Bize Ulaşın

Cihan Mendi

Cihan Mendi – Koca Bir Sezon

Değerli okurlar, öncelikle uzun zamandır yazamıyor olmanın üzüntüsünü paylaşmak isterim. Tabii ki nedenleri var bunun. Bazısı özel sebepler, iş ve aile yoğunluğu. Ancak bir neden daha var ki gerçekten bu ülkede özellikle futbol ve türevi hiçbir konuda fikir beyan etmek, yorum yapmak bazen insanın içinden gerçekten gelmiyor.

Bu sayfada yazılarımın yayınlandığı ilk günden itibaren sadece Fenerbahçe yazacağımı söylemiştim. Ancak öyle bir futbol atmosferi yaratıldı ki, başka takımların oynadığı ‘tiyatro’ karşısında insan 2 satır etmeden duramıyor. Çok fazla Galatasaraylı arkadaşım var benim, hiç birisi darılmasın gücenmesin ama bu şampiyonluklarını tebrik etmeyeceğim. Etmek de hiç içimden gelmiyor. Niye mi? Örnek vereyim; hakemler Galatasaray aleyhine karar verirken mafya vari hareketlerle sahaya inen yöneticisiyle, hocasıyla ‘hakkı yenen Galatasaray’ olacak ancak hakemler göstere göstere lehte karar verince ‘vardı yoktu geçelim, şampiyon Galatasaray’ olacak öyle mi? Böyle futbol düzeninde şampiyon olsan ne olmasan ne. Hiçbir şey yoksa bile Rize-Galatasaray maçı Türk spor tarihine kara bir leke olarak geçmiştir.

Tabii bu noktada 2 konuda Galatasaraylı dostlarla ayrı düşüyoruz; Başakşehir mi şampiyon olsaydı? ilki; bir de ‘Size ne?’ sorusu.  Hemen söyleyeyim, Fenerbahçe’nin şampiyon olmadığı yerde kim şampiyon olursa olsun, beni bağlamaz. Ama sahada hak edeni de tebrik ederim. Başakşehir dediğiniz takımın arkasında Türk futbol kültürü ile bağdaşmayan bazı yapılanmalar olabilir, bütçesi ‘sabunlanıyor’ olabilir vs vs. Ama sahadaki futbolcu işini yapıyorsa ben onu tebrik ederim. Son 5 haftaya kadar da işlerini yaptılar. Sonrasında ne mi oldu? Herhalde birileri çıktı ülkedeki siyasi gerginliği sahaya taşıdı ki, 3 haftada liderlik değiştirdi. Yanlış anlamayın, bu yazı bir siyasi yazı olsa benim pek çok görüşüm satırlara dökülürdü ve kimse beni Galatasaray’a karşı Başakşehir’in hakettiğini düşündüğüm için özellikle Atatürkçü çizgim ile sınayamazdı. Ben sadece işin hakkedilen ya da hakkedilmeyen sportif tarafına bakıyorum.

Gelelim ‘size ne oluyor’ sorusuna. Lütfen,dünyanın en şerefsiz kumpası olan 3 Temmuz sürecini bir inceleyin de o çok sevgili Başkanınız Ünal Aysal’ın, hem de Galatasaray’ın yargılamada bile olmadığı bir dava ile ilgili görüşlerini bir okuyun. Ateş nasıl üflenirmiş, koca bir kulüp haksızca nasıl UEFA’ya şikayet edilirmiş bir bakın. Ondan sonra gelin de Fenerbahçe Başkanı’nı niye bu durum ilgilendiriyormuş, bir daha yorumlayın.

Sonuç, bu ligde yine medya canavarları bir şampiyonu konuşuyor, biz de tebrik etmiyoruz. O kadar.

Gelelim Fenerbahçemize…

Fenerbahçemiz….

Sadece bu ‘bitmesini istediğimiz’ sezon değil, son yıllarda genel olarak kahrolduk biz. Taraftar olarak, kongre üyesi olarak, dernek üyesi olarak vs. Bunun sebepleri vardı tabii. Yıllarca 3 Temmuz ilmiğinin boynumuzda sallanması, buna karşın geçmiş yönetimin de bu konuda her geçen gün elini kolunu bağlayıp Fenerbahçe’nin ve Fenerbahçeli’nin bu psikolojiden kurtulması için çalışma yapmadığı ve daha fazla sinir şartlarını zorlayan şekilde hareket ettiği gerçeği ortaya çıktı. Bunun futbol başlığına yansıması ise, ‘günü kurtarma’ tarzı kararlar ve harcanan milyonlarca dolarlar olarak çıktı karşımıza. Bu sezona bakarsak da sevgili Başkanımız Ali Koç’un tüm iyi niyetine, özverisine ve çabalarına rağmen futbol konusunda verilmiş 1-2 radikal ama istikrarsız karar maalesef koca bir sezonu kahrede kahrede harcadı.

Önce gelelim bu sezonun başına. Hepimiz halan Haziran 2018 seçiminde yaşadığımız coşkuyu, sokaklara dökülmemizi unutmuyoruz. Benim aklıma o müthiş kongre atmosferi geldikçe hala tüylerim diken diken oluyor. Bunun sebebi, seçilmesi için katkı koyduğum sayın Başkanımız olmasından öte Fenerbahçeli’nin bir kez daha demokrasi ve birlik görüntüsü vermesiydi, eşe dosta. Peki sonrasında ne yaptık da bugün bu gergin atmosfere geri döndük? Hiç kimse Başkana ve hatta iyiniyetli iş yapmaya çalışan bazı yöneticilere kızmasın. Biz yarattık bu durumu maalesef. İçimizde yıllardır ‘dediğim dedik’ eski yönetimin o kadar büyük bir hırsı ve intikamı vardı ki; dedik ki Ali Bey’e gel, dağıt, kurtar Fenerbahçe’yi. O da geldi, her şeyi değiştirdi. Çünkü biz sahadaki futbolcuyu, hocayı görünce eski yönetimin asık suratlı ve taraftara fırça atan yansımasını görüyorduk. Sorgulamıyorduk bile iyi işler mi yapıyor, kötü mü diye. Ali Koç yönetimi de bu dediğimize inandı ve radikal kararlarla sezon baştı yıktı ortalığı. Aslında bir nevi şunu gösterdik ki Fenerbahçe, taraftarına aittir. Aksi iddia edilemez. Ama bir gerçek daha var ki, kurumsal yapılarda bu kadar önemli kararlar her seferinde taraftar baskısıyla alınmamalı. İşte Fenerbahçe bu sene bunun acısını çok çekti maalesef.

Ekonomik kriz ile ilgili ne yazılabilir ne çizilebilir bilmiyorum. Ali Başkan’ın göreve geldiği gün söylediği bir şey vardı. ‘Kulüpleri batıran yöneticiler de sorumlu olmalı’. Bu süreç Fenerbahçe’de de işlemeli bence. Ama işletilemiyor maalesef. Çünkü öyle bir camia olduk ki, çoğunluk mevcut yönetime oy vermiş ve hala destekliyor. Bir tarafta da azınlık var, eski alışkanlıkları sürdürmeyi tercih sayıyor, ama sadece %20 kadarlar. Ama o %20’nin yarattığı ‘ikirciklilik’, hala ve hala kulübün yönetiminin psikolojisini, bazen sportif başarıları dahi olumsuz etkiliyor. Bu %20’ye soruyorum. Ali Koç’un özverisi sayesinde Türkiye’nin (sevelim, sevmeyelim) en önemli televizyon ve show yıldızları çıkıp tarihte görülmemiş bir kampanyaya destek olup, taraftar da birlik sağlıyorlar. Ama bu %20, ‘yahu Aziz Başkan da katılmalı ki, birlik olduğumuzu it, çakal görsün’ demek yerine; televizyona çıkan isimlerin Fenerbahçeliliğini sorgulamak suretiyle koca kampanyaya sekte vurmaya çalışıyorlar. Bu vesileyle Fener Ol kampanyası için daha önce söylediklerimin arkasında durmak isterim. Katılması gereken herkes çorbaya tuz katıyor. Siz sekteye uğratmak isteyen aklı evveller, zaten sizin Fenerbahçe’nin menfaatine bir katkınız yok. Gölge etmeyin başka ihsan istemiyoruz.

Özetlersek, hata olarak ‘taraftar’ ruhuyla ‘profesyonel’ ruh arasındaki çizgiyi henüz olması gereken yere getirememiş bir yönetim olduğunu görebiliyoruz. Tabii burada, daha önce de yazdığım gibi mesele her şeyi Başkanımızdan beklemek değil, yönetimdeki asker ve kurmay heyetinin de Başkanı desteklemesi ve aksiyona geçmesi lazım zihniyeti olmalı.

Gelelim önümüze. Hemen şununla başlayayım, sadece kendi nazarımda değil çoğu kongre üyesinde de en erken bir sonraki olağan kongreye kadar Ali Koç ismine destek halen sürmektedir. Zaten şu aşamada Fenerbahçe’nin her anlamda ayakta kalabilmesi için tek elini taşın altına koyacak isim yine kendisidir.

Tabii ki teknik ve taktik olarak yapılan hataların tekrarlanmaması ve hemen bu sezon resmi olarak bitmesiyle beraber yeni adımların atılmasıyla hepimizde gerçekten yeni umutlar yeşerecektir. Naçizane tavsiyem özellikle futbol konusunda işin sadece etkili transferler olmadığını bilmek lazım. İlk iş olarak yaklaşan TFF Kongresi’nde Fenerbahçe de etkin olmalı ve mutlaka yıllardır yapamadığı lobiyi canlandırmalıdır. Görüyoruz işte, ülkede futbol sadece futboldan ibaret değil.

Teknik olarak tabii ki Ersun Hoca’nın oynatacağı futbol anlayışı çerçevesindeki karaktere sahip oyuncular alınmalıdır. Ama özel olarak forvet transferine en çok para harcanmalıdır diye düşünüyorum. Ama her şeyden önemlisi de bu formanın ağırlığını taşıyabilecek karakterde en az 3-4 oyuncuya ihtiyacımız var diye düşünüyorum. Mevki olarak her mevkiiye takviye lazım, evet ama en çok da Fenerbahçe için savaşacak isimlerin takıma kazandırılması lazım. Eğer bu çok zor ise, kesinlikle kenar yönetiminde biz taraftarlar kadar hırslı, ama sahada ne olup bittiğini anlayabilecek ve de bunları futbolculara aktarabilecek bazı eski futbolcularımızın bulunduğunu görmek bile taraftara hırs verecektir. Zira gelecek sene de tıpkı bu sene gibi inanılmaz bir taraftar desteğine ihtiyaç olacak.

Alınması gereken bana göre başka bazı kararlar da futbol yapısının dinamikleriyle fazla oynamadan görev dağılımlarının yeniden yapılması. Bir kere Sportif Direktör yapılanması her ne kadar Türkiye’de çok yaygın değilse de Fenerbahçe’de bu yapıda ısrarcı olunmalı. Ama bu isim Comolli ya da başka bir yabancı değil, gerektiğinde saha kenarında ‘uzaktan’ VAR kamerasını bile izleyebilecek bir Türk isim olmalı. Mümkünse Teknik Direktör sertifikası olmayan eski iyi ve yeterince profesyonel bir sporcumuz olmalı. Tabii ki Comolli’nin de bize bir faydası olacak. Acilen yurtdışına yerleşerek hem teknik heyetin istediği transferlerin alınmasını ‘isim isim’ sağlamalı ve de en önemlisi Avrupa’daki kulüpler ve UEFA nezdinde Fenerbahçe’nin haklarını koruyan ve lobi yapan bir profesyonel olarak çalışmalı. Aynı yapı olarak bir başka Türk isim de Ankara’da yer alarak, Fenerbahçe’nin kurumsal temsilcisi olmalı.

Koca sezonu değerlendirirken tabii ki kazananlar ve kaybedenleri de yazmadan olmaz. Kesinlikle kaybeden listesinin başına Comolli’yi yazmak farz oldu. Ama anlayış olarak daha çok kaybeden ise ‘kaos isteyen bir grup’ olarak değerlendirilir. Basketbol takımının senede tek bir maç kötü oynama (o da eksiklerinden dolayı) vardı ve bu maç da yarı final maçına denk geldi. O maçtaki yenilgiyi bile Ali Koç’a bağlayan zavallılar, kaybettiler ve kaybetmeye devam edecekler.

Kazanan mı? Evet sahada başarısızlık hakimdi, yönetim amatörce davrandı vs. vs. Ama özellikle rahmetli Koray Şener kardeşimizin cenazesinde ve Fener Ol kampanyalarında gördük ki, kazanan daima ‘dik duran Fenerbahçeliler’ olarak bilinmelidir. Biz birlik oldukça bu kötü günler geçecek. Fenerbahçe de aydınlığa kavuşacak, unutmayın.

Son notum, dünyanın en güzel takımına. Bize yaşattığınız her şey o kadar güzel ki. Hep böyle kalın, kupa almasanız dahi biz o hırsı o savaşmayı görelim ki Fenerbahçeli olduğumuzu anlayalım.

Kalplerin daima bir olduğu, sarı lacivert, Umut dolu ve de Mustafa Kemal ruhu dolu yeni sezonlar Fenerbahçelilerin olsun…

Cihan Mendi

Cihan Mendi – Bu maç izlenilecekmiş

İş seyahatim nedeniyle yurtdışına çıktığım ve de tam uçuş saati maç saati de çakıştığı için NŞA maçı izleme şansım yoktu. Normalde skoru Türkiye saati ile Pazar sabahı öğrenebilecektim. Ancak bir şey oldu ve elde olmayan sebeplerle uçuşumun saati değişti. Kısacası bu maçı izlemek kaderde varmış. Hele hele ki kazanmak daha da büyük şansmış. Tebrikler takım.

Teknik Açı

Yıllardır hep eleştirdiğimiz bir düzen vardı Fenerbahçe’de; ta Pererria ile başlayan. O da kontrollü devrelerdi. Takım, özellikle deplasmanlarda, ilk yarılara hep kontrollü başlar ve gol yemediği sürece de beraberliğe razı gelirdi. Bu işi tek yapmayacak adamın Ersun Hoca olduğunu sanıyorduk ki, sanırım O da Türkiye’deki ‘garantici’ futbol atmosferine uymuş. Önce rakibi oyundan soğutayım, sonra ‘1-0 olsun bizim olsun’. Yanlış mı? Hayır, ama riskli. Ayrıca Fenerbahçe taraftarı böyle bir oyunu hiçbir zaman takdir etmez. Şampiyonluk gelse bile. O yüzden Fenerbahçe’nin özellikle fikstür dezavantajı olduğu şu günlerde daha baskılı ve de ‘golü erken bulan’ bir oyuna ihtiyacı var. Eğer dün akşam hakem Gaziantep’in faul ile attığı golü es geçseydi, muhtemelen 2. Golü bulamazdık ve bu maç berabere biterdi. Yazık olurdu.

Ancak tüm bu hatalara ve Gaziantep’ e verilen boş kontra atak pozisyonlarına rağmen, Fenerbahçe yine kazanmaya yakın taraftı ve 3 puanı ‘söke söke’ aldı.

Muriç

Sevgili kardeşim Vedat. Hiç kafanı takma etik metik muhabbetlerine. Eğer Galatasaray’ a gitseydin, dün akşam gördüğün ‘profesyonelce’ kırmızı kartı, küçücük bir gazete haberi olarak görecektik. Ama sen Fenerbahçe’nin forvetisin ve de son yıllarda gelmiş en iyi forvetsin. Tabii ki tüm medya seni eleştirecek, etik (!) bulmayacak gördüğün kartı.

Takma kafana, bırak Caner’in defalarca gördüğü kartı profesyonel bulan Beşiktaşlılarla; Okan Buruk’un futbolculuk yaşamını unutan balık hafızalı Galatasaraylılar taksın. Onlar bir düşünüp baksınlar bakalım geçmişe; kim etik kim değil.

Oyunlar oyunlar

Başkanımızın da dediği gibi, yine sadece adımız ‘Fenerbahçe’ olduğu için her türlü çifte standart ile karşı karşıyayız. Bir hafta bakıyorsunuz sahada katlediliyoruz, diğer hafta TFF nezdinde ekonomik olarak. Her hafta veya her fırsatta bir oyun. Şimdi de transfer limiti meselesi ve tabii ki Başkan ve yönetimin yapacağı her türlü dik duruşun yanındayız.

Düşün yakamızdan artık ey Fenerbahçe düşmanları. Engellemeye çalışsanız da bir şey olmayacak, alt tarafı ‘Fenerbahçe şampiyon olacak’..

Maçın adamı

Bu sezon ilk defa Max Kruse’yi listenin başına koymak istedim. Gerçekten sahada varını yoğunu tüketti. Daha da önemlisi, harika bir kafa golü attı.

Tabiiki, ilk üçte yine Muriç var. Hem attı hem attırdı, hem de kırmızı kart gördü. Helal olsun adamın dibi.

Serdar Aziz, bu takımın savunmasının bel kemiği olmuştur, net. Yeni bir stoper transferinin de zor göründüğü şu dönemde inşallah Serdar’ın alacağı sorumluluklar şampiyonluğu getirecek.

Zor fikstürümüz devam ediyor, ama bu takım zoru seviyor. Birlik ol Fenerbahçeli, şampiyonluk geliyor.

Cihan Mendi

Okumaya devam et

Cihan Mendi

Cihan Mendi – 2019’un son maçı

İlginçtir ama Fenerbahçe belki de en az maç yaptığı bir yılı geride bıraktı. Bu durumuyla da herhalde TFF demiş ki, Fenerbahçeli futbolcular şampiyonluk yolundaki rakiplerinden daha az dinlensinler ve en son maçı yapsınlar. Bu şekilde başladı Rize’de 90 dakika.

Genel olarak maça iyi başlasak da görüşüm şu ki, haftalar boyunca daha iyi oynayıp kaybettiğimiz maçlara göre daha az iyi ama daha derli toplu oynadık. Belki az pozisyona girdik ama akıllıca oynadık. Ersun Hoca’nın oyuncu değişiklikleri dakikasında ve yerindeydi.

Süper Goller
İlginçtir; çoğu deplasmana göre daha ‘takım oyunu’ oynadığımız maçta 2 bireysel gol ile maç kazandık. Ama şu bir gerçek ki goller müthişti. Özellikle Jailson’un golü yılın son ama en iyi golü seçilebilir. Ayrıca yanılmıyorsam, bu sezon ilk kez serbest vuruştan gol bulduk. O da Süper ayak Deniz ile. Ama ilginçtir, bu sezon Fenerbahçe’de her an herkes jeneriklik bir gol atıyor. Bu yüzden daha çok uzaktan gol izleriz diye düşünüyorum.

Hatalar
Yine her zaman ki gibi Fenerbahçe savunması dağınık ve ne istediğini bilmeyen cinstendi tabii. O bölgeye kimi koyarsanız koyun bu savunma zaafiyeti transfersiz çözülemez. Elinizdeki malzeme bu yani.

Devre arasında bir stoper gelmeli takıma ve en azından Serdar’ın yanında sabit oynayabilecek birisi olmalı. Zanka’ yı kesmesi yetmeyeceği gibi, Jailson veya Gustavo’ya da mahçup bırakmamalı.

Eyyam
Tabii yine hakemden bahsetmek zorundayız. Çok da uzatmadan; eminim ki eğer geçen hafta lehimize bir hakem hatası olmasaydı, Rize savunmasının dün akşam Vedat’a yaptığı müdahalenin adı penaltı idi. Ama maalesef biz öyle bir takımız ki, 30 maçta bir lehimize hata yapılır, kalan 30 maçta bunun intikamı alınır. Bravo MHK ve TFF çok güzel yönetiyorsunuz Türk futbolunu.

Maçın adamı
Deniz Türüç, kesinlikle ilk 11’i hak etiğini gösterdi. Ozan, yine göz doldurdu. Son olarak da Gustavo, yine gününde idi.

İkinci devre
Özellikle son 2 maç performansı ile Fenerbahçemizin kendine öz güveninin geldiğini düşünüyoruz sanırım hepimiz. Tabii ki, her şey hala ‘eksik’ mi, evet. Eğer devre arası sol bek, stoper ve yedek santrfor transferi nokta atış olarak yapılırsa eksikler giderilir. Tabi ki Ersun Hocanın devre arası programı ve yüklemesi de önemli.

İkinci yarının fikstürü de önemli tabii. İlk 3 maçta 2 çok zor deplasman ve bir Başakşehir derbisi var. Eğer buralardan da alnımızın akıyla çıkarsak, Şubat ayı itibari ile bambaşka şeyler konuşuyor oluruz.

Yıl biterken
2019 yılı Fenerbahçe camiası için iyi geçmedi. Özellikle geçen sezon yapılan yanlışlar ve zar zor bitirilen 6ncılık gerçekten hepimizde inanılmaz bir gerginlik ve futboldan soğuma yaşatmıştı. Bu yüzden içinde bulunduğumuz sezon hakikaten hem yönetim hem de camianın geneli açısından ‘geri dönüşü olmayan’ nitelikte sayılır. Bu yüzden 2020’de sarı lacivert yüzlerin gülmesinin tek bir yolu var, o da şampiyonluk. Çok zor bir ikinci yarı olacak ama inanmaya devam edeceğiz.

Ersun hoca, son şampiyonluğu Rize ile Kadıköy’de yağmurlu bir akşam da yaşatmıştı. İnşallah bu sezonun son maçında da yine Rize karşısında ‘şampiyon’ Fenerbahçe olur.

Bol sarı lacivert yıllara…

Okumaya devam et

Cihan Mendi

Cihan Mendi – Yarınlara, Umutlara

Fenerbahçe’nin hakikaten öyle bir büyüklüğü var ki, Allah hakikaten bana, oğluma, torunuma Fenerbahçe’siz bir dünya yaşatmasın. Öyle ki, bir hafta nefret ediyorsunuz futboldan, bir sonraki hafta diyorsunuz ki, ‘iyi ki varsın Fenerbahçe’. İşte öyle bir derbi sonrasıydı Pazar akşamı Kadıköy.

Derbi

Tıpkı Galatasaray deplasmanında olduğu gibi, son yıllarda gerçekten futbol oynamaya çalışan iki ekibin mücadelesi vardı sahada.

Bireysel gidelim; öncelikle Ozan’ın hakkını Ozan’a verelim. Yedek oldu, yılmadı; kiralandı, yılmadı; çalıştı ve kazandı. Sadece o gecenin adamı olduğu için bu sene pek çok maçta sorumluluk alarak yaptığı hareketler ve verdiği güven ile Ozan koca bir alkışı hakkediyor. Attığı goldeki ustaca depar ve çizdiği yarım ay her şeye bedel.

Isla, belki de bu sezon ki en iyi futbolunu oynadı. Hem defansif hem de ofansif olarak neredeyse hatasızdı ve Muriqi’e yaptığı asist ile ‘ben daha ölmedim’ dedi.

Kruse, ‘mükemmeldi’ diyemeyiz ama kendisini yerden yere vuran biz kamuoyuna inat ‘ben bu takıma gol atmaya ve attırmaya geldim’ dedi. Alkışı o da hakkediyor.

Tabi ki, attığı yine akıl dolu gol ile Muriqi her zaman ki takımını sırtladı. Ayrıca Muriqi için bir önerim de şu ki, bence hemen ilk 3 kaptan isminden bir tanesi Muriqi olmalı. Özellikle geçen hafta Ozan ile yaşadığı diyalog, bu hafta saha içini sahiplenmesi gösteriyor ki, Fenerbahçe’nin Emre ve Ozan sonrası kaptanı belli.

Gustavo’yu herhalde en çok geçen hafta eleştirdik ama Beşiktaş maçındaki performansıyla hepimizin gözündeki pası sildi yine.

Genel olarak bakmak gerekirse, kırılma anlarına rağmen, Fenerbahçemiz maçı Beşiktaş’tan daha çok istedi ve haklı bir galibiyet aldım.

Diğer Etkenler

Gelelim kırılma anlarına ve gereksiz konuşulan hareketlere. Geçenlerde birileri diyordu gene, ‘Fenerbahçe’yi çaylak kaleciye muhtaç ettiniz’ diye. Vallahi, Altay’ın çaylak hali buysa, 3 sene sonra herhalde yeni bir Rüştü ve yeni bir Volkan doğuyor demektir. Evet, yan top zafiyeti var ama özellikle ayaklarına hakimiyeti sayesinde gerçekten bu sezonun en ‘farklı’ kalecisi konumunda. Tabii ki, Jailson’un bariz hata yaptığı bir savunma hattında golün gelmesi içten bile değildi. Ama Altay, inanılmaz bir hamle ile adeta galibiyeti garantiledi.

Gelelim hakeme. Cüneyt Çakır’ın hiçbir zaman övecek değilim. Eyyamın en ilgili hakemidir. Pazar akşamı da kötü olmazsa eyyam yaptı kendince. Daha durum 2-0, yan hakemin bayrak kaldırdığı pozisyonda kalecinin yanılmasını hiç affetmedi ve adeta hediye ediyordu çok yalandan bir frikik ile maçı Beşiktaş’a. İtiraz edilen penaltı pozisyonları ile ilgili söylenmesi gereken belli.

3 itirazın sadece bir tanesinde (Serdar’ın ikinci pozisyonunda) penaltı çalınsa ‘niye çalındı’ demezdik. Ama onun dışında bizim lehimize skora etki eden başka bir pozisyon yoktu maçta.

Kaldı ki, klasik olacak ama, Fenerbahçe 1 tane daha yese 2 tane daha atardı, çünkü ‘Zafer benimdir’ diyordu.

Kötü

Öz eleştiri yapmak lazım. Maç öncesinde Marcio Trianfole (yani …. Kartal’ı) marşını çalıp, staddan çaldıktan sonra ‘taraftar küfür etmemeli’ demek haksızlık olur. He bu durum Beşiktaş’ın sahasında da böyle, diğerlerinde de. Küfürsüz tribün olamıyor maalesef. Ama üstüne önemli değerlere saygı göstermek lazım.

Gereksiz

Ersun Hoca, maç sonundaki isyanında çok haklı. Ama böyle bir zaferi neredeyse gölgeleyecek ve 2 dakikada ‘polemik’ yaratacak şekilde bir açıklama yapmak gereksiz oldu bence.

Güzel

Ali Başkanımızın maç sonunda değindiği konular ve özellikle hocaya ve oyunculara sahip çıkması bizim haftalardır beklediğimiz bir hareketti. Tebrikler Başkanım. Tabii ki, Obradovic krizini yaratan aklı evvellere de selam olsun. Fenerbahçe büyük bir ailedir, yıkılmaz.

Son söz

Kaldı şurada bir Rize deplasmanı ve sonrasında 1-2 takviye ile devreye başlangıç. Önümüzde Rize, Antep ve Başakşehir maçları var. Fenerbahçe, bu zorlu fikstürden minimum 10 puan ile çıkarsa ve bu beraberlik en azından deplasmanda olursa, o zaman işte bu Zaferin de bir anlamı olur.

Sarı lacivert, umudun rengidir. Vazgeçilemez…

Cihan Mendi

Okumaya devam et
Reklam

Yazarlar

Geri Sayım

Fenerbahçe — Medipol Başakşehir

Fenerbahçe Ülker Stadyumu
Süper Lig

Süper Lig Puan Durumu

PozTakımOPuan
11840
21836
31835
41834
51832
61830
71830
81826
91824
101824
111823
121822
131818
141818
151815
161814
171812
181810

Facebook

Öne Çıkanlar