Bize Ulaşın

Emre Cilvez

Emre Cilvez – Akarsu

Kolaya kaçıp böyle bir başlık attım. Çünkü anlatacaklarım fazla ve içerik olarak dağınık, belki birleşince büyük bir nehir oluşturacak, ya da küçük bir pınar.

Önce dün akşamki oyunla başlayalım. Kaçan penaltı ya da Malatya’nın haksız iptal edilen golünden bahsetmeyeceğim. Önemli nokta Moses’ın girdiği ve atamadığı pozisyon ki aynı zamanda maçın da en net ve en açık pozisyonu. Nasıl sonlandığından da bahsetmiyorum, atması gerekiyordu elbette, ancak olmadı. Hatta hiç vuramayabilirdi, ayağı çime takılabilirdi, direkten dönebilirdi ya da kaleci kurtarabilirdi. Hiçbiri olmadı ve dışarı attı Nijeryalı. Gelelim kritik soruya, başka bir pozisyondan bahsedebiliyor muyuz sarı-lacivertliler adına? Hayır, işte bütün mesele bu. Bir pozisyonu atamayabilirsiniz, ancak başka üretemiyorsanız oyun planınızda ya da kadronuzda sorun olduğu aşikardır. Bir akarsuyun sürekliliği gibi oynamadı Fenerbahçe, endişe verici olansa üst üste ikinci hafta benzer olması.

Dünya üzerinde sürekli olarak kazanan bir futbol takımı yok elbette. Bahsettiğimiz sürekli bir kazanma halinden çok, sürekli olarak kazanabilecek oyunu oynamak ve gol vuruşunu hazırlayabilmek. Mükemmele yakın takımların da iyi olmadığı günleri oluyor. Bazen de gün seviyesinden dönem aralığına çıkabiliyor. Aynı bir akarsuyun dingin aktığı dönem gibi. Eğer Fenerbahçe de böyle bir zamandan geçiyorsa, bir an önce gürül gürül aktığı bir yere hızlıca geçmeli. Ersun hoca topoğrafya haritasını iyi okumalı.

Her hocadan farklı bir geliş hikayesi var Ersun Hoca’nın. Yorumcu çevreleriyle bir lobi ilişkisi yok. Eski Fenerbahçeli takım arkadaşları arkasından methiyeler düzmüyorlar. Camia desteği de haybeden verilmiş bir destek değil. Geçmiş başarıları, korkmadan oynattığı oyun, öndeyken bile oyuna hücum oyuncusu sokması, söylemleri, çalışkanlığı… kısaca tırnaklarıyla kazıyarak geldi bugünlere. Kimseye pek kolay nasip olmayan bir tribün desteği var arkasında. Bu derece debisi yüksek bir nehrin önüne sahaya sürdüğü 6 orta saha ile kapalı bir baraj koymak yerine, kapakları biraz açmalı ve suyun gücünden enerji elde etmeli. Oturduğu koltuğa geliş hikayesi yüksek enerjiden geçiyor. Kağıt üzerindeki en etkili iki hücum oyuncusunun olmamasına kimse bakmaz, geçen senenin aksine kadro mühendisliğinde daha çok etkin rol oynadı.

Oyun planı beklentilerle örtüşmedikçe “Ersun Yanal ve 7 orta saha’lar” diyen yorumcular çok çıkar. Sahada hangi tip futbolcuyla çıkacağı Ersun Hoca’yı ilgilendirir elbette, ancak ortaya çıkan oyun ve sonuçlar Fenerbahçeli olan herkesi ilgilendiriyor. Bir maç, iki maç ya da bir aylık bir süre çok iyi olmayabilirsiniz, ama nehrinizi umut ‘erozyon’una uğratırsa kaybınız çok büyük olur. İzmir deplasmanında umut tazelemek ümidiyle,

Çubuklu kalın

Emre Cilvez

Emre Cilvez

Emre Cilvez – Tek Plan

Erol Bulut

Son yıllarda Fenerbahçe maçları için değerlendirme yazılarını yazarken, bir sezon içinde hep aynı temayı yazıyor gibi hissediyorum. Dün akşam için de bu durum değişmedi. Zamanı kısıtlı olup devamını okuyamayacaklar için erkenden yazalım; Fenerbahçe’nin akan oyundaki tek gol atma planı mesafe tanımadan orta açmak üzerine. Konyaspor da bu durumu ön görerek çok güzel hazırlanmış ve bu fırsatı ev sahibine vermedi.

Detaya girecek olursak; Erol Hoca’nın takıma kattığı en büyük değişim kompakt oyun,yani iyi alan paylaşımı, yardımlaşma, hatlar arası mesafenin daralması ve bir arada oynama isteği. Özellikle işin savunma kısmında ve topun geri kazanılmasında geçen senelere oranla takımın gösterdiği gelişim çok bariz. Dün özelinde Ozan’ın biraz geride kalması, onun delici ve topla gidebilme özelliğini kullanarak baskın yapma fırsatı vermese de, Gustavo ile birlikte çok top kazandığı gerçeğini gizlemedi. Kısaca, biri sahalarda zor görebileceğimiz mükemmellikte 2 gol yenmiş ve sadece bir net pozisyon verilmiş bir maç için Fenerbahçe takım savunması kötüydü diyemeyiz.

Fenerbahçe’nin ve teknik heyetin sahaya yansıtmayı henüz başaramadığı konu, yazının başında dile getirdiğimiz akan oyunda hücum şablonlarının olmayışına bağlı olarak skor bulunamaması. Bakın sahadaki oyuncular beceriksizdi ya da yapamadı değil, Caner’in ortaları dışında bir plan yoktu. Bu hatayı Erol Hoca da fark etmiş olacak ki, ilk yarı fahiş sayıda açılan ortalardan sonra ikinci yarı topu yere indirdiler. Fakat bu sefer de çabukluğuyla ve oyun aklıyla iş yapacak “Yunanistan”ı sahadan alarak, yerine bir hücum oyuncusu daha koyarak orta sahayı rakibe teslim ettiler. Teknik kadro hatanın oyuncu performanslarından olacağını düşünmüş olacak ki daha uzun santraforlar sahaya sürülerek aynı gol bulma planına, sırasıyla farklı dizilişlere (42 ve 424e) geçilerek sadık kalındı. Maç sonu açıklamalarında bireysel hatalardan söz edilmesi bu yorumu da doğruluyor gibi. Ancak, Konyaspor’un beklediği ve hazırlandığı gibi de orta açmaya dayalı plandan skor çıkmadı.

Dikkatli gözler mutlaka farkmetmiştir. Fenerbahçe hatalı bir kararla iptal edilen golde orta açmadan çok güzel bir üçgen kurarak gol vuruşu üretmişti. Kadıköy’e gelen her takımın oynayacağı kapalı ve kalabalık savunma futbolunu açmanın yolu da bu tip kısa ve seri paslarla ortadan, ya da çizgiye inerek verilen paslarla olabilir. Evet Gökhan ve Caner büyük silah ama Fenerbahçe’nin tek silahı bu olmamalı. Artık rakiplerin ilk tedbir aldığı bu silahtan sonra, maç içimde penaltı ve duran top gibi bir tavşanın şapkadan çıkmasını beklemeden, ikinci ve hatta üçüncü opsiyonlarınızı sahaya koymanız gerek.

Fenerbahçe takım oyunu oynamaya çalışırken, bu oyun planı içine bireysel üztünlükleri serpiştirmekte de zorlanıyor. Sonra da camia oyuncu performansı üzerinden değerlendirme yapma yoluna gidiyor. Örnek olarak Thiam çok çabuk hızlanabiliyor ve uzun fuleli koşusuyla rakibini topsuz geçebiliyor. Ancak 45 dakika içimde bir defa bile onun bu özelliğini kullanabilecek bir set denemesi izleyemedik. Aynı çok keskin tek vuruşu olan Samatta’ya bu fırsatın sahada verilemediği gibi.

Fenerbahçe kötü değil ama hücum planı tek ve rakipleri için tahmin edilebilir. Milli maç arasında hücumu çeşitlendirmek amacıyla gelişim sağlanırsa, moral, motivasyon ve kadro kalitesi olarak zaten rakiplerinden önde olan takım, şampiyonluk yolculuğunu da rahat geçirir. Erol Hoca ve ekibinin çözümünün ne olacağını aradan sonra izleyeceğiz.

Çubuklu kalın.

Emre Cilvez

Okumaya devam et

Emre Cilvez

Emre Cilvez – Öğrenme Yolunda

Lemos Caner Sosa

Bu kadar kompakt bir orta saha ve savunma hattı açıkçası beklemiyordum. Erol Hoca oyun planının orta saha ve savunma kısmını çok iyi hazırlamış ve futbolcular da gerçekten sahaya iyi yansıttılar. Sarı-Lacivert Çubuklu forma içinde taş gibi bir Alanyaspor izlediğinizi düşünebilirsiniz. Bu durumun uzun vadede sürdürülebilir olmayacağını neredeyse her hafta yazıyorum ama bugün için gayet yeterli. Oyun planında önemli yer tutan, Ozan gibi kaptığı toplarla dikine gidebilme özelliği olan bir oyuncuya sahip olmak güzel bir artı. Delip geçemediği pozisyonlarda rakip takıma 3 sarı kart aldırdı. Keşke bu işleri ilk yarıda da yapabilseydi. Ayrıca takım olarak hem Galatasaray’ın bu yılki etkin gücü olan tek pas oyununu bozdular hem çok top kazandılar. Tolga’nın da oynamaması takımın fizik olarak daha hızlı görünmesini sağladı. Oyunda gelişecek bir sonraki nokta kapılan topların gevelenmeden hızlıca hazırlıksız yakalanacak 3.bölgeye taşınması olacak. Dün akşam için başarılı bir organizasyon olduğunu kabul ederek devam edelim.

Gerçekten takım çekirdeği bu kadar değişmiş bir kadro için bireysel performansların bu kadar ortalama üzeri olması henüz 3.haftada büyük bir avantaj ki henüz oyun planının kurulumu tamamlanmadı. Kanat bindirmeleri ve üçgenlerle çizgiye inme planı ağır kalan rakip üzerinde etkili oldu. Ama o dakikadan sonra çalışılamamış hücum kombinasyonları yüzünden genelde orta açma ile sonuçlandı. Atak sonlanması olarak istatistiklerde yer alan verilere göre şut düşük kalıyor ister istemez. Hücum planı oluşturuldukça bu istatistik geometrik olarak artacaktır.

Gelelim Fenerbahçe’nin yıllardır bitmeyen, döngüsü kırılamayan forvet problemine. Yazılarımı okuyan şanslı(!) azınlıktaysanız eğer, benim bu konuda sarı-lacivert camiadaki yaygın kanının aksine sorunun isim bazlı olmadığını düşündüğümü takip etmişsinizdir. Sorun ne Soldado, ne RVP, ne Slimani ne de Vedat değil isim olarak. Evet, Frey gibi kapasitesi düşük isimler kadroda olsa da Fenerbahçe uzun zamandır forvet oyuncularını, onların özelliklerine uygun, planlı, süreklilik içinde olacak şekilde pozisyona sokamıyor. Dün akşamki derbide de böyle oldu. Samatta, Enner ya da Thiam elbette henüz yeniler, alışma süreci gerekiyor ancak onların yerinde iyi bir bitirici olan rakip takımın forveti Falcao da olsa yine yıllardır süregelen pozisyon kısırlığı geçmeyecekti. Ha keza Soldado ya da RVP yerine daha büyük isimli ya da daha yetenekli forvet almış olsaydı Fenerbahçe, geçmiş yıllarda atılan gol sayısına ismi kadar yüksek oranda etki etmeyecekti. Daha iyi bir hücum oyuncusunun söylendiği kadar ihtiyaç olup olmadığını ancak eldeki isimler gol pozisyonuna girip atamayınca hakkaniyetli şekilde değerlendirebiliriz ki bu da oyun planının hücum bacağı olgunlaşınca olacak.

Şimdi Fenerbahçeliler için bu olgunlaşmayı bekleme zamanı. Çünkü hala akan oyunda bir gol bulamadılar. 3 maçta gelen 2 golün biri penaltı, diğeri kornerden bir ön direk organizasyonu. Ama
hücum planı da işlemeye başlarsa durdurulması güç bir takım olacaklar. 4 tekerlekli bisikleti sürecek irade ve gücü gösterdiler, destek olan iki tekerini de çıkarmak üzere Fenerbahçe, bakalım önümüzdeki haftaya kadar iki tekerlekli bisiklet sürmeyi öğrenebilecekler mi?

Ama İyi yolda çubuklular, siz de çubuklu kalın!

Okumaya devam et

Emre Cilvez

Emre Cilvez – Covid Sezonu

Erol Bulut

2020-2021 Futbol sezonu için TFF bir isim henüz koymamış olsa da, tarihteki yerini dünya genelindeki futbol severler için Covid Sezonu olarak alacak. Sağlıklı kalmanın toplumun geneli için ilk hedef olduğu bugünlerde, Amerikanvari “Show must go on” felsefesi, bu sefer show’un kendisi için değil gelecekteki show’ların da olabilmesi için sahneye koyuluyor. “Oyun” kavramından “Bussiness” yani iş dünyasına geçeli çok olan futbol sektörü sadece kendisini değil, evde yerleşik hayata geçmiş Mutfak Çağı’ndan yeni çıkmış ne yapacağını bilemeyen insanları da şimdilik kurtarmış görünüyor.

Aslında küçük çaplı bir çağ atlama (ya da gerileme) Fenerbahçe yönetiminde de yaşandı. İki sezon süren başarısızlıkla dolu Buzul çağının ardından, seçim döneminden beri yönetim tarafından sıkça dillendirilen “ligimiz çok yaşlı” söylemine inat transferler yağdı adeta. Bu konu elbette bir tercih, doğru ya da yanlış demek için sezon sonuna bakmak gerekir, eğer tek sezonluk başarıya odaklanırsak. Benim değinmek istediğim yer ise Sayın Ali Koç ve yönetimdeki hem isim hem de davranış değişikliği. Önceki dönemde sık sık taraftarla etkileşime girecek medya araçları kullanan, belirli aralıklarla FBTV de en yalın tabirle aylık Z Raporu veren yönetim artık bu konuda daha ketum. Belki Futbol ikliminin gereklerini yapıyorlar belki de yeni iletişim şekillerini böyle belirlerdiler. Yine zaman kendileriyle ilgili kararı verecektir.

Sahaya dönecek olursak eğer, Sarı Lacivert camia ligin Okan Hoca’yla birlikte en potansiyelli hocasını aldı ve bunun için geçtiğimiz sezonda olası bir ilk 4 sıralamasını ve Türkiye Kupası’nı feda etti. Kadroda vasatı aşmaya yaklaşamayan isimleri gönderip neredeyse baştan bir takım kurdular, daha da transfer gelecek ama sezonun ilk haftasında sahaya geçen sezondan 8 isimle çıktılar. Oyun daha derli toplu gözükse de hazır bir takım izlemedik hep birlikte. Zeminin felaket derecede bozuk ve sert olmasının yanında, olmayan seyirci ve kötü futbol kombinasyonu acaba ligler başlamasa mıydı dedirtti bir ara.

Üzerine çubuklu severler için bir klasik olan geriye düşme durumu eklenince ligin ilk haftası çekilmez bir hal aldı. Açıkça söylemek gerekirse, Fenerbahçelilerin çoğunun aklına şu geliyordur, kahrolası kontrollü futbol döneminin başından beri başkan, hoca, futbolcu, saha, mevsim ve hatta kurallar değişse de Fenerbahçe’nin geriye düşme durumu bir türlü değişmiyor, nasıl bir lanet var başımızda ?!?!

Maçta benim açımdan endişe uyandıran nokta ise çift forvete (Evet Frey’i de saymak durumundayım) dönülen anlarda, orta saha kurgusundaki yeteneği sınırlı oyuncu grubuydu. Erol Hoca’nın farkında olmamasına imkan yok, olsa olsa tercih olur ama ne iyidir ki bu ısrar fazla uzun sürmedi. Oyuna giren Sosa ve Ozan hareketlilik getirerek takımı ileri itmeyi başardılar.

İlk haftadan uzun uzun analiz yapmak bizi doğru noktaya ulaştırmayacak ama Fenerbahçeliler bu Covid Sezonunun devamında ligi zirvede bitirecek sonuçlarla birlikte, olmazsa olmaz baskılı oyunu bekliyordur. Her hafta o oyuna doğru evrilen bir plan ve daha yetenekli oyuncuların sahada olduğu bir kadro görmeyi bekliyor her çubuklu sevdalısı. Uğur Meleke’nin değindiği gibi mücadelemiz çok iyiydi söylemi kimseyi tatmin etmiyor artık. Ne yazık ki Uzaylı bir oyuncuya sahip Barça’ya bile 8 atabilen ve Premier Lig’de 90 üzeri puan alabilen oyunları günümüz dünyasında herkes izleyebiliyor. Tek vasfı koşabilmek olan kişileri sahaya sürmek ve savaşmak yeterli değil. Erol Hocam lütfen o taraftan uzak duralım. Taraftar sizi çok bekledi, buna değdiğini herkese göstermek senin elinde.

Emre Cilvez

 

Okumaya devam et
Reklam

Yazarlar

Geri Sayım

Fenerbahçe — MKE Ankaragücü (On time)

Fenerbahçe Ülker Stadyumu
Süper Lig

Süper Lig Puan Durumu

PosTakımOPuan
11735
21735
31733
41731
51830

Facebook

Öne Çıkanlar