1 Mayıs Sal 2026
Ana SayfaYazarlarCihan MendiCihan Mendi - Öz Güven Çıkmazı

Cihan Mendi – Öz Güven Çıkmazı

- Advertisement -

İlk Devre..

Kesinlikle özlediğimiz, istediğimiz, izlerken sevinçten ağladığımız Fenerbahçe vardı sahada. Soldado’nun bu takımın ‘yegane’ forveti olduğunu gördük. Ki transfer olmayacaksa başka da bir seçenek bulunmuyor.

Takım halinde öz güvene sahip,başı dik ve ‘ben büyük takımım’ diyen bir Fenerbahçe idi.

 

İkinci Devre..

Anlaşılmaz bir şekilde taraftarına eziyet eden, ne istediğini bilmeyen, öz güvensiz, 2 pas yapamayan, sistem olarak uygulamak zorunda olduğu ‘kontratak’ futbolunu bile beceremeyen bir Fenerbahçe vardı sahada. İzlerken sinirden ağladık. Bir kez daha ‘lanet’ bir Pazartesi akşamını daha yaşattılar maalesef. Daha fazla teknik olarak ne demeli onu da bilmiyorum. İnanın standart eleştiri kelimeleri kifayetsiz kalıyor.

Bu yüzden biraz Bursa maçı analizine ara verip başka konulara girmek istiyorum. Bugünlere nasıl geldik, bir bakalım..

 

Sezon başı olan biten her şey..

Taa geçen yıldan başlayalım. Aziz Yıldırım yönetiminin yanlışlarını eleştirirken de hepimiz ‘artık çim biçicisinden, hocasına her şey değişmeli’ demiyor muyduk? CEVAP: Evet

Peki, 16 bin oy ile yönetime gelmiş bir Başkan ve yönetim ne yaptı? CEVAP: Futbol kadrolarını değiştirdi, ve de (biraz da finansal zaruretten) kadroyu da değiştirdi. YANİ TALEP EDİLEN DEĞİŞİMİ UYGULADI.

Herkesin aklından geçen kısma gelelim. Aykut Hoca’nın yollanma sürecinde manevi ve taktik olarak hata var mı? CEVAP: Evet. Peki, Takımın teknik direktörü de değişmeli miydi? CEVAP: Evet. Peki Aykut Kocaman, daha önce de söylediği gibi ‘yeni seçilecek herhangi bir yönetimi zor da bırakmama’ adına sezon sonunda istifa etmeli miydi? CEVAP: Evet.

Peki bu kadar futbolcu değişimiyle hoca olarak yine Aykut Kocaman kalsaydı bu takım yine de bocalar mıydı ? CEVAP: Evet.

O yüzden sezon başı olup biteni bir artık unutalım. Zira Fenerbahçe’nin kısa vadede çözüme ihtiyacı varsa; bunun için ne Aykut Kocaman, ne de Aziz Yıldırım geri gelmeyecekler. En azından bugün. Elimizde iyi niyetle bir şeyler yapmaya çalışan bir yönetim ve de teknik kadro var. Ve sezon sonuna kadar başka da seçeneğimiz olmayacak. Hele hele futbol dışındaki konulardan açık arayıp bulamayınca olmamış şeylere sarmak gerçekten camianın birliğine zarardan başka bir şey vermez. Kriz severlere yazacak başka bir cümlem yoktur.

 

Gelelim transfer ve hoca seçimlerine..

Comolli denen arkadaşa her şeyi diyebiliriz. Fenerbahçe’nin büyüklüğünü anlamıyor, ruhsuz, idari açıdan düzgün işler yapamıyor olabilir. Ama emin olun kağıt üzerinde yapılan transferler bu ekonomik dar boğaza göre gerçekten ‘tercih edilebilir’ durumda idi. Alınan forvet, İngiliz liginden; kanat oyuncusu, İngiliz liginden; orta sahalar kendilerinde gelecek vadeden isimler miydi? EVET. Ama kimse bu yığının bu kadar ‘ayakta duramaz halde’ olacağını düşünmüyordu.

Bu noktadan sonra Fenerbahçe’nin görev yapan 3 hocasını masaya yatırmak lazım herhalde. Hata yüzdesinin en büyüğünün ‘takımın yetersiz oluşunu’ analiz edemeyen ve de ‘elindeki malzemeyi bir türlü yemeğe çeviremeyen’ Cocu beyefendiye atmaktan başka çaremiz yok.

Bugüne de bakarsak, takım başında 5nci maçına çıkan Ersun Hoca’nın da vadettiği umutları bir türlü 90 dakikaya yayamaması olarak kabul edersek, ikinci yüzde de ondadır, demek lazım.

Nedense, elindeki ‘belirsiz’ yönetim kabiliyeti ve inanılmaz moral bozukluğu ile Koeman’ın yine de aldığı bazı ‘enteresan’ sonuçlar onun hatanın en az payına sahip olduğunun göstergesi.

Tabii gün sonunda en acı reçete hala ‘sportif direktör’ olan Comolli ve O’na bu güveni veren Sayın Başkanımıza yazar mı? Yazıyor maalesef.

 

Ne yapmalı-3 ncü kez

Şu yazıyı yazarken bile belki yönetim ihtiyaç olan 2-3 transferi açıklıyor olabilir. Hatta Comolli görevden bile alınabilir. Ama öncelikle ‘sabır’ Fenerbahçe yönetiminin ilacı; ‘öz güven’ ise futbol yönetiminin dopingi olmalıdır. Başka da seçenek görülmüyor gerçekten.

Bir şekilde ‘normal futbol doğası’ ile bile zor geçmesi ve puan kaybı beklenen Bursa maçını yarı devre top oynayarak 1 puanla geçmiş ve de averajla da olsa son 3 korku tünelinden çıkmış olmak azıcık da olsa bir ‘öz güven’ deposu olmalıdır. Tabii ki takımın futbolunu tüm devreye yayamazsak 3 yanlış bir doğruyu daha götürür.

Ama derseniz ki, ‘o zaman bu takım toparlanıp hak ettiği üst sıralara tırmanır mı?’ Vallahi ne oynarsak oynayalım önümüzdeki 2 iç saha maçını kazanamadığımız sürece herhangi şey demek yanlış olur. Zor bir dönem ama üstüne tabiri caizse ‘kefen giyerek’ gelmiş yönetim ve hoca varsa, bu durumu ancak onların becerisi aşar. Taraftar da en büyük itici güç olur.

 

Gelelim tekrar Bursa maçına..

En başta takımın teknik açıdan iyi ve kötü yaptığı şeyleri özet geçtik. Ama maçın sonunda öyle bir şey oldu ki, eğer o VAR pozisyonu Galatasaray veya Beşiktaş’ın aleyhine çalınmış olsaydı, şu an kimse bu kötü futbolu konuşmuyordu. Başkanlar çıkıp VAR yada YOK falan diyorlardı.

İşte buyurun Fenerbahçe yönetimine taraftar ile tekrar barışabilmek için bir şans. Çıkın yarın yıkın TFF’nin bütün ‘statüko’ düzenini de hepimiz tekrar kazanalım öz güveni ve gücümüzü….

- Advertisement -
BENZER HABERLER
- Advertisment -

Günün içinden