Kod adı: Kılıçbalığı… Sevdiğim ve tekrar denk gelirsem muhakkak izlediğim bir film. Az sonra bu filmden bir repliğe geleceğim ama önce sahadaki Fenerbahçe adına temel sorunun altını çizelim. Ersun Hoca, savunma hattındaki eksiklikleri, lokal ve yerel tedbirlerle çözmek yerine, voleybolda kazanılan sayının ardından tüm takımın kural olarak yaptığı gibi pozisyon kaymasıyla çözme yoluna gidiyordu 3 haftadır.Umarım doğru yapmadığını bu akşam anlamıştır, yoksa basit bir 3 puandan fazlası da tehlikede demektir. Geçtiğimiz haftalarda savunma hattının fazla üzerine gelinmemiş olması sahte bir başarı öyküsü çizdi Fenerbahçe tarafında. Şimdi filme geri dönerek gerçeği John Travolta’dan dinleyelim; “Göz aldanması Stan!”
Neydi bu göz aldanması yaratan pozisyon kaymaları ve neden bu kadar önemli? Ozan Tufan’ı sağ beke koyarak hem Dirar’dan gelebilecek sağ bek katkısından oluyorsunuz, sol ayklı olmayan bir oyuncunun sol bek oynayamamasını sağlıyorsunuz, yetmiyor Ozan’ın mevkisinden gelecek, kapılan toplarla dikine rakip kaleye ani baskın ve delici akın yapma şansını tepiyorsunuz, üzerine Tolga’nın sahada olmasıyla da yetenek kapasiteniz bir kademe aşağı iniyor ve kompakt alan savunması yapan rakibinize karşı oyun aklı katamıyorsunuz. Bütün bu kaymalar az gelmiş olacak ki stoper oynamaya alışkın olmayan bir oyuncunun sürekli olarak arkasına adam kaçırmasına izin veriyorsunuz, üstelik ani baskınlar yaparak gol arayacağı neredeyse bir haftadır belli olan bir takıma karşı yapıyorsunuz. Toplu bir çöküş…
Kısaca Ersun Hoca kendi şartlarını daha da zorlaştırmak ve oyunu hakimiyetine almamak için tüm hazırlıklarını yapmış bir şekilde maça başladı. Sonrasında Aykut Kocaman Fenerbahçe’sini andıran yan pas oyununa zorladı Alanyaspor, sahayı iyi parselleyip kompakt durarak. Böyle bir rakibi tek ayak üzerinde dengesiz yakalamanın yolu hızlı verkaçlar ya da uzun ama isabetli çapraz toplar. Bir kanat paslaşması sonrası ortaya açılan bir topla öne geçti Fenerbahçe. Sonrasındaysa rakibini pozisyona dahi sokmadan tamamen bireysel hatalarla 3 gol imkanı verdi.
Atlamayalım ki, bu bireysel hatalara çanak tutan Ersun Hoca’nın tercihleri ve bu durumu zekice bekleyen hatta tuzaklayan Erol Hoca’nın planıydı. Hatta Ersun Hoca,oyun bu kadar sıkışmışken, sahaya akıl katabilecek Zajc yerine, kariyerinde açık alan oyunu dışında etkisi olmayan Alper değişikliği yaparak son 25 dakika takım daha da geriye götürdü. Bireysel performanslarda parlayan ya da olumlu yazılabilecek bir oyuncu yoktu Sarı –Lacivertlilerde. Alanyaspor da son 6-7 dakika hariç gol pozisyonuna bile girmeden 3 gol atarak maçı kazandı. Ama Erol Hoca oyun planıyla başlı başına övgüyü ve puan tablosunun zirvesini hak ediyor.
Burada bir genelleme de yapalım.Rakiplerin büyük kısmı içeride dışarıda fark etmez Fenerbahçe’ye karşı böyle oynayacak. Belki bu kadar disiplinli olmayacaklar, belki Sarı-Lacivert savunma bu kadar hata yapmayacak, belki rakibin bu kadar etkili koşucusu olmayacak ama temelde bu kadar savunma yapıp duvarı örmeye çalışacaklar. Ersun Hoca bu duvarı aşacak birden fazla yol bulmak zorunda. Sadece kendi sahanızda pas yağarak duvarı aşamazsınız. Bu akşamın en büyük dersi ve teknik ekibe çıkacak en büyük ödevi bu noktadır.
Erken dönemde gelen bu tokadın Ersun Hoca’yı kendine getirmesini ve iki hafta sonra oynanacak Galatasaray deplasmanına çıkması gereken pozisyonuna en yakın oyunculardan oluşan dizilişi, Ankaragücü maçında sahaya sürmesini umalım. Aynı dizilişle ve aynı planla çıkıp defoların çözülmesini beklemek doğru olmaz, yani Papaz her zaman pilav yemez.Hele ki Papaz’ın Çayırında top oynuyorsanız…
Çubuklu kalın…
Emre Cilvez

