1 Mayıs Sal 2026
Ana SayfaYazarlarCihan MendiCihan Mendi - Zaruri…

Cihan Mendi – Zaruri…

- Advertisement -

Esasında bu köşede krizleri yazmaktan çok önce vazgeçmiştim. Gönül istiyor ki, her hafta sadece teknik açıdan eleştiri yada övgü yapalım da kazanan hep Fenerbahçe olsun. Ama öyle görünüyor ki, bu ‘geçiş’ dönemleri beraberinde çok fazla kriz ortamı yaratıyor ve bu şekilde doğrular yolunu bulacak.

Şimdi dün sayın Başkanımızın yaptığı açıklamalara gelelim ve bunu genel algıda oluşan sorulara cevaben görüşümüzü katarak yorumlamaya çalışalım.

İnşallah, bu da Fenerbahçe’deki krizlerle ilgili yazacağımız son yazı olsun..

Soru: Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı, bu kadar detayı kamuoyu önünde paylaşmalı mı?
Normal şartlar altında, böyle bir detay ‘kurumsal’ olan hiçbir yapıda tartılmadan, biçimlendirilmeden ve ciddi raporlara dayanmadan elbette verilmez. Zaten Başkan da elinde ciddi deliller ve kendi gördüklerine istinaden çıktı ve eksiksiz bir şekilde özellikle Volkan Demirel’in kadro dışı olayını ve de 3 antrenörün yollanması olayını tüm gerçekliği ile anlattı.

Soru: ‘Yok kardeşim, ne gerek var bu kadar detaya?’ diyenlere,
Ben Ali Koç olsam şunu derdim. ‘Yahu, önce mantıklı ve sade bir açıklama ile yollarımızı ayırdığımızı anlattık, isyan ettiniz. Çıktık kulübün kendi kanalına demeç verdik, yetmez dediniz. O zaman alın size o çok merak ettiğiniz detaylar dedik ve yine iyi niyetle tamamen şeffaf olduk.’ Hatta ben olsam, kısa bir basın açıklaması yapar, sonuna da ‘burası kurumsal bir yapı ise, ben de buranın Yönetim Kurulu ve Başkanıyım. O yüzden bu kurul ve başkan buna karar verdi. Artık kapatalım şu konuyu’ derim, sonunda kim ne derse desin.

Soru: 3 Antrenör konusunda verilen karar doğru mu?
Çok kısaca, zaten ben bir önceki seneye ait bir ekibin teknik direktör değişikliği ile devam etmesini çok özel durumlar olmadığı sürece doğru bulmuyorum. Nedir bu çok özel durumlar? Takım bir önceki sene çok başarılı olmuş, şampiyon olmuş, kupalar almış ama Teknik Direktör gitmek istiyordur (emeklilik vs.) kulüp de aynı ayar bir hoca getirip, aynı sistemi devam ettiriyordur, kabul. Yada Hoca gidiyordur, yerine yardımcısı geliyordur, kabul.
Ancak bir önceki ‘emektar’ ve ‘vefa gösterilmesi gereken’ hocanın talebi ne olursa olsun, Hollanda’dan gelen ve tamamen farklı kültürün adamı birisine hiç tanımadığı bir sistemin antrenörleri ile çalış demek, bana göre çok gereksiz bir vakit kaybı olmuştur. Sezon başında bu isimlere de teşekkür edilip, Cocu’nun kendi ekibini kurmasına izin verilmeli idi.

Gelelim, bu 3 hocanın yaptığı ‘bilgi sızdırma’ konusuna. Evet bunun adı her ne niyetle olursa olsun bilgi sızdırmadır. Siz, hele hele izinsiz bir şekilde hangi niyetle olursa olsun, Fenerbahçe’nin mülkü olan hiçbir bilgiyi kulübün dışına transfer edemezsiniz. İster belgesel çekiyor olun ister üniversitede ders olarak okutun, isterseniz de evinizde arşivleyin; yaptığınız yanlış beyler. Sırf bu tip nedenlerle dünyanın her yerinde hukukun işletildiği pek çok durumun olduğunu özellikle ‘öğretim üyesi’ olan kişilerin bilmesi gerekirdi. Yazık oldu. Hem Fenerbahçe’ye yazık oldu hem de yıllardır birlikte çalıştığınız değerli bir isme az da olsa ‘leke’ sürdürmüş oldunuz. Bu durumda verilen karar ve gerekçesi doğrudur (tabi ki iddianın doğru olduğunu kabul ederek) ve de bu konuda Fenerbahçe camiası artık önüne bakmalıdır.

Soru: bu kadar açıklamaya rağmen, alınan başarısız sonuçlar da Cocu ve Comolli suçsuz mudur?
Zaten başkan da söyledi, biraz sonra yazacağımız ‘kaptan’ Volkan’ın görevini yapmadığı ne kadar aşikarsa, bu durum aslında futbolun patronu Comolli için de geçerli maalesef. Bir taraftan baksak, eğer aylardır süren bu karışıklıkları biliyor ve kulak altı ediyordu ise, sıkıntı büyük; ama bilmiyordu ve o da henüz öğrenmeye başladı ise, sıkıntı daha büyüktür.

Gelelim Cocu’ya. Evet her ne kadar taktik açıdan haftalardır sahada hala kendini bulamamış bir Fenerbahçe izliyor olmamızın, bu bahse konu sorunları ile ‘az’ ilgisi bulunsa da bu kadar cereyanın olduğu yerde en masım adam gerçekten Cocu imiş. Adamcağızın haline bakar mısınız? Geri planda 3 tane tecrübeli isme güveniyor, onların takıma katkı mı yoksa baltalama mı yaptığından emin değil. Sahaya kadro çıkartacak, belki de kim iyi kim değil onu bile bilmiyor. O yüzden Cocu için benim sabır saatim ‘yeniden’ sıfırlandı ve beklemedeyim.

Soru: Bu kapsamda yönetimin aldığı genel kararları nasıl yorumlarsınız?
Tabii ki Başkan’ın ve yönetimin öyle yada böyle verdiği kararlar Fenerbahçe camiasının bundan sonra ‘başı boş’ ve ‘ali kıran, baş kesen’ olmayacağının kanıtıdır. Doğru olan da budur. Ne kongre ne de taraftar hoca için yada 15 yıllık kaleci için oy kullanmadı. Bu karaları ‘sağlıklı’ alabilmesi için Başkana ve yönetimine oy verdi. Bundan sonrasında günah da sevap da onların sorumluluğundadır.

Şahsi olarak, Ersun Yanal’ın Fenerbahçe’nin en ‘faydalı’ hocası olduğunu ve kariyeri bitene kadar Fenerbahçe ile çalışması gerektiğini düşünen bir adamım. Ancak dünden önce de yazmıştım, dünden beri de yazıyorum; sezon başında bir sistem ile Ersun Hoca ya da benzeri bir ismi getirmeyecekseniz, gidişat ‘yokuş aşağı’ iken getirmenizin de bir anlamı yok. Hem savunduğunuz ‘istikrar’ politikası açısından yok, hem de gelecek teknik direktörü ‘kucağında bomba’ ile karşılamanızın yanlışlığı açısından yok. Bu nedenle artık taraftar olarak da medya olarak da ‘Ersun Yanal’ diye bağırmaktan vazgeçmeliyiz. Kaldı ki, yönetim bu kararı sadece Cocu’nun masumiyeti açısından değil aynı zamanda istikrar ve de kurumsal yapının korunması açısından da vermiş olması en önemli neden.

Sonuç olarak, hoca değişikliği olmaması kararını şimdilik destekliyorum. Neden şimdilik? Çünkü eksik olan şeyin hocanın kabiliyeti olduğunu düşünmüyorum. Hoca, iyi niyetle işini yapmaya çalışıyor. Ama onun yöneticisi konumundaki Comolli, hala eksik besleniyor. Hala bu futbol yönetiminin Türkiye dinamiklerini bilen ve de futbolcular ile yöneticiler ve taraftarlar arasındaki bağı düzgün kuracak bir menajerlik sistemine ihtiyacı olduğu gerçeği benim nazarımda değişmez. Bundan sonraki süreçte en azından yönetim açısından aksaklıklar devam edecekse, bunun sebebi bu kararın alınamamasıdır. İşte belki de ‘değişim’ kararlarının zayıf halkası da Comolli’ nin tek yönetici olduğu düzendir. Bundan sonra bu yapıdaki eksikliği tamamlamak sayın Başkan’a kalacaktır, bu da kendisini yıpratır.

Soru: En son söylenmesi gereken olarak Volkan konusunda ne düşünüyorsunuz?
Kim ne derse desin, Volkan’ı tüm ‘asabiyeti’ tüm ‘hataları’ ve de tüm ‘taraftar’ gözlüğü ile sevdik biz bunca yıl. ‘Bir Volkan’dır Fenerbahçe‘ dedik.

Ancak, nasıl ki taraftarın Başkan ile ‘sululuk’ tavrına girmesini eleştiriyor isem, Fenerbahçe kaptanının da (her kim olursa olsun) Fenerbahçe Başkanı’na saygısızca tavır sergilemesini sonun kadar kınıyorum. Bu konuda açıklama ya da gerekçe ne olursa olsun, Başkan’ın yanındayım ve de kalecisiz bile kalsak kararın uygulanmasından yanayım. Hiçbir nedeni yoksa bile, en büyük Fenerbahçe’linin bir sözü bile bu durumda bize önder olmalı: ‘ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim’..

Son olarak, Fenerbahçe içinde hala insanların Volkan vs Ali Koç; Aykut Kocaman vs. Şen ailesi falan gibi tartışmalarına artık son vermesini; taraftarın takımı yuhalayacaksa da maç bittikten sonra yuhalamasını; insanların kenarda ‘görmek istediği hoca gelsin’ takımın yenilgisi için dua ettiği günlerin ‘bir daha açılmamak üzere’ kapanmasını dileyerek, Fenerbahçe’mizin tüm branşlarda bizleri sevinçten ağlatacağı günlerin pek yakında olacağına inancımı sürdürüyorum. Yine en büyük Fenerbahçe’li Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi; ‘Zafer, inananlarındır’….

Bol sarı lacivert günler…

Cihan Mendi

- Advertisement -
BENZER HABERLER
- Advertisment -

Günün içinden