Bize Ulaşın

Cihan Mendi

Cihan Mendi – Bu maç izlenilecekmiş

İş seyahatim nedeniyle yurtdışına çıktığım ve de tam uçuş saati maç saati de çakıştığı için NŞA maçı izleme şansım yoktu. Normalde skoru Türkiye saati ile Pazar sabahı öğrenebilecektim. Ancak bir şey oldu ve elde olmayan sebeplerle uçuşumun saati değişti. Kısacası bu maçı izlemek kaderde varmış. Hele hele ki kazanmak daha da büyük şansmış. Tebrikler takım.

Teknik Açı

Yıllardır hep eleştirdiğimiz bir düzen vardı Fenerbahçe’de; ta Pererria ile başlayan. O da kontrollü devrelerdi. Takım, özellikle deplasmanlarda, ilk yarılara hep kontrollü başlar ve gol yemediği sürece de beraberliğe razı gelirdi. Bu işi tek yapmayacak adamın Ersun Hoca olduğunu sanıyorduk ki, sanırım O da Türkiye’deki ‘garantici’ futbol atmosferine uymuş. Önce rakibi oyundan soğutayım, sonra ‘1-0 olsun bizim olsun’. Yanlış mı? Hayır, ama riskli. Ayrıca Fenerbahçe taraftarı böyle bir oyunu hiçbir zaman takdir etmez. Şampiyonluk gelse bile. O yüzden Fenerbahçe’nin özellikle fikstür dezavantajı olduğu şu günlerde daha baskılı ve de ‘golü erken bulan’ bir oyuna ihtiyacı var. Eğer dün akşam hakem Gaziantep’in faul ile attığı golü es geçseydi, muhtemelen 2. Golü bulamazdık ve bu maç berabere biterdi. Yazık olurdu.

Ancak tüm bu hatalara ve Gaziantep’ e verilen boş kontra atak pozisyonlarına rağmen, Fenerbahçe yine kazanmaya yakın taraftı ve 3 puanı ‘söke söke’ aldı.

Muriç

Sevgili kardeşim Vedat. Hiç kafanı takma etik metik muhabbetlerine. Eğer Galatasaray’ a gitseydin, dün akşam gördüğün ‘profesyonelce’ kırmızı kartı, küçücük bir gazete haberi olarak görecektik. Ama sen Fenerbahçe’nin forvetisin ve de son yıllarda gelmiş en iyi forvetsin. Tabii ki tüm medya seni eleştirecek, etik (!) bulmayacak gördüğün kartı.

Takma kafana, bırak Caner’in defalarca gördüğü kartı profesyonel bulan Beşiktaşlılarla; Okan Buruk’un futbolculuk yaşamını unutan balık hafızalı Galatasaraylılar taksın. Onlar bir düşünüp baksınlar bakalım geçmişe; kim etik kim değil.

Oyunlar oyunlar

Başkanımızın da dediği gibi, yine sadece adımız ‘Fenerbahçe’ olduğu için her türlü çifte standart ile karşı karşıyayız. Bir hafta bakıyorsunuz sahada katlediliyoruz, diğer hafta TFF nezdinde ekonomik olarak. Her hafta veya her fırsatta bir oyun. Şimdi de transfer limiti meselesi ve tabii ki Başkan ve yönetimin yapacağı her türlü dik duruşun yanındayız.

Düşün yakamızdan artık ey Fenerbahçe düşmanları. Engellemeye çalışsanız da bir şey olmayacak, alt tarafı ‘Fenerbahçe şampiyon olacak’..

Maçın adamı

Bu sezon ilk defa Max Kruse’yi listenin başına koymak istedim. Gerçekten sahada varını yoğunu tüketti. Daha da önemlisi, harika bir kafa golü attı.

Tabiiki, ilk üçte yine Muriç var. Hem attı hem attırdı, hem de kırmızı kart gördü. Helal olsun adamın dibi.

Serdar Aziz, bu takımın savunmasının bel kemiği olmuştur, net. Yeni bir stoper transferinin de zor göründüğü şu dönemde inşallah Serdar’ın alacağı sorumluluklar şampiyonluğu getirecek.

Zor fikstürümüz devam ediyor, ama bu takım zoru seviyor. Birlik ol Fenerbahçeli, şampiyonluk geliyor.

Cihan Mendi

Cihan Mendi

Cihan Mendi – Sözün bittiği yer

Ankara’nın ‘pis’ ayazında kolumuzun, bacağımızın donması pahasına; ailemizi evde bıraktık maça gittik. Biz sesimizi, gırtlağımızı parçalarken, o çok güvendiğimiz Ersun Hoca ve ‘vurdumduymaz’ futbolcuları sağ olsunlar bize bir kez daha zindan ettiler yaşamayı.

Ama en çok da tribünde yanıma denk gelen ve ‘abi, asgari ücretle çalışıyorum ama daha biraz önce Galatasaray maçı için 800 TL bilet parası ödedim’ diyen kardeşimiz var ya hani, işte o an benim için söz bitti, o sahada koşmasını bile beceremeyen futbolcular adına utanmak geldi aklıma. İşte sözün bittiği an burası.

Hatalar üst üste

Evet haftalardır sahada hakem rezaletleri ile baş etmekten, takımın aslında ne kadar ‘verimsiz’ oynadığını göremiyorduk. Ankaragücü maçı için de sahadan başlarsak, önce ‘kendisini Toni Schumacher’ sanan kalecisinden, kendi ellerimizle ‘gereksiz’ yücelttiğimiz forvetine kadar tüm takımın aslında bir süredir Fenerbahçe’ye yakışan bir top oynamadığına şahit olabiliyoruz. Vedat’ı, Jailson’u, Altay’ı, Isla’sı.. o kadar kötüler ki, tek tek eleştiri yapmak bile içimden gelmiyor.

Tabii ki, bu kadar futbolcunu gün geçtikçe kötüye gitmesi ve takımın bir türlü toparlanamamasının en büyük nedeni saha kenarındaki hocanın bir türlü formuna girememesinden kaynaklıdır. Bu takım 4-5 haftadır hep aynı topu ve aynı kadroyla oynuyor. Takım gol yemedikçe hocadan ne bir müdahale geliyor ne de bir uyarı.

Bu kadar ekonomik krize, bu kadar engellemeye rağmen senin yönetimin sana bir tane stoper almış. Elinin altında bir tane daha var. Ama sen ısrarla haftalardır hata üstüne hata yapan Jailson ile maça başlarsan zaten ‘geçmiş olsun’ demektir. Ki nitekim, Altay’ın gereksiz öz güveninin sonucunu Jailson’un beceriksizliği ile daha maçın başında ‘aptalca’ bir gol yedik. Ve o golden sonra da Fenerbahçe ‘gram’ top oynamadı.

Şimdi gelelim en üstteki hatalar zincirine.

Başkanımıza

Sayın Başkanım,

Haftalardır her fırsatta siz haykırıyorsunuz ‘bizi doğruyorlar’ diye, biz de bu haklı mücadelede zaman zaman eşimizle, dostumuzla kavga etmek pahasına size destek oluyoruz. Haksız değilsiniz. Fenerbahçe, sadece sahadaki futbolcusuyla ve sizlere karşı yürütülen karalama kampanyaları ile değil, taraftarına her deplasman çıkartılan bin bir zorlukla bile sindirilmek ve yok edilmek isteniyor.

Trabzon maçı da dahil, takım çok iyi oynuyorken, o maçtaki hakem hatalarıyla beraber korkunç bir düşüş yaşanmaya başladı ve artık belli ki bu ‘saha dışı’ olaylar futbolculara da yansıyor. Siz, doğruyu yaparak mümkün mertebe kamuoyu önünde Fenerbahçe’nin hakkına sahip çıkmaya çalışıyorsunuz. Hatta belki de geri planda tüm karizmanızı ve ticari ağırlığınızı hiçe saymak pahasına mücadeleyi sürdürüyorsunuz.

Ama bütün bunlar olurken, futbolun aslında sahada top oynayanların ruhsal ve fiziksel yapısına bağlı olduğunu da hatırlamanız lazım. Belki ‘nasıl olsa kenarda bir teknik heyet var, onlar bu ruh halini futbolcuların lehine kullanır. Motive eder’ düşüncesiyle herkesin işini yapmasına yol veriyorsunuz.

Ancak korktuğumuz başımıza geldi ki, tek işi sadece ‘futbol oynamak’ olan ve yaşları 20-30 arası olan bir futbolcu topluluğuna ne teknik direktör, ne idari heyet, ne kaptanlar doğru bir yönlendirme yapmamışlar ki, onlar da daha şimdiden sezonu kapatmış.

İşte bu noktada siz gireceksiniz devreye. Kusura bakmayın da o futbolcuyu sahaya hazırlayacak ne Teknik Direktör işini doğru yapıyor, ne İdari Menajer, ne de görevlendirdiğiniz Yöneticiler. Bunlar işini yapmıyorsa, siz yapacaksınız ki bugün ‘Hoca istifa’ diyenler, yarın ‘Başkan istifa’ demesin.

Geçen yıldan beri yazıyorum. Siz yine bildiğiniz gibi kurumsal düşünün ama alaylı davranın. İnin sahaya. İnin Samandıra’ya futbolcuların yanına. ‘Kimse yoksa ben varım’ deyin. Burası maalesef Türkiye ve Türk futbolu öyle kurallarla falan yürümüyor. Tamamen eski usullerle yürüyor. Eğer bu takım yerin dibinden kalkacaksa sahadaki futbolcunun başını kaldırmasıyla başlar, bu süreç.

İnin lütfen. Siz de umursamazsanız, bir gün artık Fenerbahçe taraftarı da bıkacak ve takımını desteklemeye dahi gelmeyecek.

‘Fener ol’ diyorsunuz, oluyoruz. Bağış istiyorsunuz, yapıyoruz. Ama artık gerçekten sabırlar tükeniyor. Bu takım gitgide ‘sıradanlaşıyor’ ve maalesef en güvendiğimiz isim olan siz bile buna çözüm bulamıyorsunuz.

Son Not

Tabii ki ne kadar yazarsak yazalım, üzülerek ben de pes ediyorum ve bu yıl da şampiyon olamayacağımıza. İşin daha kötü yanı, ben bu ekonomik gidişat ve yönetimsel hatalar nedeniyle önümüzdeki 5 yıl Fenerbahçe’den şampiyonluk beklemiyorum.

Bence bu yıl itibariyle kendi kaynaklarımıza dönelim. Fenerbahçe, elinde ‘para eder’ 3-4 futbolcusunu şimdiden satsın ve gelecek sene itibariyle genç takımlardan gelecek iskelet bir kadro ile her şeye yeniden başlayalım. Tabii ki, takımı ‘lafta’ değil, ‘sahada’ şampiyon yapacak bir teknik heyet ile.

Haftaya derbi var. Muhtemelen bizler de sezonu kapatmak için tribünde olup son desteğimizi vereceğiz.

Sarı lacivertler umutlara.

Cihan Mendi

Okumaya devam et

Cihan Mendi

Cihan Mendi – Mesele Futbol Değil

08 Şubat 2020

Fenerbahçe ile olumlu ya da olumsuz duhulü olan herkes bu tarihi bir kenara not alsın lütfen. 3 Temmuz ne idiyse 8 Şubat da odur. O akşam Kadıköy’de Ümit Öztürk isimli bir hakem yoktu aslında. ‘Hain’, ‘haysiyetsiz’, ‘şerefsiz’ ne kadar Fenerbahçe düşmanı varsa onlar sahada idi. Fenerbahçe, bu maçı kazanmasın da ne olursa olsundu mesele. Tabii ki her takımın başına gelebilecek türden ‘sıradan’ hakem hatasıydı demek Fenerbahçe’yi bir kez daha ciddiye almamak demektir, tabii ki.

Gerizekalılara

Sizlere göre Fenerbahçe, teknik bazı hakem hatalarıyla şampiyonluk kaybediyor olabilir. Sizlere göre Fenerbahçe,’ zaten kötü top oynuyor’ bu yüzden başarılı olamıyor olabilir. Ve yine sizlere göre Fenerbahçe, Başkan’ının, Yönetiminin ve de Hocasının yanlış hamleleri yüzünden daha çok şampiyonluk kaybedebilir.

Ama unuttuğunuz bir şey var, o da Fenerbahçe’nin büyüklüğü. Bu da öyle bir büyüklüktür ki, gün gelir yıkmaya çalıştığınız o camia sizden öyle bir intikam alır ki, neye uğradığınızı şaşırırsınız.

Mesele Futbol Değil

Aslında başlığın tam tersini yazmam lazım. Bize göre mesele ‘futbol’ idi. Onlarca yıllardan bu yana nasıl süregeldi ise, Aziz Başkan’ından Ali Başkan’ına herkesin tek derdi ‘sahaya odaklanmak’ idi. Ama bu hainler öyle şekilde üstümüze gelmeye başladı ki, artık hiçbirimiz ‘Fenerbahçe iyi oynamış ya da kötü oynamış’ derdine bile düşemiyoruz. Çünkü her maç sahaya bir ‘piyon’ sürüp Fenerbahçe’li futbolcuların ve de taraftarın emeği ile oynuyorsunuz. Öyle ki, Avrupa’dan Türkiye’ye sadece top oynamak için gelmiş yabancıları bile isyan ettirdiniz.

Müslüman adama ‘hak yemek’ yakışmaz demek lazım aslında ama bu hainler değil miydi zaten dünyanın her tarafındaki militanlarını bu kutsal dinin adını kullanarak kandıran ve de ülkede taş üstüne taş bırakmayıp askerine millete karşı kurşun sıktıran.

Mücadeleye devam

Evet, hepimiz çok sıkılmıştık artık Fenerbahçe’nin sürekli ‘saha dışı’ işlerle ilgilenmesinden. Hatta kongredeki ‘keskin’ kararın bir sebebi de artık Fenerbahçe’linin ‘sadece futbol’ konuşması idi.

Ama madem o ‘hain’ örgüt bizi tekrar savaşa davet ediyor, biz de çıkartmasını biliriz baltalarımızı gömdüğümüz yerden. Fenerbahçe’li yılmaz ki. 3 Temmuz’da Dünyanın en hain örgütünün teröristlerine direnmiş bir camianın bugün susacağını mı sandınız?

Bir Fenerbahçe neferi olarak çağrım

Başkanımıza, Yönetimimize bir kongre üyesi olarak çağrım şudur ki, getirin acil kongre kararını; ‘ligden çekilmek’ de dahil her seçeneği oylayalım. Çekilelim bu ahlaksız futbol düzeninden. Aç kalsın sponsoru da, yayıncı kuruluşu da. Oyum şimdiden evettir bu soruya.

Bir vatandaş olarak çağrım

Başta Sayın Cumhurbaşkanı olmak üzere, tüm devlet büyüklerine çağrımdır.

Eğer mesele ‘kabinede en çok hangi takım tutuluyor?’ sorusunun yanıtı ise, ülkenin Cumhurbaşkanından, Savunma Bakanına çok önemli isimler Fenerbahçe’lidir.

Mesele ‘oy’ uğruna bazı ‘şehir’ takımlarını kollamaksa, unutmayın ki İstanbul’un en kalabalık ilçeleri Fenerbahçeli’nin yoğun olduğu yerlerdir. (Bağcılar, Esenler, Kadıköy, Pendik gibi)

Ama mesele sezon başındaki sportif başarısızlıklarını örtemeyip puan farkını da kapatamaycağını anlayarak eski ‘mafya usulü’ ilişkileri sayesinde FETÖcü TFF ve MHK ekiplerini aktif hale getiren ‘her devrin adamı olmuş’ camialar bu pis ittifakları sayesinde sizlerin de gözünü boyuyor ise, yazık edersiniz bugüne kadar FETÖ ile verdiğiniz mücadeleye. Sarı lacivert renklere sevdalı bizlere de haksızlık etmiş olursunuz.

Müdahil olun artık bu kirli düzene, şerefsiz FETÖ cülerin kirli oyunlarına dur deyin.

En büyük Fenerbahçeli ne diyor?

İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve haricî bedhahların olacaktır. Her türlü cebir ve hileye rağmen ‘sonunda iyiler mutlaka kazanır…

Sarı lacivert umutlara…

Cihan Mendi

Okumaya devam et

Cihan Mendi

Cihan Mendi – Yedirmediler

Fenerbahçemizin haftalardır çok iyi oynamasına rağmen Trabzon maçı için ne yaparsak yapalım bize bu maçı yedirmeyeceklerini düşünüyordum ve korktuğum başıma geldi. Geçen haftaki ‘muhteşem’ oyun sonrası ve dün maçın özellikle başı ve sonundaki oyuna hakimiyet kuran Fenerbahçe, rakibi ve ‘çokomelli’ saha dışı korosunu korkutmuş olmalı ki maalesef Fenerbahçe bu maçı kazanamasın diye her şey yapıldı.

Önce maçı konuşalım.

61. Saniye

Maça ne kadar hâkim olduğumuz daha ilk saniyede belli olmuştu ki, son haftaların formda ismi Kruse takıverdi 61. Saniyede. Zaten rakibin kuyruk acısı bu saniyede depreşmiş olmalı ki, hemen saha dışı el devreye girdi. ‘Trabzon’un çocuğu’ Ali Palabıyık hemen 12nci adam olarak sahneye girdi o saniyeden sonra. Neler mi oldu?

Dakika dakika hakem katliamı

Dakika 31, Sosa bizim ceza alanında kafayı vuruyor, top dışarı çıkıyor aleni bir şekilde aut olması gereken pozisyon korner ile sonuçlanıyor. Kornerden dönen top gol oluyor, adamlar öne geçiyor.

Dakika 45+3, Trabzon yeni ‘kışkırtıcısı’ Pereria Serdar’a kontrolsüz dalıyor, sarı kart bile görmüyor.

Hatırlayamadığım ama ikinci yarının sonlarına doğru bir başka şut, bu sefer Gustavo’dan. Trabzon savunmasının eline değiyor ve top yön değiştiriyor, VAR’a gitmek bile yok.

Ve de maçın en son dakikasında belki de sezonun en önemli hakem hatasının yaşandığı o an. Kaleci Uğurcan zıplıyor, Kruse kafayla ona değmemek için kafasını eğiyor, Uğurcan elindeki topu kaçırıyor ve nizami bir gol atıyor. Tabii ki Trabzon tetikçisi hakem bunu da vermiyor.

Allah’ınızdan bulun inşallah, Fenerbahçe düşmanları…

‘Gelme de yanma da bu hafta

Sezon başından beri Kayseri maçı, Antalya maçı, Göztepe maçı hep aynı şekilde ‘iyi oyun’ + ‘hakem hatası’ + ‘kaybedilen puanlar’. Şimdi bunlara bir yenisi de dün akşam Trabzon’da eklendi. Belki, Kayseri ve Antalya gibi gereksiz puan kayıplarımız olmasa idi, basit bir Trabzon yenilgisi çok önemli olmayacaktı ama insan gerçekten üst üste koyunca üzülüyor.

Kenetlen Fenerbahçe’li

Benim gibi yazan yüzlerce insan hep aynı şeyi söylüyor; bu takım böyle oynasın canımız feda. Tabii ki savunma zafiyetleri de üzüyor insanı ama Fenerbahçe hep bu şekilde sahada ‘doğruyu’ yapmaya çalıştıkça sonunda iyiler mutlaka kazanacaktır.

Tabii ki, tıpkı sabaha karşı takımı havalimanında karşılayanlar gibi sürekli olarak kenetlenmeye devam edersek bizi kimse yıkamaz.

Fenerbahçe başkanıyla, yöneticisiyle, taraftarıyla, futbolcusuyla 4 cephede mücadele veriyor. Bu mücadeleye bizler de sonuna kadar sürdürmeliyiz. Sonunda kazanan biz olmalıyız.

Terbiyesizler

Fenerbahçe kafilesi, son 10 yılda 2 defa hükmen kazandığı Trabzon’da yine tabii ki futbol teröristlerinin hedefi oldu. Maç öncesi Başkanımıza yapılan o saldırıyı hiç unutmayacağız. Eğer doğruysa Başkanımızın koruması gereken dersi vermiş terbiyesizlere gereken şekilde.

Sonuç ve olacaklar

Evet, Fenerbahçe iyi oynuyor. Ama maalesef her zaman iyiler kazanmıyor. Kazandırmıyorlar bu ülkede.

Maçın geneline baktığımızda öne çıkan 3 futbolcumuzu Kruse, Gustavo ve her şeye rağmen Rodrigues olarak sıralayabiliriz. Çok istekli olmalarına rağmen bencilce hareketlerinden dolayı zayıf halkalar olarak Ozan ve Tolga öne çıktı.

Ama bu takım, böyle oynarsa her türlü baskıyı ve tehdidi de aşar.

Bu taraftar Mayıs ayında da böyle coşku ile sahip çıkacak takımına, çünkü Fenerbahçe şampiyon olacak. Hem de kanırta kanırta.

Cihan Mendi

Okumaya devam et
Reklam

Yazarlar

Geri Sayım

Fenerbahçe — Galatasaray

Fenerbahçe Ülker Stadyumu
Süper Lig

Süper Lig Puan Durumu

PozTakımOPuan
12345
22144
32243
42242
52339
62238
72236
82234
92331
102124
112224
122224
132124
142222
152321
162220
172216
182316

Facebook

Öne Çıkanlar