Bize Ulaşın

Emre Cilvez

Emre Cilvez – Dönüş

Ortalama üzeri oynanan oyun, hadi elimizi korkak alıştırmayalım iyi sayılabilecek bir oyun, sonuca da yansıyınca teknik analiz yapmak daha anlamlı oluyor. Maçın hikayesi deplasman takımının istediği gibi başlasa da devamı hiç de planladıkları gibi olmadı. Artık alışkanlık haline gelen kaleye gelen ilk pozisyonda golü yeme durumu, Fenerbahçe’nin hikâyeye istediği girişi yapmasına izin vermese de, Çubukluların yine de kurguladığı hikayeye dönüş yapabildiği bir gerçek.

Yüksek bir yüzdeyle değil ancak, yüksek sayıda çerçeveyi bulan vuruşlarla geceyi tamamladı Fenerbahçe. Emre, Rodrigues ve Kruse vuruş kalitelerini yükseltmiş olsa, maç sonundaki skora daha ilk yarıdan ulaşabilirdi sarı-lacivertliler. Top rakipteyken önde baskı ve alan paylaşımı konusunda her geçen gün daha iyiye gidiyorlar. Topu geri kazanma zamanları azalıyor ve top daha çabuk dönüş yapıyor Fenerbahçe’ye.

Kanat akınlarına baktığımızda, ilk yarı özellikle sağ çizgiden etkili olamadılar. Ozan Tufan yerinin gerektirdiği görevleri tam yapamamış göründü. 20. dakikayı geçerken, Ersun Yanal sağ çizgiyi tamamen Isla’ya bıraktı, Vedat ileride biraz daha sağ çizgiye yakın oynadı ve Ozan Tufan merkezdeki yerine dönüş yolundaydı sürekli. Sonrası mı? 3 gol buldu Fenerbahçe. Hem de sakatlıktan kurtulup sahalara tam dönüş yapan Vedat’ın olağan üstü eforuyla 2 gol birden attı.

Ve Ferdi için de birkaç cümle yazalım. Herkes neden oynatılmadığını sorguluyor, bense bu vakte kadar neden formayı Tolga Ciğerci’den çekip almadığını. Bu yetenek ve oyun görüşüyle kadrodaki çoğu oyuncudan daha üstün olduğunu sanırım o da biz de biliyoruz. Lakin futbol sahip olduklarını mücadele ederek sahada gösterme sanatı. Gençlerbirliği karşısında hem verdiği paslarla hem de attığı muazzam gol ile Kadıköy çimlerinde muazzam bir gösteri yaptı sahada olduğu yarım saat içinde. Hocasının hazır değil mesajına da, “bir şeyleri değiştirmek istiyorsan ben buradayım.” şeklinde dönüş yapmış oldu.

Ersun Yanala gelince, özüne dönüş yaptığı bir performans izledik ondan da. Serdar Aziz’in beklenmeyen devre arası sakatlığı sonrasında yerine bir stoper alabilecekken yukarıdaki övgü dolu satırların adresi olan Ferdi’yi sahaya sürdü. Karşılığını takımının iki gol daha bulması ve bir o kadar da kaçırması şeklinde aldı. Taraftar gözünde güven tazeleyerek ve neden bu takımın başında olduğunu tekrar göstererek. Kendisinden beklenen teknik direktör performansını sundu.

Bir maçla şampiyon olunmuyor ama şampiyon olmak için bu maçları kazanmanız gerekiyor. Haftaya Sivas ve ardındaki Beşiktaş maçlarını da, altını çizelim böyle oynayarak, kazanırsa Fenerbahçe; yeniden ligin zihinlerdeki favorisi olacaktır. Tıpkı taraftarının beklediği, özlediği ve inandığı gibi. İnanç ve oyun olarak bir eksiği yok Fenerbahçe’nin yeter ki yeniden galibiyet serisine dönüş yapsın.

Çubuklu Kalın.

Emre Cilvez

Emre Cilvez

Emre Cilvez – Kelebek Etkisi

İrfan Can Kahveci

Tarih olarak anılmak için yeterli bir süre olmuş mudur emin olmamakla beraber, Futbol Tarihi kalıbı benim de kullanmayı sevdiğim bir tamlama. Fenerbahçe’nin hem sezon başı hem de sezon ortası transferleri de yakın dönem sezonlar arasında en parlak ve öne çıkanı oldu. Biraz abartırsak tarihi bir transfer sezonu olduğunu söyleyebiliriz. Peki, yakın dönem Futbol Tarihimiz ile Tarihi Transfer sezonunun ardından tarihi bir şampiyonluk geleceğini ima edeceğimi düşünüyorsanız size sadece inşallah diyebilirim. Benim dikkat çekmek istediğim nokta biraz farklı. İsterseniz o tarafa doğru gitmeden önce filmi biraz geriye sarıp benzetme kuracağım zamana gidelim.

Yıl 2011… 2008 yılında Manisa’dan Trabzon’a 2M Euro bedelle transfer olan Selçuk İnan kontratının son yılını oynarken hem de çok iyi oynarken, devre arasından itibaren İstanbul Devlerinden teklifler almaktadır. İster para, ister mantıksal, ister duygusal bir tercih yapmış olsun, kendisinin o yaz yaptığı seçim yakın dönem futbol tarihini de doğrudan etkilemiş oldu.

2000’lerin başından itibaren futbol sahalarını etkilemeye başlayan, “yetenekli orta sahan kadar oynarsın” dönemini hatırlıyoruz, en azından Ronaldo ve Messi sahneyi tamamen alana kadar, Gerard, Lampard, Zidane, Seedorf, Pirlo, Xavi, Iniesta gibi isimlerden bahsediyoruz. Yani sadece 10 numaraların değil 6 ve 8 numaraların da yetenekli ayaklardan oluştuğu bir dönem. Selçuk İnan uzun süre neredeyse alternatifsiz olarak bulundu hem milli takımda hem de sarı kırmızılı forma altında. Gerek Burak ile yakaladığı uyum gerek her maç aynı standardına yakın verimlilikte olması, performansını etkili kıldı ve sarıyla birlikte kırmızı rengin daha fazla kupa almasını sağladı 2010lu yıllarda.

Bugüne dönersek benim gözümden bakıldığında İrfan Can transferi de aynı rotayı hatırlatıyor. 2020’lerde yetenekle birlikte orta sahalardan adam eksiltme, sahayı dikine topla birlikte kat edebilme ve uzaktan şut atabilme özellikleri bekleniyor. Hepsi bir paket olarak İrfan Can’da bulunan özellikler. Çok değerli orta saha oyuncularına sahibiz hem ülke hem Fenerbahçe olarak. Ancak İrfan Can gibi komple bir orta saha oyuncusu yakın dönemde kadroda bulunmamıştı.

Herkes haklı olarak Mesut Özil’i konuşuyor çünkü o kadar iyi bir seviyedeyken ülkeye gelen bir oyuncu olmamıştı. Kendisinin hem saha dışı, hem transfer olması muhtemel oyuncular, hem sponsorlar gibi pek çok dolaylı katkısı olacağının yanında sahaya da akıl katacağı aşikar. Ben yine de İrfan Can etkisinin öyle bir anlık değil çubuklu formayı giydiği sürece olacağını düşünüyorum. İster uzun yıllar kalsın, ister iyi bir bedelle Avrupa transferi yapsın önümüzdeki günlerde kahve emoji tiryakisi yapabilir sarı lacivertlileri.

Çubuklu Kalın…

Okumaya devam et

Emre Cilvez

Emre Cilvez – Güzel Oyun

Erol Bulut

Maçı izlemeyen biri için, her iki takımın ligde bulundukları konuma bakıldığında skor çok da şaşırtıcı değil. Ancak oyun olarak Fenerbahçe’nin ortaya koyduğu seviye rakibinin çok üzerindeydi.

Erol Hoca, maçtan hemen sonra, kendisi için en çok eleştirilen konuya değinerek orta açmak üzerine bir planlarının olmadığını söyledi. Bu maç için çok haklı bir tespit. Yarın maç yazılarını okuduğumuzda kimsenin böyle bir iddiasının olmadığını da göreceğiz, çünkü Caner üzerinden bir oyun oynanmadı. Her ne kadar Erol Hoca kabul etmese de oyun olarak bu maç yapılabildiğinin aksine, pozisyon üretilemediği maçlarda başvurulan yegane çözüm; mesafe tanımaksızın sol kanattan gelen ortalar ve duran toplardan skor üretme üzerineydi. Kayseri karşısındaki oyunu sezonun en özel maçı yapan da önceki haftaların aksine bu iki yönteme ihtiyaç duyulmadığı gibi, sadece pozisyonun gerektiği yerlerde, orta açmaya başvurulmasıydı.

Peki Fenerbahçe neyi çok iyi yaptı ki bu kadar üstündü? Öncelikle topu paylaşırken ve paslaşırken geçmiş haftalara göre hızı arttırmıştı. Yani hem pas verirken çabuk düşünüp hızlı oldular, hem de topu hızlı paslaştılar. Etkisiz gibi görünen rakibi etkisizleştiren de temelde bu oldu. Kayserispor’lu oyuncuların ön alan baskısında hep bir iki adım geç kalmalarının sebebi karşılarında önceki haftalara göre topu hızlandırmış Fenerbahçe olmasıydı. Kayserispor baskısını geçtikten sonra 3.Bölgede yapılan paslaşmalar, 1.Bölgedeki aynı başarıyla devam edince Fenerbahçe adına hem pozisyonlar ardı ardına geldi hem de skor üstünlüğü alınmış oldu.

Bu satırların yazarı olarak bu konuda bakış açım pek değişmedi. Forvet oyuncularının yetersizliğini ancak onları takım olarak yeterince pozisyona sokabilirseniz değerlendirebilirsiniz. RVP ya da Soldado yetersiz miydi sorusunun, benim için hala cevabı bulunabilir değil. Fenerbahçe’nin Kayserispor karşısındaki oyunundan sonra bu değerlendirmeyi yapabiliriz çünkü takım, oyun planının bir sonucu olarak üretmesi gereken kadar pozisyon üretti. Gerisini hücum oyuncularının yüzdesi belirledi, ki 3 puan için onların isabet oranı da yeterliydi.

Gol sayısından daha önemli olansa pozisyonların hazırlanış şekli. Açıkçası önümüzdeki dönem için hem umut verdi hem de takıma öz güven sağladı. Mükemmele yakın seri paslaşma, ortadan kurulan üçgenlerle ve savunma arkasına yapılan koşuların önüne doğru zamanda atılan toplarla, kısaca akan oyunda ve asist üzerinden gelen 3 gol… Daha iyisi düşünülemezdi…

Ve maçın oyuncusuna ayrı bir yer açalım. Pelkas’ın zekâsı, düşünme ve harekete geçmedeki hızı, pas isabet yüzdesi ve şiddetini ayarlayabilmesi, bir forvet arkası oyuncusu için çok önemli meziyetler. Bir de kendini oyuna verme ve konsantrasyonla birleşince, son yıllardaki en etkili oyun değiştirici karakter olma yolunda hızla ilerlemesini sağlıyor. Mesut’u göreceğiz ama açık ara Ali Koç Başkanlık döneminin en etkili transferi “Yunanistan” oldu.

Attila Szalai’nin ilk maçı için temiz bir oyundu demek gerekir. Bir defa sakinliği, oyun görüşü ve ortalama bir stoperden daha isabetli pas yeteneği, takıma bir iki adım öne hareket etme şansı getirmiş. Sahada hiç acemi gibi durmadığı gibi hızlı harekete geçmesi sayesinde ikinci golün başlatıcısı oldu. Üzerine daha çok gelindiği bir maçta dayanıklılık ve çabukluğuyla ilgili değerlendirme yapılabilir. İlk maçı başarıyla geçtiğini not edelim.

Son olarak gelişmeye ihtiyaç duyulan noktaları üstelik de kazanırken yazalım. Set oyununa geçildiğinde, top henüz 2.Bölgedeyken, takım her ne kadar hızlı paslaşmaya çalışılsa da oyuncuların yer değiştirip pas opsiyonu olma çabaları beklenen seviyenin biraz altındaydı. Hızlı atağa kalkılan geçiş oyunlarında bu göze çarpmasa da set oyununda kendini belli etti. Erol Hoca bu durumu da gün geçtikçe iyileştirirse hem geçiş oyunu hem kenar/çizgi oyunu hem de set oyununda durdurulamaz boyuta ulaşabilir. Bir 3 puandan Guardiola takımı sonucuna varamayız ama yerel ligde o etkiyi gösterebilecek oyuncu grubu var hocanın elinde. Neden oyun da öyle olmasın. Çubuklu kalın…

Okumaya devam et

Emre Cilvez

Emre Cilvez – Tek Plan

Erol Bulut

Son yıllarda Fenerbahçe maçları için değerlendirme yazılarını yazarken, bir sezon içinde hep aynı temayı yazıyor gibi hissediyorum. Dün akşam için de bu durum değişmedi. Zamanı kısıtlı olup devamını okuyamayacaklar için erkenden yazalım; Fenerbahçe’nin akan oyundaki tek gol atma planı mesafe tanımadan orta açmak üzerine. Konyaspor da bu durumu ön görerek çok güzel hazırlanmış ve bu fırsatı ev sahibine vermedi.

Detaya girecek olursak; Erol Hoca’nın takıma kattığı en büyük değişim kompakt oyun,yani iyi alan paylaşımı, yardımlaşma, hatlar arası mesafenin daralması ve bir arada oynama isteği. Özellikle işin savunma kısmında ve topun geri kazanılmasında geçen senelere oranla takımın gösterdiği gelişim çok bariz. Dün özelinde Ozan’ın biraz geride kalması, onun delici ve topla gidebilme özelliğini kullanarak baskın yapma fırsatı vermese de, Gustavo ile birlikte çok top kazandığı gerçeğini gizlemedi. Kısaca, biri sahalarda zor görebileceğimiz mükemmellikte 2 gol yenmiş ve sadece bir net pozisyon verilmiş bir maç için Fenerbahçe takım savunması kötüydü diyemeyiz.

Fenerbahçe’nin ve teknik heyetin sahaya yansıtmayı henüz başaramadığı konu, yazının başında dile getirdiğimiz akan oyunda hücum şablonlarının olmayışına bağlı olarak skor bulunamaması. Bakın sahadaki oyuncular beceriksizdi ya da yapamadı değil, Caner’in ortaları dışında bir plan yoktu. Bu hatayı Erol Hoca da fark etmiş olacak ki, ilk yarı fahiş sayıda açılan ortalardan sonra ikinci yarı topu yere indirdiler. Fakat bu sefer de çabukluğuyla ve oyun aklıyla iş yapacak “Yunanistan”ı sahadan alarak, yerine bir hücum oyuncusu daha koyarak orta sahayı rakibe teslim ettiler. Teknik kadro hatanın oyuncu performanslarından olacağını düşünmüş olacak ki daha uzun santraforlar sahaya sürülerek aynı gol bulma planına, sırasıyla farklı dizilişlere (42 ve 424e) geçilerek sadık kalındı. Maç sonu açıklamalarında bireysel hatalardan söz edilmesi bu yorumu da doğruluyor gibi. Ancak, Konyaspor’un beklediği ve hazırlandığı gibi de orta açmaya dayalı plandan skor çıkmadı.

Dikkatli gözler mutlaka farkmetmiştir. Fenerbahçe hatalı bir kararla iptal edilen golde orta açmadan çok güzel bir üçgen kurarak gol vuruşu üretmişti. Kadıköy’e gelen her takımın oynayacağı kapalı ve kalabalık savunma futbolunu açmanın yolu da bu tip kısa ve seri paslarla ortadan, ya da çizgiye inerek verilen paslarla olabilir. Evet Gökhan ve Caner büyük silah ama Fenerbahçe’nin tek silahı bu olmamalı. Artık rakiplerin ilk tedbir aldığı bu silahtan sonra, maç içimde penaltı ve duran top gibi bir tavşanın şapkadan çıkmasını beklemeden, ikinci ve hatta üçüncü opsiyonlarınızı sahaya koymanız gerek.

Fenerbahçe takım oyunu oynamaya çalışırken, bu oyun planı içine bireysel üztünlükleri serpiştirmekte de zorlanıyor. Sonra da camia oyuncu performansı üzerinden değerlendirme yapma yoluna gidiyor. Örnek olarak Thiam çok çabuk hızlanabiliyor ve uzun fuleli koşusuyla rakibini topsuz geçebiliyor. Ancak 45 dakika içimde bir defa bile onun bu özelliğini kullanabilecek bir set denemesi izleyemedik. Aynı çok keskin tek vuruşu olan Samatta’ya bu fırsatın sahada verilemediği gibi.

Fenerbahçe kötü değil ama hücum planı tek ve rakipleri için tahmin edilebilir. Milli maç arasında hücumu çeşitlendirmek amacıyla gelişim sağlanırsa, moral, motivasyon ve kadro kalitesi olarak zaten rakiplerinden önde olan takım, şampiyonluk yolculuğunu da rahat geçirir. Erol Hoca ve ekibinin çözümünün ne olacağını aradan sonra izleyeceğiz.

Çubuklu kalın.

Emre Cilvez

Okumaya devam et
Reklam

Geri Sayım

Süper Lig Puan Durumu

PosTakımOPuan
14084
24084
34082
44071
54065

Facebook

Öne Çıkanlar