Genel Durum..
Futbol takımımızın 2 haftadır oynadığı maçların yorumundan önce, bu camianın 35 yaşındaki naçizane bir neferi ve kongre üyesi olarak şu değerlendirmeyi yapmakta fayda var.
Fenerbahçe’mizin dahili ve harici bileşeni olan erkek, kadın ve çocuk tüm bireyler şunu iyi bilmelidir ki, bizler camia olarak 3 Haziran 2018 günü itibariyle ‘kökten’ bir değişim yapmaya karar verdik ve kongrenin %80 ve de taraftarın göründüğü kadarıyla %90’ı tarafından desteği ile kulüp başkanının değiştirdik. Hatta sadece başkanı değil, belki yıllara sâri gelen bir anlayışı değiştirdik.
Ve, dahili yada harici kim ‘kriz’ peşinde koşarsa koşsun, isimler üzerinden yürüyen bu krizlerin hiç birisi Fenerbahçe’nin ‘değişim’ adımlarının önüne geçmeyecektir.
Her şeyden öte, Fenerbahçe kulüp başkanının gayet içten ve gayet samimi olarak değişiminin sebeplerini ve adımlarını tek tek ve tane tane anlatıyor olması çok değerli. Kendisinin de söylediği gibi muhtemelen bu hafta ve de bu milli ara daha farklı bir anlayışla ve belki de yaz başında olması gereken daha ‘sert’ geçişleri izleyeceğimiz bir süreç olacak. Ancak bu geçişler, 4 senelik adı ‘huzur’ olan ama sahada karşılığı bulunmayan düzeni tam anlamıyla değiştirecek olmakla beraber tribünde kendini tatminden başka derdi olmayan 3-5 hastalıklının isteğine göre de şekillenmeyecek.
Hatta biz, enerjisini ‘kısmen de olsa’ olarak akıl ve mantığa göre harcayan kesim bile çok fikrimiz ve çözümümüz olmasına rağmen biraz daha bekleyeceğiz ve değişimin ‘otorite’ ve ‘kurumsal’ anlayış içinde olmasına saygı göstereceğiz.
Şimdi gelelim futbola…
Sistemsiz çaba..
Geçen hafta izlediğimiz 2 Fenerbahçe maçı için de gerçekten iyi niyetli ve kazanmayı hak eden, 180 dakika izlesek de en sade özetle bu takımın aslında bir sisteminin olmadığını görebiliyoruz.
Trnava maçında nasıl sahada sadece gol odaklı oynayan bir Slimani vardıysa, Başakşehir karşısında aynı şeyleri yapmaya çalışan bir Eljif vardı. İkisi de bir şekilde haftanın ‘iyi’ oyuncuları olmaya adaylar.
Ancak kenarda oturan Cocu Hoca, sahaya takımı nasıl sistemsiz çıkartıyorsa her iki maçtan bir galibiyet bir beraberlik çıkartan Fenerbahçe takımı, neredeyse 2 maçı da kaybediyordu. Özellikle Başakşehir maçında, medyanın bir kısmı 3-5-2 bir kısmı ise 4-4-2 gördüyse de biz bir kısım ‘futbolsever’ takımın ne oynadığını anlamadık.
Ayrıca hocanın Ayew’ i 90 dakika oynatma inadını anlayamamakla beraber sahanın en iyisi Eljif’i tam gol atacağımız dakikalarda oyundan almasına kafa bile yoramadım.
Yine de olabilirdi…
Evet bu kadar olumsuza rağmen, şu takım çıkıp 2 hafta önce Beşiktaş’ı bu hafta da Başakşehir’i çok da rahat skorlarla yenebilirdi. Belki de takımın yönetiminden hocasına ve futbolcusuna en önemli sıkıntısı da budur. Öz güvenin bir türlü oluşmamasıdır.
Düşünsenize, oynanan Rize,Göztepe,Malatya maçlarında topu ileriye bile taşıyamayan Fenerbahçe, sahasındaki son 2 maçta ligin 2 şampiyonluk adayıyla oynadı ve şans da yaver gitseydi 2 maçı da rahat kazanacaktı. Bazen olmayınca olmuyor ve maalesef bu durum en çok sahadaki futbolcunun öz güvenine olumsuz etki ediyor.
Tabii ki nedeni şansızlığa bağlamıyorum bu takımın kazanmaya ihtiyacı var.
Teknik..
Her ne kadar Fenerbahçe Başakşehir maçını kazanmaya yönelik oynadıysa da son dakikalarda bir pozisyon var ki, yine belki de burada kayıp bir ‘3 puan’ için içimiz yanıyor olacaktı. Son yıllarında belki de en kötü topunu oynamış Başakşehir, ‘hiç zorlamadan galibiyetle dönüyor olmalıydı’ gerçeğini kabul etmemiz lazım. İlk bakışta, ben dahil ilk çıkan pasın ofsayt olabileceğini düşündük ama tekrarı izleyince ofsayt ‘VARdı’ diyemedik. Zira VAR sistemi bozuldu ve Başakşehir’in buz gibi golü güme gitti.
Tabii bu gol, bizim lige tutunabilmemiz için mi güme gitti, yoksa zirvelerdeki takımların şampiyonluk iddiaları için mi gitti yada hiçbir şey yok da sadece bir ‘hakem hatası’ mı VAR oldu; bunların hiçbirisini öğrenebileceğimizi sanmıyorum.
Maçın üçlüsü..
Eljif-Skrtel-Hasan Ali
Son not..
Cocu’yla mı devam edilir, yoksa hoca değişikliği mi olur bilmem ama sahadaki futbolcuların çabaları eğer alınabilecek birkaç seri galibiyetlerle süslenirse bu takıma özgüven gelir. Özellikle de ikinci yarı her şey bambaşka olabilir. Tabi eksik kondisyonun da giderilmesi şartıyla..

