Yaz tatili bitip de okul tekrar açılınca, arkadaşlarla bir araya gelmek bu üzücü(!) olayın belki de tek tesellisidir. Çetenin her üyesine ayrı ayrı “Bu yaz ne yaptın?” ya da “Yaz nasıl geçti” sorusu sorulur, hikayeler anlatılır., çoğu zaman abartıldığı bilinse de severek, gülerek ve bazen imrenilerek dinlenir.
Okulun ilk günlerindeki o kasvetli zamanlar nasıl geçer ki başka…
Fenerbahçe çetesi için yaz gerçekten güzel başladı. Yıllardır sabırla, acıyla ama kararlılıkla bekledikleri liderlerine kavuşarak umut dolu günler için demir aldılar. Arkasından, haklı veya haksız şekilde savunmacı etiketine sahip hocalarından içleri biraz buruk, ancak kabul edilebilir bir ayrılık yaşadılar. Aslında yeni gelen hocaları CV’sinde oldukça etkileyici başarılara sahip, daha da büyümek isteyen bir hoca olunca, etrafında toplanmaları zor olmadı. Takımdaki gidenlere çok üzülmeseler de gelenlere de pek sevinmediler. Ne de olsa hem kulübün başında hem futbolun başında hem de takımın başında kendini kanıtlamış isimler ve bu topraklarda pek rastlanmayan liyakat bulunuyordu. Kağıt üzerinde durum tam bir güzel günler göreceğiz hikayesi…
Ya gerçek hayat? İşte orası hayal edilen gibi olmadı. Tarihin en kötü başlangıçlarından briisi, üst üste 3 mağlubiyet ve bir türlü akıcı olamayan oyun… Futbolseverlerin içinde hiç bitmeyen bir umut hep yeşeriyor. Kendilerince her koşulda bir çözüm var yedekte bekleyen. Nisanda gelen şampiyonluğu ve o şampiyonluğu getiren hocayı da taraftarların içinden söküp atmak çok zor. Cocu’nun işi tahmin ettiğinden daha zor. Kendini kanıtlamak zorunda olduğu şey sonuç ya da puan değil. Onun Fenerbahçesi çok iyi oynadığına hem taraftarı hem de rakibi ikna etmek zorunda. Yoksa o hayalet peşini hiç bırakmayacak.
Zagrep maçında yerle yeksan olan büyük takım görüntüsü, Derbide de devam etseydi şu sıralar Ersun Hoca’nın Biz yine şampiyon olacağız, diğer takımlar sıralamayı belirlesin açıklamasını okuyor olacaktık. Ancak Fenerbahçe bu sezonun en iyi ilk yarısını oynadı. Önde basarak alan daraltarak ve topu hızlı paylaşmaya çalışarak. Ne zaman yorulmaya başladılar ve bölgeler arası boşluklar açıldı, işte o an Fenerbahçe’nin defoları ortaya çıkmaya başladı. Ön liberosunun iyi kesiciliğinin yanında hiç oyun kuramayışı ve yaratıcı özelliklerinin ya da deliciliğinin olmayışı, Jailson’nun henüz sert futbola uyum sağlayamayışı kanat bindirmelerinin rakip savunmayı açamayışı ya da sağ bek oyuncusundan yeterince ofansif katkı alamaması gibi.
Fenerbahçe için 8 maçın sonundaki yorumumuz kötü değil olabilir, peki iyi mi? sorusunun cevabı taraftarlar arasında şu an için hayır. İlk yarıdaki oyunun geliştirilmesi Cocu’nun bu kulüpteki geleceğini belli edecek. Yoksa taraftarların; “Nisan olmaz Mayıs olur, yeter ki gelsin” diye konuşmalarını duymak çok uzakta değil ki işaretlerini maç sonu da gördük.. Ve Cocu’nun ikna etmek için çok az zamanı kaldı.
Taraftarlar şimdilik Hasan Ali’nin carlosvari performansı üzerinden görkemli Inter galibiyetini, Benzia’nın çalımlarıyla gözlerde yeniden canlanan Kaptan’ın derbilerdeki ölümcül son dakika gollerini konuşuyorlar aralarında.
Okulun ilk günlerindeki o kasvetli zamanlar nasıl geçer ki başka…

