Sezona çok az süre kala önce Zadar Turnuvasında Maccabi, Milan ve CSKA ile karşılaşan takımımız, hemen arkasından Pavlos Giannakopoulos Turnuvası’nda yeniden Macabbi ve son olarak da Panathinaikos ile karşılaştı. Elbette artık hepimiz biliyoruz ki Obradovic basketbolunda sürekli çalışma ve yüksek konsantrasyon ile gelişim var. Bu nedenle hazırlık maçları bir kenarda dursun, normal sezon maçlarında bile Coach bazen bazı oyunlarda ve oyuncularda uzun süre ısrar edebiliyor. O maçı kaybetmek ya da kazanmak, istediği oyunu oynatmaktan daha önemsiz olabiliyor. Bu nedenle bu turnuvadaki skorlardan ziyade sinyalleri izlemek daha önemli.
Sezona 3 oyuncu ile sözleşmemizi sonlandırarak ve bunların yerine 2 oyuncu ekleyerek başlıyoruz.
Ayrılan pivotumuz Jason Thompson aslında iç-dış savunma, ayak çabukluğu, Amerikalı oyuncuların Avrupa yaşadığı tipik faul problemlerine girmesi gibi konularında bir türlü istenen seviyede gelişme gösterememişti. Onun yerine San Antonio Spurs’den gelen Fransız uzunumuz Joffrey Lauvergne ise hazırlık turnuvalarında tam anlamıyla göz doldurdu. Obradovic basketbolunun temel bir ilkesi olan iç-dış ikili oyunlara çok çabuk alıştığını gördük. Coach ondan gelecek aylarda asist sayısını artırmasını ve orta mesafe şutlarda yüzdesini geliştirmesini isteyecektir. Bununla beraber bu pozisyonda takımımızın kesinlikle ileriye gittiğini söyleyebiliriz.
Brad Wanamaker’ın geçen sezonki performansına kimse kötü diyemezdi ancak yine de bazı kritik maçlarda ortadan kaybolması, korkunç fizik üstünlüğüne rağmen içeriyi zorlamayarak kavgadan kaçar şekilde oynaması ve en önemlisi Kostas Sloukas ile istenen seviyede uyum sağlayamaması geçen sene hep konuşulan konulardı. Wanamaker’ı Boston Celtics’e yolculayan Fenerbahçe ezeli rakipleri Los Angeles Lakers’dan Tyler Ennis’i kadrosuna kattı. Obradovic basketbolu hiçbir zaman sadece bir oyun kurucu basketbolu olmadı ancak oyun kurucuların mutlak surette pas trafiğini doğru yönlendirmesi gereken bir temel vardır. Tyler Ennis bu anlamda takıma ısınırken aslında Obradovic mesajı Kostas’a verdi; Artık Bir Numara Sensin! Bütün yaz Yunan basını 2020 yılına kadar sözleşmesi olan Kostas’ın Panathinaikos’a geleceğini yazdı, O da sezon başında İstanbul’a dönerken Instagram hesabında “Aileme geri dönüyorum!” yazdı ki bu çok değerli. Sezon boyunca taraftarımızın Kostas’a özel olarak sahip çıkması ve ailesi olarak ona kucak açtığımızı göstermesi gerektiğne inannıyorum.
Giden son oyuncumuz James Nunnally oldu. Nunnally geçtiğimiz yıllarda sezon maçlarında yeterli düzeyde katkı verse de, oynadığı tüm Final Four’larda ve final maçlarında ortadan kaybolması onun için ciddi eksiklikti. Ülkemizdeki yabancı oyuncu sayısının azaltılmasını da göz önünde bulundurularak bu pozisyona yeni transfer yapılmadı. Hazırlık maçlarında görüldü ki Obradovic’in beklentisi bu pozisyonda Marko Guduric ve Kaptan Melih Mahmutoğlu’nun daha çok sorumluluk alması. Özellikle ön alan savunması ve 3 numaradan top getirilmesi konusunda hazırlık maçlarında bu iki oyuncumuzu çok hırpaladı Obradovic. Artık Coach’u hem bizler hem oyuncular çok iyi tanıyor; sana bağırıyorsa, kızıyorsa anlıyorsun ki senden beklentisi var.Bu baskı ile Genç Sırp ve Kaptan nasıl mücadele edecekler bu sezonun önemli sorularından birisi olacak. Bu iki oyuncumuz için de taraftarımızın ekstra destek vermesi gereken zamanlar mutlaka olacaktır.
Her şey güllük gülistanlık değil elbette, özellikle Ekpe’nin geçen yıl takımdan ayrılmasından sonra başlayan hücum rebound’ı verme hastalığımız devam ediyor. Coach’un Zadar’da söylediği sözler sezonun anahtarı gibi: “Hold the ball.. Hold the ball.. Hold the f..cking ball!!!”
Takımımız ilk resmi maçına 3 Ekim Çarşamba günü Cumhurbaşkanlığı Kupası ile Ankara’da çıkıyor. Rakip, geçen hafta Ettore Messina’yı Avrupa’nın en iyi coachu (!) ilan eden Ergin Ataman’ın Anadolu Efes’i. Maç daha oynanmadan bir çok hikayeyi bize vaad ediyor.
Sonunda her kulvarda kazananın Fenerbahçe olmasını umduğumuz çok uzun bir basketbol sezonu daha bizi bekliyor.
Artık salonları doldurma ve Dünyanın En Güzel Takımını her maçta destekleme zamanı.
Let’s Go Fener!..
Burak Mutlu

