“Bitmemiş bir maçın, en tehlikeli yanı “güven”in dozudur.
Mustafa Denizli ve takımı maçın ikinci yarısına maçı kazanmış ekip güveni içinde çıkarken, kendi timinin bünyesine 5 yer değişikliği ile başka bir nefis ve hırs sokan Veselinovic’in Fener ihtarını, ne Galatasaray, ne de Mustafa Denizli ciddiye aldı.
Herhalde kazandığını düşünen bir takım, kaybetmeyi düşünmeyen bir ekiple yarışırken, ne onun kadar inançlı, ne onun kadar yırtıcı, ne onun kadar hırslı, ne onun kadar onurlu olabilir.
Bir metafizik gol atan Aykut kaybetmeyi düşünmüyordu. ikinci devre boyunca Galatasaray yarı sahasında şeytanın bolerosundan figürler yapan Rıdvan kaybetmeyi düşünmüyordu. Galatasaray yarı sahasının sol tarafına hangi sarı-kırmızı futbolcu gelmişse onları ayaklarından püskürttüğü eterle bayıltan Hakan kaybetmeyi düşünmüyordu.
Hele hele 90 dakikanın her dakikasında, sahanın her yerinde Galatasaray takımı ile tek adammış gibisine mücadele eden, 3 muhteşem gol atan ve şimdilerde “Türkiye’nin en iyi santrforu” fetvasını çıkartan Hasan, kaybetmeyi hiç mi hiç düşünmüyordu.
Bu maç basit bir maç değil, Fenerbahce için bir tarih maçıdır.
Belki Fenerli bir şair, ileride bu maçın üstüne şöyle bir mısra düşecektir:
Fenerbahçe yenilmez… bu forma ile dalga geçilmez!”
Yukarıdaki yazı, rahmetli İslam Çupi’nin 89 senesindeki 3-0’dan 4-3 Fenerbahçe galibiyeti ile sonuçlanan Galatasaray-Fenerbahçe maçı sonrası yazılmış o efsane dolu güne ait bir pasajdır.
Ey Fenerbahçe forması giymiş ama halen bunu idrak edememiş yerli yabancı oyuncular,
İster şansızlık olsun, ister konsantrasyon eksikliği olsun Fenerbahçe bir maçta değil 3-0, 5-0 bile geriye düşse çıkar, utanır, topunu oynar ve daima hedefi yukarıdaki yazıda anlatılan maç gibi maçı kazanmak olur.
Teknik açıdan bu futbolcuların oyunu için herhangi bir olumlu yada olumsuz söz yazamayacağım, bunu bile hak etmiyor bence bu takım..
Dear Sirs….
Dear Mr Comolli and Mr Cocu,
Just so you know that, Fenerbahçe is not a standart and ordinary football club. This is the most legendary football team and club of Turkey indeed it comes from a very important significant history as all of us knows that ‘Fenerbahçe never gives up’.
We can understand that this is the process of ‘change’ in football team but as of all the fans we could not accept a change with playing of some woozy and tired players in the field. We can understand all the defeats but we can not accept any ‘neglegtance’ to the spirit of those colurs.
Türkçe yazdık anlamadınız. Belki sade bir İngilizce’yle ne demek istemediğimizi yazarız da belki sizde anlarsınız diye yukarıda diyorum ki özetle, burası Fenerbahçe ve hiçbir zaman sıradan bir takım olmamıştır. Çünkü biz tarihimizden geldiği sebeple biliyoruz ki ‘Fenerbahçe asla vazgeçmez’. Evet, futbolda ‘değişim’ dönemimizi biz taraftar olarak anlarız ama bunu ‘yaşlı’ ve ‘kafası karışık’ futbolcularla yapmanızı anlayamayız. Yani kısacası, her türlü mağlubiyeti anlarız ama bu renklerini ruhunu umursamamanızı kabullenmeyiz.
Değerli Başkanımıza, Yönetimimize..
Sayın Başkanım,
Fenerbahçe’deki Haziran devrimini birlikte yaptık. Taraftar olarak, kongre üyeleri olarak, medyanın aklı selimleri olarak vs. hep birlikte ‘tam zamanı şimdi’ dedik ve Fenerbahçe’nin tarihine geçtik.
Öncelikle şunu yazayım, hiç kimse ne bizim ne de eski başkanımız Aziz Bey’e verilen oyların doğruluğu ya da yanlışlığını tartışamaz. Herkesin kendince nedeni vardır ve buna inanır. Ben de oyumun arkasındayım ve de size sonuna kadar güveniyorum. Hele hele öyle 1-2 tane ‘ergen’ müsveddesi gibi 2 sportif başarısızlıkla sizin emeklerinizi hiçe saymam da saydırmam da.
Çünkü hepimiz biliyoruz ki, siz Fenerbahçe’nin ve hatta Türk sporunun size en çok ihtiyacı olduğu dönemde elinizi taşın altına koydunuz ve yukarıda yazdığım devrimin adımlarını attınız.
Ancak, yine şunu çok iyi biliyoruz ki, ‘lider= en zor anda ortaya çıkıp attığı adımla yanlış gideni düzelten’ demektir. Siz de bir lidersiniz ve tüm eleştirilere, duygusallıklara kulağınızı tıkayın ve hemen bu gece öyle bir adım atın ki, hepimiz bu adımı kabul edelim ama hiçbirimizin tartışacak bir açık noktası bile kalmasın. Bu takımın futbol mantalitesini ‘kurumsal’ bir anlayış ile gençleştirmek sizin çok doğru bir hedefiniz. Bu hedef için de geri planda çok mantıklı bir yapı kurdunuz. Belki isim yani Comolli de kötü bir hamle değildi. Ancak özellikle Türkiye’de bazen ‘ipi gevşek bırakmak’ kötü sonuçlara yol açıyor. Şu anda Fenerbahçe olarak bunu yaşıyoruz. Kendi tarzınız değil biliyorum ama sahaya ininiz. En azından Samandıra’ya ininiz. İniniz derken izleyici ve moral vermek olarak değil. Orada tek başına at koşturmak isteyen kim varsa gidip onlara Fenerbahçe’nin büyüklüğünü anlatınız ve de sizin özverinizi suistimal eden hangi vurdum duymazlarsa bunun hesabını sorunuz. Bu, sizin en doğal hakkınız.
Fenerbahçe’li bazı yöneticiler,
Unutmayınız ki, sizler 3 Haziran günü bu kadar özveriyle çalışmış bir ismin, yani Ali Koç’un listesinde olmanız sebebiyle o devrimi gerçekleştirmiş kişilersiniz. Her biriniz özelinde çok değerli insanlar olabilirsiniz, ancak o göreve kongre üyelerinin ve de taraftarın takdiriyle geldiyseniz, oturduğunuz koltuğun hakkını vermeniz lazım. Türkiye’nin en önemli iş adamlarından ama daha da önemlisi yaşayan en önemli Fenerbahçe’lilerden birisi orada kötü giden futbol ile, ergen taraftar ile, ekonomik kriz ile, medya ile, federasyon ile mücadele edecek ve sizler (hepsi değil en azından bir kısmı) kendisinin yanında olup aklı selim ile kararlar verilmesini sağlamak bir yana bir de kafa karıştırıcı şekilde adamcağızı tek başına bırakıyorsunuz. Bunu ne taraftar ne de kongre üyeleri kabul edemez.
Teknik…
Yukarıdaki yazdıklarımdan da anlaşılacağı gibi, Fenerbahçe’nin kaybettiği Rize maçını teknik yönleriyle falan eleştirmiyorum. Maçı da canlı izlemedim. Tekrarını izledim. Fenerbahçe’nin bu maç özelinde çok şanssız şekilde kaybettiğini de düşünüyorum. Ama Fenerbahçe’li futbolcu ne olursa olsun tepki göstermeli. Tekrarlıyorum, 3 yese de 4 atacak kadar oynamalı. Peki sahada bunu haftalardır yapan yarım değil 1 kişi var mı? Kesinlikle yok.
O yüzden maçın adamı;
Sadece ve sadece maç bitimindeki büyük tevazu ve gerçek taraftarlığı ile tribüne gidip tüm Fenerbahçe’lilerden özür dileyen, Başkanımız Ali Koç’tur..

