Bize Ulaşın

Cihan Mendi

Cihan Mendi – Başlık Bulamadım

Volkan Demirel

Bu yazıyı yazmadan, yani Fenerbahçe Trabzon ile kupa maçına çıkmadan önce hayalimde çok açıkçası, bir akrostiş yapmak ve galibiyetimiz yani turumuz ile ‘2010-2011 Şampiyonu Fenerbahçedir’ yazmak geçiyordu. Ama sağ olsun sahadaki ‘amatör’ futbolcular sayesinde bu hevesim kursağımda kaldı.

Trabzon’a (tıpkı Galatasaray gibi) yıllar sonra Kadıköy’de kaybetmek mi, yoksa bu sezon tek tutunacak dalımız olan kupayı kaybetmek mi daha kötüydü, bilemedim. O yüzden gerçekten başlık atamadım bu yazıya.

Fenerbahçe’nin Futbol Aklı (!)

Olmayan bir akıldan bahsedeyim bu yazıda. Dakika yaklaşık 70; Fenerbahçe tek kale oynuyor; sahanın en iyi 3 futbolcusundan birisi Deniz Türüç. Ekranlar kenarda oturan Volkan Demirel’e dönüyor ve şaaak, Volkan Hoca (!) telefonuyla birisiyle konuşuyor ve Deniz oyundan çıkıyor. Sonra mı? Darma duman oluyoruz ve maç da kupa da gidiyor.

E gelin şimdi bu maçı kaybeden Hoca mı? Kenardan telefon eden mi? Telefonu açan mı? Başkan mı? Ben miyim? Taraftar mı? Kime neden kızalım? Şu maçı veren o esrarengiz telefon oldu.

O zaman gelip de şu takımın olmayan futbol aklına kızmamak elde olur mu? Kimdir bu futbol aklı? Nedir bu takımı bu kadar aciz hale getiren? İsyan mı edelim, yoksa bir kez daha ‘gelecek’ mi diyelim, bilemiyorum.

Son kez ama son kez soruyorum

Sayın Başkanım, Sayın Yönetim;

Sadece 16 bin oy veren kişiden birisi olarak mı kabul edersiniz, yoksa sadece bir taraftar olarak mı bilmiyorum. Ama tüm samimiyetim ve Fenerbahçeliliğimle size yalvararak soruyorum:

  • Fenerbahçe’nin Ersun Yanal ve Damien Comolli (iyisiyle kötüsüyle) gittikten sonra futbol aklı olarak nasıl bir karar verdiniz?
  • Aylardır takımın hocasına bir türlü karar verilmemiş olmasının sebebi nedir? Corona’dan dolayı futbolcu getirememek midir, yoksa yönetimin karar verememesimi midir?
  • Bu sezon Fenerbahçe’nin kalmış en önemli maçı olan dünkü kupa maçında bu takımı kim yönetmiştir? 8 maç içim emanet ettiğiniz Tahir Hoca mı, Emre Belözoğlu mu, Volkan Demirel mi? Yoksa tribünden siz mi müdahale ettiniz?
  • Fenerbahçe’nin 2020-21 sezonu Teknik Direktörü kim olacaktır?
  • Ve de gelecek sezonlar için nasıl bir futbol aklı düşünüyorsunuz? Gençlere mi yöneleceğiz, yoksa getireceğimiz hocaya ‘al kardeşim ne yapıyorsan yap’ mı diyeceksiniz?

 

Üzülüyorum, çünkü bir çözüm yok galiba. Artık hazmedemiyoruz hiçbirimiz. Hakem hataları, TFF ile kavga anlıyorum ama çözüm bulamıyorsanız radikal kararları alın. Alamayacaksanız ve buna engel her kimse çıkartın söyleyin, hep birlikte bir kez daha ‘taraftar devrimi’ yapalım.

Hee, bunlar da olmuyorsa çıkın kongre kararı alın hep birlikte karar verelim Fenerbahçe’nin geleceğine. Sarı lacivert nokta…..

 

Cihan Mendi

Cihan Mendi

Cihan Mendi – Sosyal Mesafesiz Maç

Fenerbahçe Kayserispor sevinç

TFF’nin alelacele vermiş olduğu karar neticesinde Türkiye’de ligler yeniden başladı. Tabii ki her takım kendince ve de kurallar çerçevesince COVID 19 ile mücadele için önlemlerini alıyor. Ancak futbolun doğası gereği ‘gol sevinci’ olunca futbolcuların birbirileri ile sarılmasını nasıl engelleyecekler bilmiyorum. İşte dün akşam Luis Gustavo’nun yaşattığı tam olarak böyle bir şeydi. Belki şampiyonluk ümidimiz gitmiş, hiçbir motivasyonumuz kalmamış olabilir ama ‘Fenerbahçe’li asla ruhunu kaybetmez’ diyen Sinyor Luiz, efsane bir gol atarak Fenerbahçe’nin haftalar sonra galibiyet sevinci yaşamasını sağladı.

Kayseri galibiyeti

Belki bu galibiyetin bizim ligdeki sıramız açısından pek bir anlamı şimdilik yok. Ama hem kupa yarı finali öncesinde moral bulmak, hem de önümüzdeki güzel günlerin temelini atmak için Fenerbahçe’nin sadece 10 dakika kendini vererek top oynadığı bir maçı kazanması çok güzel oldu.

Öyle güzel oldu ki, hepimiz o sosyal mesafeleri bozan gol sevinci sonrası ekran başında ağladık.

Tabii ki, Fenerbahçe’de ‘futbol aklı’ bir türlü istediğimiz gibi şekillenmeden ve yönetimin elini rahatlatacak şekilde tartışmasız bir futbol yönetimi kurmadan hiçbirimize rahat bir maç izlemek nasip olmayacak. Orası belli.

Öyle ki, gelecek senenin ‘genç Fenerbahçe’sini’ kurmak için göreve getirilen Altyapı Hocası, sahanın en iyisi olan genç Ferdi’yi direk çıkartabiliyor. Bir bakıyorsunuz elinizde altyapıdan gelme Murat gibi, Ömer gibi seçenekler varken, direk stoper oynayabilecek kadar kaliteli Falette’i sol beke çekip hem savunma hattını düzgün kuramıyorsunuz hem de gelecek yılların sol bek kadrosunu oluşturamıyorsunuz. Ama en azından bu galibiyet ile beraber ‘bundan sonrası Tufan’ diyerek hem öz güven ile hem de fikstür avantajını sağlayarak Fenerbahçe kalan 7 maçı da kazansa hiç fena olmaz.

Bir kere, bu sene tek iddiamız olan Türkiye Kupası yolunda ciddi bir öz güven kazanabiliriz. Bunu zaten Salı günü Trabzon maçı ile görebilirsek, umutlarımız tekrar yeşerir.

İkincisi, lig şampiyonun Trabzon olması halinde Şampiyonlar Ligi’ne gidemeyeceğini var sayarsak, ikinci olmanın ciddi bir hedef olduğunu düşünmeliyiz. Zira lig sıralamasında üzerimizde yer alan tüm takımlar birbirleri ile oynayacak. Bizim tek zor maçımız Beşiktaş deplasmanı gibi görünüyor.

Son olarak da, bu yıl yaratılacak bir öz güven gelecek senenin futbol yönetimini oluşturacak Emre Belözoğlu, Aurelio gibi isimlerin motivasyonu için önemli bir etken. İşin futbol boyutu şimdilik bu kadar ama geçen 2 haftanın önemli bir iki başlığı daha var ki, yine ‘iyi ki Fenerbahçeliyiz’ dedirtti.

İyi ki Fenerbahçeliyiz

Benim hatırladığım son 30 senenin 3 tane Fenerbahçeli(!) TFF Başkanı vardı, Şenes Erzik, Mehmet Ali Aydınlar ve Nihat Özdemir. Fenerbahçeliliğin sonuna koyduğum ünlemden de belli olacağı üzere eğer onlar Fenerbahçeli ya da Fenerbahçe kontenjanı ile futbol yöneticisi olmuşlar ise, bizler Fenerbahçeli değil, Fenerbahçe’nin gerçek sahipleriyiz o zaman. Geçmiş seneleri yazmayalım hadi ama, insanın gerçekten aklı Nihat Özdemir gibi 3 Temmuz’da Fenerbahçe Başkanı hapse atılırken onun hemen ardından liderlik etmiş isimlerden birinin nasıl bu kadar tutarsızca Fenerbahçe’yi şikecilikle itham etmesini anlayabilmiş değilim.

Hani deriz ya ‘Fenerbahçelinin Fenerbahçeli’den başka dostu yok’ diye. Bu, yalanmış. Fenerbahçelinin Fenerbahçeli’den başka düşmanı yokmuş. Yaptığı itham yetmiyormuş gibi bir de ısrarla mevcut Başkanımız ve Yönetimimizin aldığı tavra karşı hırsını kat be kat artıran Nihat Özdemir’in ve de onun gibi isimlerin yaptığını görünce aklıma Başkanımız Ali Koç’un şu lafı geliyor; ‘Fenerbahçe için var olanlar ve Fenerbahçe ile var olanlar’. Umarım çok geçmeden eski yönetimimiz ve de en önemlisi Aziz Başkan’dan da ciddi bir tepki gelir. Çünkü bu ithamlar O’na karşı da yapılmış oluyor.

Ve de dün geceki Kayseri maçı sonrası ezeli(!) rakiplerimizden biri olan Trabzonspor Başkanı’nın kompleks dolu açıklaması. Neymiş efendim, Fenerbahçe’nin maçı ilk, onların maçı ikinci kanalda yayımlanıyormuş.

Sayın Ağaoğlu, isterseniz Trabzon Avrupa Şampiyonu olsun, Fenerbahçe de 3ncü ligde küme düşme potasında olsun. Medya için yine Fenerbahçe üstündür ve aslolandır. Bu sadece Trabzon ile rekabette değil, aynı zamanda diğer takımlar ve Fenerbahçe arasında geçen rekabet için de geçerlidir.

Mesela sözde Avrupa Fatihi Galatasaray bile UEFA Şampiyonluğu’ndan daha çok önemser 20 sene sonra Kadıköy’de gelen galibiyeti. Anadolu takımları bile kümede kalmaktan çok Fenerbahçe’yi yenmek ister.

Peki neden? Çünkü Fenerbahçe’nin bir önceliği mi var sanıyorsunuz? Hayır. Fenerbahçe Türkiye’dir. Türkiye’nin en büyüğü Fenerbahçe’dir. E büyük başın derdi de büyük olur. İyi günde de kötü günde de herkes Fenerbahçe üzerinden para kazanmak ister. Meşhur olmak ister.

Anlıyoruz, Fenerbahçe’yi ve Fenerbahçelilieri sevmiyorsunuz. Ama bizim için de sizin gibi sıradan takımlar önemsizdir. Aslolan Fenerbahçe’dir.

Gelecek

Bakmayın son yıllarda kendi kendimize yarattığımız bazı komplekslere. Fenerbahçe bugüne kadar Türkiye’nin en büyüğü olmuştur, bundan sonra da böyle olacaktır. Yeter ki sportif olarak bazı akılları yenileyelim. Bunları inşallah bir sonraki Trabzon maçı sonrası daha detaylı tartışırız.

Herkese sarı lacivert yarınlar.

Cihan Mendi

Okumaya devam et

Cihan Mendi

Cihan Mendi – Hakkımız Helal Değil Maalesef

Ersun Yanal son maç

Özellikle geçen hafta şehitlerimizin olması nedeniyle yazmak istemedim ve Trabzon maçını bekledim. Öncelikle ‘Allah bu vatan evlatlarına bu acıları bir daha yaşatmasın’ diyerek söze girmek istiyorum.

Ersun Hoca’ya tabii ki bu kötü başlık. Ersun Hocanın Fenerbahçe’deki ilk dönemi sonrası da bu döneminde en fazla savunucularından biri oldum daima. Çünkü özellikle ilk döneminde haksızlığa uğradığını düşünüyordum. Bu döneminde ise özellikle bu sezon başında ve de son dönemdeki ‘göstere göstere’ yapılan hakem hataları ile takımın çok da taktiğini konuşamıyorduk.

Ama özellikle son 2-3 haftadır oynanan ‘rezalet’ futbolun üstüne dün gece Ersun Yanal’ın hiç utanmadan giderayak da takımı neredeyse göstere göstere sabote etmesini bir türlü hazmedemiyorum. Tabi ki, ‘kovulmuş’ bir hoca ile elimizde tek mücadele olarak kalmış kupa maçına çıkmak da müthiş bir yönetim zafiyetidir.

Diyebileceğim tek şey var, ‘’Bir daha Fenerbahçe’nin kapısından içeri girme’’. İkinci turda bir şekilde finale kalırsak, bu senin o şans vermediğin Ferdi ve Zajc’ın oyuna katkısıyla olacaktır. Bunu unutma Hoca. Hakkımız helal değil sana!

Gidişatın Sorumluları

Peki, Fenerbahçe nasıl bir anda şampiyonluğun en favori adayı iken 1 ayda ilk beş şansını bile zora soktu? Madde madde yazalım. Sonra da bir daha ki yazılar da çözüm önerilerine girelim:

  • Tabii ki, Ali Başkan’ın ‘düzenin tercihine inat’ Başkan seçilmesi ile başlayan ve Fenerbahçe aleyhine 3 Temmuz benzeri operasyonlar üst üste geldikçe artık mücadele edemez duruma geldik. Sahadaki futbolcu ne yaparsa yapsın, hakemi yenemediği pek çok maç var bu sene. 1-2 örnek verelim. Sezon başı Alanya maçı tekrar edilmeliydi, inadına etmediler; Kayseri deplasmanında 3-4 tane penaltımız verilmedi, kimse gıkını çıkartmadı; Yeni Malatya maçında atılan penaltıdaki kaleci hatası görmezden gelinirken, bir hafta sonra aynı kural Göztepe deplasmanında aleyhimize işletilerek galibiyetimiz engellendi; Trabzon deplasmanında verilmeyen golümüz; Alanya maçında hem Altay’ın kurtardığı penaltının tekrarlanması hem de son saniyede verilmeyen goller ile maalesef Fenerbahçe toplamda 15 puanı hakem ve TFF hataları yüzünden adeta bıraktık. Bu durum illa ki hem hocada hem de futbolcularda de motivasyon yaratmıştır.
  • Ancak ilk maddede yazdığımız hakem ve TFF hataları ve de en önemlisi Fenerbahçe Başkanı ve yönetimine savaş açan bazı kesimler ile ilgili daha iyi bir ‘kriz yönetimi’ yapılabilirdi diye düşünüyorum. Başkanımız gereken tüm mücadeleyi verirken, özellikle yöneticiler bu mücadelede koskoca Ali Koç’u yalnız bıraktılar. Bunun en ‘kötü’ örneğini Galatasaray maçı sonrası taraftar ile Başkan arasındaki kavgada yanında bir yönetici bile yokken gördük.
  • Tabii ki burada şu konuya da parmak basmak lazım. Sayın Başkan da dahil, bütün bu savaşı verirken futbolcuları bu ‘olumsuzluk’ havası dışında tutmalıydı. En azından hoca aracılığıyla yada direk olarak futbolculara ‘ben bu mücadeleyi kamuoyunda veriyorum, siz de sahada vereceksiniz’ demeliydi. Ama bu mesajın düzgün verilmediğini düşünüyorum.
  • Gelelim bütün bu süreçteki ‘nakavt’ durumuna. Bu kadar yokluğa ve de ekonomik sıkıntıya rağmen Ersun Yanal geldi geleli bu takıma 30’a yakın oyuncu takviyesi yapıldı. Geçen yaz döneminde Hasan Ali’nin sakatlığını kimse düşünmediğinden sol bek takviyesi yapılamadı belki ama hocanın direktifleri doğrultusunda geçen yıldan beri (eldeki 2 stoper yollanırken) yerine 5 tane stoper transferi yapıldı. Hadi diyelim Sadık sakatlandı, kaldı 4. Ama Ersun Hoca bir türlü ne Zanka’dan, ne Rami’den fayda sağlamayı bilemedi. Devre arasında tek bir kurşun olarak gelen Falette’yi ise 1,5 maçta sahada gördük, dün akşam o da sakatlandı. Bu kadar gelen giden stopere rağmen sen haftalar boyu Jailson’u stoperde oynatma ısrarından vazgeçmeseydin, en azından o hatalı yenilen 15 golün yarısını yemezdik. Sen elinde dikine futbol oynayan Zajc, Ferdi varken, manevi evladın gibi sevdiğin Tolga’yı ve de takviye eder gibi Tolgay’ı oynatmasaydın, en azından -3 puan aldığımız bazı maçlarda -2 puan alırdık. Sen, Vedat’ın marke halinde pozisyona giremediğini gördüğün dakikalarda Mevlüt’ü oyuna alsaydın en azından Alanya, Ankaragücü gibi maçlarda istediğimiz skorları alırdık. Ve de sen inatla Galatasaray karşısına ‘bitik’ bir motivasyon ile takım çıkartmasaydın, şimdi başka şeyler konuşuyorduk.
  • Son olarak bir de öz eleştiri yapmamız lazım. Fenerbahçe, özellikle son 3-4 yıldır, hiç olmadığı kadar ‘kötü’ bir taraftar topluğu ile maç oynuyor. Deplasmanlarda bile daha iyi bir taraftar grubu var inanın. Dün akşam Trabzonspor’un 90 dakika hiç durmadan takımını destekleyen taraftarının 10’da 1 enerjisi bizim taraftarda olsaydı, bu sezon en azından kendi sahamızda 1-2 maç fazla kazanırdık. Tabii ki şu konuda da haklı taraftar; oynuyorlar mı ki?

Sonuç olarak Fenerbahçe maalesef son 3-4 yıldaki hesapsız, plansız hamleler ve de dış etkenlerle aşama aşama ‘vasat’ bir takım haline geldi. İnanın 90’lı yılları bile arar olduk. Ve maalesef eğer Ali Başkan, son kozu olan ‘yönetim ve mantelite değişikliği’ kozunu oynamazsa, bir süre daha şampiyonluk ve hatta ilk 5 yüzü bile göremeyiz.

Çeşitli çözüm önerilerimiz ile haftaya devam edeceğiz..

Cihan Mendi

Lütfen anketimize katılın

Okumaya devam et

Cihan Mendi

Cihan Mendi – Tılsımlı 20 yıl

Sarı ve kırmızı renkli ‘elitler’ takımı en son bu sevinci yaşadığında henüz Türk parasından sıfır atılmamıştı. Ama biz o arada 6 tane sıfır attık mesela.

Sarı ve kırmızı renk yazdığıma da bakmayın, ‘mor’ renkle geldiler yendik; ‘turuncu’ renkle geldiler yine yendik. 10 kişi yendik, yedeklerle bile yendik. Ta ki, Türk futbolunda artık her türlü ‘engelleme’ ve ‘masa başı’ oyunlarının gizlice değil, alenen yapıldığı 2020 yılına kadar.

Aslında her şeye çok iyi başladığımız bir Pazar günüydü yine de. Stattaki yerimizi almak için Ankara’dan uçağa bindiğimde yanıma denk gelen Fatih ve Selim isimli baba-oğul ta Fransa’dan bu maçı izlemek için gelmişlerdi. Uçuş boyunca o 6 yaşındaki pırıl pırıl çocuğa anlattık Fenerbahçe’yi.

Ama İstanbul’a indiğim dakikadan itibaren sadece kendimde değil sağımdaki solumdaki tüm çubuklu taraftarlarda da gördüğüm bir ‘tedirginlik’ hakimdi. Sanki bir şey olacakmışçasına sessizdi ortalık. Maç öncesi restoranlara gittiğimizde herkes ‘boğazını yırtarcasına’ bağırıyordu ama dün anladım ki hakikaten maç öncesi restoranlarda ‘keyif’ yapmak yaramıyor biz Fenerbahçe taraftarına. Yoruluyoruz ve maça girdiğimizde sesimiz çıkmıyor.

Ayrıca bir tabloda stattaki ‘çekirdekçi’ taraftarda oluştu. Sadece bir örnek veriyim, önümde duran ve muhtemelen Almanya’dan gelmiş bir taraftar ilk devre boyunca babasını, annesini, kardeşini görüntülü olarak aradı ve onlara maçı izletti. Muhtemelen en az 200 EURO verdiği bir biletin yanına 1-2 tane daha alsaydı da ailesini de getirseydi. Hiç olmazsa, ‘bağırmak’ yerine video çeken bu taraftar, en azından yanında 3 ‘taraftar’ daha getirmiş olurdu. İşte böyle sıra dışı(!) seyirciler olunca takımı motive eden de kimse kalmıyordu.

Tabii ki her türlü engelleme ve taraftar basiretsizliğine rağmen, bu tılsımın bozulmasının ana nedenini yazıp, kendi öz eleştirimizi yapmazsam, bu köşenin hakkını veremem diye düşünüyorum.

Sayın YANAL

Bunca zaman yazdık, çizdik. Saygı gösterdik, lütfen dedik. Ama dinletemedik. Ne Türkiye’deki ‘Ali Koç’ düşmanlığının TFF boyutunda icraata geçmesi; ne Fenerbahçe yönetiminin formsuzluğu; ne de dün akşamki taraftarın görevini yapmaması benim dünkü yenilgi ile ilgili ilk sorumluyu ‘Sayın YANAL’ olarak görmek fikrimi değiştirmeyecek.

Ersun Yanal, yaptıklarıyla bu mağlubiyeti en çok hak eden isim oldu. Neden mi? Senin yönetimin isteklerin için tabiri caizse ‘boğazından keserek’ stoperse stoper, forvetse forvet, orta saha ise orta saha adamı alıyor. Ama sen çıkıp da babanın oyuncağıymış gibi koca Fenerbahçe’yi devşirme futbolcularla bu kadar formda bir Galatasaray’ın karşısına resmen yem ediyorsun.

Be adam, hiç mi vicdanın sızlamadı o Jailson’u stoper oynatırken? Hiç mi ‘yahu ben ne yapıyorum’ demedin Tolga’yı kanat oynatırken? Ferdi’yi, Ekici’yi, Falette’yi maç eksikleri var diye oynatma, git Tolgay gibi daha ilk 11 bile oynamamış adamı sahaya sür. Hakikaten, koca Fenerbahçe camiasını bu hale soktuğun için sana yazıklar olsun.

Futbolun katili Türk hakemleri

TFF’sinden MHK’sına gırtlaklarına kadar pisliğe batmış Türk futbol yönetiminin atadığı hakem de ancak böyle olurdu. Haftalardır zaten Ersun Yanal’ın kötü oynattığı futbolu hakem hataları yüzünden göremiyorduk belki. Ama dün hem futbol açısından yapılan yanlışları hem de hakem hatalarını bir arada görmüş olduk. Maç boyu eyyam yapan Halil Umut Meler, penaltımızı yemekle kalmadığı gibi, rakibin direncini kırdığımız 70’li dakikalarda hem Marcao’ya vermediği kırmızı kart hem de rakibe verdiği tartışmalı penaltı ile maçı adeta Galatasaray’a hediye etti.

Böyle devam edin, ey Türk futbol yöneticileri. Kaosa sürükleniyor Türk futbolunu biraz kendinize gelin. Taraflılığı gizlice yapın bari de taraftardan daha az küfür yiyin.

Sayın Başkanım

Çok net ve açık yüreklilikle yazıyorum ki Fenerbahçe için canınızı dişinize kattığınıza şahit oluyoruz. İşinizi, eşinizi, çocuklarınızı bırakıp gece gündüz Fenerbahçe’nin haklılığını düşe getiriyorsunuz. Ve bütün bunlar olurken, size koca yönetimden belki sadece 1 kişi o da Semih Özsoy destek olmaya çalışıyor.

Ama Başkanım, daha önce de yazdık, çizdik. Siz saha dışını toparlamaya ve motive etmeye çalışırken saha içini de maalesef sadece ‘maaşlı çalışan’ bir hoca ve menajere emanet etmiş durumdasınız. Onlar da kendi kafalarına göre bir takım yaratıyorlar ve kimseye hesap da vermiyorlar.

Ya çıkın, adam gibi bu işi yapabilecek bir yönetici bulun ya da siz kalan vaktinizi de Samandıra’da geçirin. Mevcut yönetim ile bu iş olmaz. Çıkın kongreye gidin. Hem güven tazeleyin hem de şu yönetime gerçekten ‘asker’ olabilecek kişileri alın. Oyumuz yine size inanın. Ama bir reorganizasyon şart oğlu şart.

Satmayacağız

Yukarıdaki eleştirime rağmen, yine de sonuna kadar şunu açık yüreklilikle yazmak isterim ki, her türlü ite, köpeğe, balığa, kediye, böceğe rağmen Fenerbahçe Başkanı’nı kimseye satmayacağız. Kimsenin önüne atıp da kaçmayacağız. Sonuna kadar yanındayız Ali Koç.

Sonuç

Maalesef saha dışından etki edilen, saha içinde de teknik kadronun tuz biber ekmesi nedeniyle yine şampiyonluğun gittiği bir sezon yaşadık. Yine çok erken havlu attık. Futbolun adaleti yoktur ama bu sezon için bir mucize olmadan şampiyonluğu alma şansımız yok. Elimizde bir Türkiye Kupası şansı kaldı ama bu futbol mantalitesi ile o da zor görünüyor.

Artık yapılması gereken başta Başkanımızın hemen ‘radikal’ kararlar alması ve gelecek senelerin başarılı Fenerbahçe’si için gerekli temeli oturtması gerekiyor. Gençleşme ise gençleşme. Öze dönme ise öze dönme. Ne gerekiyorsa bugünden yapılmalı.

Ben de kendi adıma artık Fenerbahçe’yi ‘maç maç’ yorumlayacak enerjiyi bulamıyorum. Bundan sonraki yazılarımızda birazcık Fenerbahçe’nin yeni kurtuluş reçetelerini incelemeye çalışmak lazım sanırım.

Umutlar en son ölür demişler ama bizim için bu seneye dair bir beklenti yok. Gelecek seneler ise hala arafta. Umarım sarı lacivert yarınlar yaklaşıyordur.

Cihan Mendi

Okumaya devam et
Reklam

Yazarlar

Geri Sayım

Galatasaray — Fenerbahçe

Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Stadyumu
Süper Lig

Süper Lig Puan Durumu

PozTakımOPuan
126
226
324
424
524

Facebook

Öne Çıkanlar