Uzun zamandır yazmadım, ya da yazamadım. Elim gitmedi bir türlü. Bir benzetmeyle anlatayım, Lisedeyken bir türlü kafamın basmadığı ama yapmak zorunda olduğum organik kimya dersinin sınavından bir gece öncesindeki çalışma isteksizliği misafir olarak geldi oturdu üstüme. Tanıdık eski bir dost tabi, ama gitmesi çok uzun sürdü. Hayat işte…
Duygusal olarak başladım, öyle devam edeyim. Sezon öncesi her taraftarda hem beklenti hem de umutsuzluk aynı derecede yüksekti. Gerçekçi bir tezatlık dönemi. Öyle kötü bir oyun ve oyuncu kalitesine sahipti ki Fenerbahçe, kim gelse beğeneceklerle kimi alsanız beğenmeyecekler arasında menemenin soğanlı olup olamayacağı tartışması gibi ülkeyi ayağa kaldırmasını bekliyorduk. Öyle de oldu. Ligin (dikkat, Avrupa’nın değil ligimizin) en etkili hücum oyuncusu alınmasına rağmen, şimdiden çöp etiketi vuruldu bile üzerine. Boğazın diğer yakasına gitse medyada yıldız olarak rütbe verilecek bir isim nedense Anadolu topraklarında kalınca tü kaka oluyor. Ve nedense QTM* (kulakların çınlasın PVH17**) için çok normal olan bu durumun peşine takılan çok sayıda eski dost var tribünlerden. Oyuna gelme desek de bazı eski dostlar eski düşmanın tarafında yer almasıysa en hafif tabirle üzücü.
Belki de ileride bizi yanıltacaklar, yine de yazalım. Çok doğru noktalara doğru isimler alındı ve çok doğru isimlerle yollar ayrıldı. Hala eksikler var, hala transfer gerekli ve hala bu takımda olmaması gereken isimler var. Keşke söz verildiği gibi sezon başına yetişseydi tüm kadro değişiklikleri. Verdiği sözü zaman olarak tutamayan yönetimin önünde en azından 15 günü var, hiç değilse sözü tam olarak yerine getirmek için. Eski bir dost da geri döndü, yaşı kemale eriyor belki ama asayiş de berkemal olacak umursamazlık konusunda ve taraftarın gönlünde biraz ferahlık.
Teknik ekibin belki de geldiklerinden beri en zor haftaları sezon başında olacak. Evet geçen sene 17.likten 6.lığa çıkmak başka bir formayla olsaydı tarihteki hak ettiği yerini alırdı ama bu renkler altında sadece saçma sapan durumun düzeltilmesi olarak görüldü. Şimdiyse kritik bölgelerdeki transferler bitmeden, eksik kadroyla mükemmel bir sezon açmak zorundalar. Camiadaki umutsuzlukla birlikte, belli bir kesimin sürekli bir şekilde “denge” beklentisini silmenin ilk ve temel işleri olduğunun farkında olmalılar. Ersun Hoca’dan beklenen, eski günlerdeki gibi bir sezon açılışı ve 5 sene önce söz verdiği 4.yıldızı birlikte takma sözünü tutması. Kimin oynadığına bakmadan, hangi bölgede eksiklik var sızlanmadan, kendi imzasını taşıyan buldozer gibi bir başlangıç. Rakipleri daha ilk haftalardan sezonun nasıl geçeceği konusunda ikna eden bir güç gösterisi… Tıpkı eski günlerdeki gibi.
Bana gelince… Dolabımdaki eski dostum “çubuklu”yla birlikte her sezona olduğu gibi umutla giriyorum yeni sezona da ama demeden, eksikleri görerek, ancak desteğimi kesmeden. Hayal meyal düşler gibi baharı bekleyeceğim, sarı lacivert bir caddede yürümek için. Bakarsınız eski dostumuz Nisan gülümseyerek karşılar bizi. Umutlu ve Çubuklu kalın.
Emre Cilvez

