahibine vermedi.

Detaya girecek olursak; Erol Hoca’nın takıma kattığı en büyük değişim kompakt oyun,yani iyi alan paylaşımı, yardımlaşma, hatlar arası mesafenin daralması ve bir arada oynama isteği. Özellikle işin savunma kısmında ve topun geri kazanılmasında geçen senelere oranla takımın gösterdiği gelişim çok bariz. Dün özelinde Ozan’ın biraz geride kalması, onun delici ve topla gidebilme özelliğini kullanarak baskın yapma fırsatı vermese de, Gustavo ile birlikte çok top kazandığı gerçeğini gizlemedi. Kısaca, biri sahalarda zor görebileceğimiz mükemmellikte 2 gol yenmiş ve sadece bir net pozisyon verilmiş bir maç için Fenerbahçe takım savunması kötüydü diyemeyiz.

Fenerbahçe’nin ve teknik heyetin sahaya yansıtmayı henüz başaramadığı konu, yazının başında dile getirdiğimiz akan oyunda hücum şablonlarının olmayışına bağlı olarak skor bulunamaması. Bakın sahadaki oyuncular beceriksizdi ya da yapamadı değil, Caner’in ortaları dışında bir plan yoktu. Bu hatayı Erol Hoca da fark etmiş olacak ki, ilk yarı fahiş sayıda açılan ortalardan sonra ikinci yarı topu yere indirdiler. Fakat bu sefer de çabukluğuyla ve oyun aklıyla iş yapacak “Yunanistan”ı sahadan alarak, yerine bir hücum oyuncusu daha koyarak orta sahayı rakibe teslim ettiler. Teknik kadro hatanın oyuncu performanslarından olacağını düşünmüş olacak ki daha uzun santraforlar sahaya sürülerek aynı gol bulma planına, sırasıyla farklı dizilişlere (42 ve 424e) geçilerek sadık kalındı. Maç sonu açıklamalarında bireysel hatalardan söz edilmesi bu yorumu da doğruluyor gibi. Ancak, Konyaspor’un beklediği ve hazırlandığı gibi de orta açmaya dayalı plandan skor çıkmadı.

Dikkatli gözler mutlaka farkmetmiştir. Fenerbahçe hatalı bir kararla iptal edilen golde orta açmadan çok güzel bir üçgen kurarak gol vuruşu üretmişti. Kadıköy’e gelen her takımın oynayacağı kapalı ve kalabalık savunma futbolunu açmanın yolu da bu tip kısa ve seri paslarla ortadan, ya da çizgiye inerek verilen paslarla olabilir. Evet Gökhan ve Caner büyük silah ama Fenerbahçe’nin tek silahı bu olmamalı. Artık rakiplerin ilk tedbir aldığı bu silahtan sonra, maç içimde penaltı ve duran top gibi bir tavşanın şapkadan çıkmasını beklemeden, ikinci ve hatta üçüncü opsiyonlarınızı sahaya koymanız gerek.

Fenerbahçe takım oyunu oynamaya çalışırken, bu oyun planı içine bireysel üztünlükleri serpiştirmekte de zorlanıyor. Sonra da camia oyuncu performansı üzerinden değerlendirme yapma yoluna gidiyor. Örnek olarak Thiam çok çabuk hızlanabiliyor ve uzun fuleli koşusuyla rakibini topsuz geçebiliyor. Ancak 45 dakika içimde bir defa bile onun bu özelliğini kullanabilecek bir set denemesi izleyemedik. Aynı çok keskin tek vuruşu olan Samatta’ya bu fırsatın sahada verilemediği gibi.

Fenerbahçe kötü değil ama hücum planı tek ve rakipleri için tahmin edilebilir. Milli maç arasında hücumu çeşitlendirmek amacıyla gelişim sağlanırsa, moral, motivasyon ve kadro kalitesi olarak zaten rakiplerinden önde olan takım, şampiyonluk yolculuğunu da rahat geçirir. Erol Hoca ve ekibinin çözümünün ne olacağını aradan sonra izleyeceğiz.

Çubuklu kalın.

Emre Cilvez

Okumaya devam et

Emre Cilvez

Emre Cilvez – Covid Sezonu

Erol Bulut

2020-2021 Futbol sezonu için TFF bir isim henüz koymamış olsa da, tarihteki yerini dünya genelindeki futbol severler için Covid Sezonu olarak alacak. Sağlıklı kalmanın toplumun geneli için ilk hedef olduğu bugünlerde, Amerikanvari “Show must go on” felsefesi, bu sefer show’un kendisi için değil gelecekteki show’ların da olabilmesi için sahneye koyuluyor. “Oyun” kavramından “Bussiness” yani iş dünyasına geçeli çok olan futbol sektörü sadece kendisini değil, evde yerleşik hayata geçmiş Mutfak Çağı’ndan yeni çıkmış ne yapacağını bilemeyen insanları da şimdilik kurtarmış görünüyor.

Aslında küçük çaplı bir çağ atlama (ya da gerileme) Fenerbahçe yönetiminde de yaşandı. İki sezon süren başarısızlıkla dolu Buzul çağının ardından, seçim döneminden beri yönetim tarafından sıkça dillendirilen “ligimiz çok yaşlı” söylemine inat transferler yağdı adeta. Bu konu elbette bir tercih, doğru ya da yanlış demek için sezon sonuna bakmak gerekir, eğer tek sezonluk başarıya odaklanırsak. Benim değinmek istediğim yer ise Sayın Ali Koç ve yönetimdeki hem isim hem de davranış değişikliği. Önceki dönemde sık sık taraftarla etkileşime girecek medya araçları kullanan, belirli aralıklarla FBTV de en yalın tabirle aylık Z Raporu veren yönetim artık bu konuda daha ketum. Belki Futbol ikliminin gereklerini yapıyorlar belki de yeni iletişim şekillerini böyle belirlerdiler. Yine zaman kendileriyle ilgili kararı verecektir.

Sahaya dönecek olursak eğer, Sarı Lacivert camia ligin Okan Hoca’yla birlikte en potansiyelli hocasını aldı ve bunun için geçtiğimiz sezonda olası bir ilk 4 sıralamasını ve Türkiye Kupası’nı feda etti. Kadroda vasatı aşmaya yaklaşamayan isimleri gönderip neredeyse baştan bir takım kurdular, daha da transfer gelecek ama sezonun ilk haftasında sahaya geçen sezondan 8 isimle çıktılar. Oyun daha derli toplu gözükse de hazır bir takım izlemedik hep birlikte. Zeminin felaket derecede bozuk ve sert olmasının yanında, olmayan seyirci ve kötü futbol kombinasyonu acaba ligler başlamasa mıydı dedirtti bir ara.

Üzerine çubuklu severler için bir klasik olan geriye düşme durumu eklenince ligin ilk haftası çekilmez bir hal aldı. Açıkça söylemek gerekirse, Fenerbahçelilerin çoğunun aklına şu geliyordur, kahrolası kontrollü futbol döneminin başından beri başkan, hoca, futbolcu, saha, mevsim ve hatta kurallar değişse de Fenerbahçe’nin geriye düşme durumu bir türlü değişmiyor, nasıl bir lanet var başımızda ?!?!

Maçta benim açımdan endişe uyandıran nokta ise çift forvete (Evet Frey’i de saymak durumundayım) dönülen anlarda, orta saha kurgusundaki yeteneği sınırlı oyuncu grubuydu. Erol Hoca’nın farkında olmamasına imkan yok, olsa olsa tercih olur ama ne iyidir ki bu ısrar fazla uzun sürmedi. Oyuna giren Sosa ve Ozan hareketlilik getirerek takımı ileri itmeyi başardılar.

İlk haftadan uzun uzun analiz yapmak bizi doğru noktaya ulaştırmayacak ama Fenerbahçeliler bu Covid Sezonunun devamında ligi zirvede bitirecek sonuçlarla birlikte, olmazsa olmaz baskılı oyunu bekliyordur. Her hafta o oyuna doğru evrilen bir plan ve daha yetenekli oyuncuların sahada olduğu bir kadro görmeyi bekliyor her çubuklu sevdalısı. Uğur Meleke’nin değindiği gibi mücadelemiz çok iyiydi söylemi kimseyi tatmin etmiyor artık. Ne yazık ki Uzaylı bir oyuncuya sahip Barça’ya bile 8 atabilen ve Premier Lig’de 90 üzeri puan alabilen oyunları günümüz dünyasında herkes izleyebiliyor. Tek vasfı koşabilmek olan kişileri sahaya sürmek ve savaşmak yeterli değil. Erol Hocam lütfen o taraftan uzak duralım. Taraftar sizi çok bekledi, buna değdiğini herkese göstermek senin elinde.

Emre Cilvez

 

Okumaya devam et

Emre Cilvez

Emre Cilvez – Dönüş

Ortalama üzeri oynanan oyun, hadi elimizi korkak alıştırmayalım iyi sayılabilecek bir oyun, sonuca da yansıyınca teknik analiz yapmak daha anlamlı oluyor. Maçın hikayesi deplasman takımının istediği gibi başlasa da devamı hiç de planladıkları gibi olmadı. Artık alışkanlık haline gelen kaleye gelen ilk pozisyonda golü yeme durumu, Fenerbahçe’nin hikâyeye istediği girişi yapmasına izin vermese de, Çubukluların yine de kurguladığı hikayeye dönüş yapabildiği bir gerçek.

Yüksek bir yüzdeyle değil ancak, yüksek sayıda çerçeveyi bulan vuruşlarla geceyi tamamladı Fenerbahçe. Emre, Rodrigues ve Kruse vuruş kalitelerini yükseltmiş olsa, maç sonundaki skora daha ilk yarıdan ulaşabilirdi sarı-lacivertliler. Top rakipteyken önde baskı ve alan paylaşımı konusunda her geçen gün daha iyiye gidiyorlar. Topu geri kazanma zamanları azalıyor ve top daha çabuk dönüş yapıyor Fenerbahçe’ye.

Kanat akınlarına baktığımızda, ilk yarı özellikle sağ çizgiden etkili olamadılar. Ozan Tufan yerinin gerektirdiği görevleri tam yapamamış göründü. 20. dakikayı geçerken, Ersun Yanal sağ çizgiyi tamamen Isla’ya bıraktı, Vedat ileride biraz daha sağ çizgiye yakın oynadı ve Ozan Tufan merkezdeki yerine dönüş yolundaydı sürekli. Sonrası mı? 3 gol buldu Fenerbahçe. Hem de sakatlıktan kurtulup sahalara tam dönüş yapan Vedat’ın olağan üstü eforuyla 2 gol birden attı.

Ve Ferdi için de birkaç cümle yazalım. Herkes neden oynatılmadığını sorguluyor, bense bu vakte kadar neden formayı Tolga Ciğerci’den çekip almadığını. Bu yetenek ve oyun görüşüyle kadrodaki çoğu oyuncudan daha üstün olduğunu sanırım o da biz de biliyoruz. Lakin futbol sahip olduklarını mücadele ederek sahada gösterme sanatı. Gençlerbirliği karşısında hem verdiği paslarla hem de attığı muazzam gol ile Kadıköy çimlerinde muazzam bir gösteri yaptı sahada olduğu yarım saat içinde. Hocasının hazır değil mesajına da, “bir şeyleri değiştirmek istiyorsan ben buradayım.” şeklinde dönüş yapmış oldu.

Ersun Yanala gelince, özüne dönüş yaptığı bir performans izledik ondan da. Serdar Aziz’in beklenmeyen devre arası sakatlığı sonrasında yerine bir stoper alabilecekken yukarıdaki övgü dolu satırların adresi olan Ferdi’yi sahaya sürdü. Karşılığını takımının iki gol daha bulması ve bir o kadar da kaçırması şeklinde aldı. Taraftar gözünde güven tazeleyerek ve neden bu takımın başında olduğunu tekrar göstererek. Kendisinden beklenen teknik direktör performansını sundu.

Bir maçla şampiyon olunmuyor ama şampiyon olmak için bu maçları kazanmanız gerekiyor. Haftaya Sivas ve ardındaki Beşiktaş maçlarını da, altını çizelim böyle oynayarak, kazanırsa Fenerbahçe; yeniden ligin zihinlerdeki favorisi olacaktır. Tıpkı taraftarının beklediği, özlediği ve inandığı gibi. İnanç ve oyun olarak bir eksiği yok Fenerbahçe’nin yeter ki yeniden galibiyet serisine dönüş yapsın.

Çubuklu Kalın.

Emre Cilvez

Okumaya devam et
Reklam

Yazarlar

Son Maçlar

Geri Sayım

Fenerbahçe — Beşiktaş

Fenerbahçe Ülker Stadyumu
Süper Lig

Süper Lig Puan Durumu

PozTakımOPuan
1820
2920
3917
4914
5913

Facebook

Öne Çıkanlar