Zor bir akşam tümcesi ile Fenerbahçe maçları iç içe geçti çok uzun zamandır. Sarı-Lacivert renklere
gönül verenler en son ne zaman bir maçtan sonra huzurla uyudular ya da stattan eve dönerken
metrobüste keyiften uzaklara daldılar eminim hatırlamıyorlardır. Yine öyle bir akşamdan sonra ne
yapabilirler ki; ya dolaptaki son birayı açacaklar, ya balkona çıkıp bi sigara yakacaklar, ya FM açıp genç
oyuncuları sahaya sürüp Cocu Hoca’ya saydıracaklar…
Sahada 4-4-2 ya da 4-2-2-2 mi oynandı , keşke 3-5-2 mi olsaydı takım dizilişi tartışmaları kalp
sıkışmalarına iyi gelmeyeceği gibi, ruhları azaptan da kurtarmayacak. Bitmeyen azap günlerinin şafağını
göremeden gecenin karanlığında kaybolma hissi sarmış tüm çubuklu yürekleri. Soldado yarım
metreden vuramamış, Frey kaleciye nişanlamış, penaltı VAR’mış da Halis Özkahya bakmamış… Hepsi
doğru, ama gelin de bunu anlatın okulda arkadaşlarına ne cevap vereceğini bilemeyen 10 yaşındaki
Ahmet’e, Mehmet’e, Deniz’e…
Her şeye rağmen sahaya dönelim. Biraz şanslı ya da biraz daha becerikli olsa forvet ikilisi, uzun bir
aradan sonra 3 puanı bir arada görebilecekti sarı lacivertliler. İlk 15 dakika stoperlere baskı yapmadan
geçmeye çalışan Sivasspor, bir pozisyonla birlikte oyun hızının kontrolünü Fenerbahçe’ye bırakmıştı. Bu
yanlıştan çabuk dönerek devre arasına kadar başka pozisyon vermediler ama pozisyon da bulamadılar.
Her şeyin yolunda olduğunu düşünen her iki hoca değişiklik yapmayınca, ikinci yarıya dair oyun
beklentisi sıkıcı bir festival filmi tadındaydı. Soldado ve Frey, girdikleri peş peşe pozisyonlarla oyunu bir
aksiyon filmine dönüştürmeye çalışsa da kötü görsel efektlere sahip ikinci sınıf bir yapımdan öteye
gidemediler. Taa ki esas oğlan Mehmet Ekici görünene kadar. Oyunda kalabildiği kısa süre içinde iştahı,
oyun zekası, kadife bilekleri, verdiği paslar ve direkten dönen şutuyla ekibini kurtaran itfaiye şefi
edasıyla sahada parlarken, en çok eleştirildiği yerden, müzmin sakatlık belasıyla vuruldu ve çubuklular
için oyun da o dakikada bitti.
Geçtiğimiz sene Hasan Ali’den ön libero yaratmaya çalışan hocayla aralar tam düzelmemişken,
taraftarlar şimdi de İsmail Köybaşı’ndan sol açık çıkarmaya deneyen hocaya nasıl güveneceklerini kara
kara düşünmek zorunda kaldılar. Çok sevdikleri, kalpten destekleri genç başkanları bir Tazminat(!)
Fermanı çıkarsa, Gülhane parkında değil de Yoğurtçu Parkında okutsa, belki de bu renksiz sonbahar
akşamında uykuya dalabilirler yataklarında…Yine huzursuz ama umut edebilir halde…
Emre Cilvez – TAZMİNAT FERMANI
- Advertisement -
- Advertisement -
BENZER HABERLER
- Advertisment -

