Cihan Mendi - Hakkımız Helal Değil Maalesef - Fener Alayı
Bize Ulaşın

Cihan Mendi

Cihan Mendi – Hakkımız Helal Değil Maalesef

Ersun Yanal son maç

Özellikle geçen hafta şehitlerimizin olması nedeniyle yazmak istemedim ve Trabzon maçını bekledim. Öncelikle ‘Allah bu vatan evlatlarına bu acıları bir daha yaşatmasın’ diyerek söze girmek istiyorum.

Ersun Hoca’ya tabii ki bu kötü başlık. Ersun Hocanın Fenerbahçe’deki ilk dönemi sonrası da bu döneminde en fazla savunucularından biri oldum daima. Çünkü özellikle ilk döneminde haksızlığa uğradığını düşünüyordum. Bu döneminde ise özellikle bu sezon başında ve de son dönemdeki ‘göstere göstere’ yapılan hakem hataları ile takımın çok da taktiğini konuşamıyorduk.

Ama özellikle son 2-3 haftadır oynanan ‘rezalet’ futbolun üstüne dün gece Ersun Yanal’ın hiç utanmadan giderayak da takımı neredeyse göstere göstere sabote etmesini bir türlü hazmedemiyorum. Tabi ki, ‘kovulmuş’ bir hoca ile elimizde tek mücadele olarak kalmış kupa maçına çıkmak da müthiş bir yönetim zafiyetidir.

Diyebileceğim tek şey var, ‘’Bir daha Fenerbahçe’nin kapısından içeri girme’’. İkinci turda bir şekilde finale kalırsak, bu senin o şans vermediğin Ferdi ve Zajc’ın oyuna katkısıyla olacaktır. Bunu unutma Hoca. Hakkımız helal değil sana!

Gidişatın Sorumluları

Peki, Fenerbahçe nasıl bir anda şampiyonluğun en favori adayı iken 1 ayda ilk beş şansını bile zora soktu? Madde madde yazalım. Sonra da bir daha ki yazılar da çözüm önerilerine girelim:

  • Tabii ki, Ali Başkan’ın ‘düzenin tercihine inat’ Başkan seçilmesi ile başlayan ve Fenerbahçe aleyhine 3 Temmuz benzeri operasyonlar üst üste geldikçe artık mücadele edemez duruma geldik. Sahadaki futbolcu ne yaparsa yapsın, hakemi yenemediği pek çok maç var bu sene. 1-2 örnek verelim. Sezon başı Alanya maçı tekrar edilmeliydi, inadına etmediler; Kayseri deplasmanında 3-4 tane penaltımız verilmedi, kimse gıkını çıkartmadı; Yeni Malatya maçında atılan penaltıdaki kaleci hatası görmezden gelinirken, bir hafta sonra aynı kural Göztepe deplasmanında aleyhimize işletilerek galibiyetimiz engellendi; Trabzon deplasmanında verilmeyen golümüz; Alanya maçında hem Altay’ın kurtardığı penaltının tekrarlanması hem de son saniyede verilmeyen goller ile maalesef Fenerbahçe toplamda 15 puanı hakem ve TFF hataları yüzünden adeta bıraktık. Bu durum illa ki hem hocada hem de futbolcularda de motivasyon yaratmıştır.
  • Ancak ilk maddede yazdığımız hakem ve TFF hataları ve de en önemlisi Fenerbahçe Başkanı ve yönetimine savaş açan bazı kesimler ile ilgili daha iyi bir ‘kriz yönetimi’ yapılabilirdi diye düşünüyorum. Başkanımız gereken tüm mücadeleyi verirken, özellikle yöneticiler bu mücadelede koskoca Ali Koç’u yalnız bıraktılar. Bunun en ‘kötü’ örneğini Galatasaray maçı sonrası taraftar ile Başkan arasındaki kavgada yanında bir yönetici bile yokken gördük.
  • Tabii ki burada şu konuya da parmak basmak lazım. Sayın Başkan da dahil, bütün bu savaşı verirken futbolcuları bu ‘olumsuzluk’ havası dışında tutmalıydı. En azından hoca aracılığıyla yada direk olarak futbolculara ‘ben bu mücadeleyi kamuoyunda veriyorum, siz de sahada vereceksiniz’ demeliydi. Ama bu mesajın düzgün verilmediğini düşünüyorum.
  • Gelelim bütün bu süreçteki ‘nakavt’ durumuna. Bu kadar yokluğa ve de ekonomik sıkıntıya rağmen Ersun Yanal geldi geleli bu takıma 30’a yakın oyuncu takviyesi yapıldı. Geçen yaz döneminde Hasan Ali’nin sakatlığını kimse düşünmediğinden sol bek takviyesi yapılamadı belki ama hocanın direktifleri doğrultusunda geçen yıldan beri (eldeki 2 stoper yollanırken) yerine 5 tane stoper transferi yapıldı. Hadi diyelim Sadık sakatlandı, kaldı 4. Ama Ersun Hoca bir türlü ne Zanka’dan, ne Rami’den fayda sağlamayı bilemedi. Devre arasında tek bir kurşun olarak gelen Falette’yi ise 1,5 maçta sahada gördük, dün akşam o da sakatlandı. Bu kadar gelen giden stopere rağmen sen haftalar boyu Jailson’u stoperde oynatma ısrarından vazgeçmeseydin, en azından o hatalı yenilen 15 golün yarısını yemezdik. Sen elinde dikine futbol oynayan Zajc, Ferdi varken, manevi evladın gibi sevdiğin Tolga’yı ve de takviye eder gibi Tolgay’ı oynatmasaydın, en azından -3 puan aldığımız bazı maçlarda -2 puan alırdık. Sen, Vedat’ın marke halinde pozisyona giremediğini gördüğün dakikalarda Mevlüt’ü oyuna alsaydın en azından Alanya, Ankaragücü gibi maçlarda istediğimiz skorları alırdık. Ve de sen inatla Galatasaray karşısına ‘bitik’ bir motivasyon ile takım çıkartmasaydın, şimdi başka şeyler konuşuyorduk.
  • Son olarak bir de öz eleştiri yapmamız lazım. Fenerbahçe, özellikle son 3-4 yıldır, hiç olmadığı kadar ‘kötü’ bir taraftar topluğu ile maç oynuyor. Deplasmanlarda bile daha iyi bir taraftar grubu var inanın. Dün akşam Trabzonspor’un 90 dakika hiç durmadan takımını destekleyen taraftarının 10’da 1 enerjisi bizim taraftarda olsaydı, bu sezon en azından kendi sahamızda 1-2 maç fazla kazanırdık. Tabii ki şu konuda da haklı taraftar; oynuyorlar mı ki?

Sonuç olarak Fenerbahçe maalesef son 3-4 yıldaki hesapsız, plansız hamleler ve de dış etkenlerle aşama aşama ‘vasat’ bir takım haline geldi. İnanın 90’lı yılları bile arar olduk. Ve maalesef eğer Ali Başkan, son kozu olan ‘yönetim ve mantelite değişikliği’ kozunu oynamazsa, bir süre daha şampiyonluk ve hatta ilk 5 yüzü bile göremeyiz.

Çeşitli çözüm önerilerimiz ile haftaya devam edeceğiz..

Cihan Mendi

Lütfen anketimize katılın

Cihan Mendi

Cihan Mendi – Tılsımlı 20 yıl

Sarı ve kırmızı renkli ‘elitler’ takımı en son bu sevinci yaşadığında henüz Türk parasından sıfır atılmamıştı. Ama biz o arada 6 tane sıfır attık mesela.

Sarı ve kırmızı renk yazdığıma da bakmayın, ‘mor’ renkle geldiler yendik; ‘turuncu’ renkle geldiler yine yendik. 10 kişi yendik, yedeklerle bile yendik. Ta ki, Türk futbolunda artık her türlü ‘engelleme’ ve ‘masa başı’ oyunlarının gizlice değil, alenen yapıldığı 2020 yılına kadar.

Aslında her şeye çok iyi başladığımız bir Pazar günüydü yine de. Stattaki yerimizi almak için Ankara’dan uçağa bindiğimde yanıma denk gelen Fatih ve Selim isimli baba-oğul ta Fransa’dan bu maçı izlemek için gelmişlerdi. Uçuş boyunca o 6 yaşındaki pırıl pırıl çocuğa anlattık Fenerbahçe’yi.

Ama İstanbul’a indiğim dakikadan itibaren sadece kendimde değil sağımdaki solumdaki tüm çubuklu taraftarlarda da gördüğüm bir ‘tedirginlik’ hakimdi. Sanki bir şey olacakmışçasına sessizdi ortalık. Maç öncesi restoranlara gittiğimizde herkes ‘boğazını yırtarcasına’ bağırıyordu ama dün anladım ki hakikaten maç öncesi restoranlarda ‘keyif’ yapmak yaramıyor biz Fenerbahçe taraftarına. Yoruluyoruz ve maça girdiğimizde sesimiz çıkmıyor.

Ayrıca bir tabloda stattaki ‘çekirdekçi’ taraftarda oluştu. Sadece bir örnek veriyim, önümde duran ve muhtemelen Almanya’dan gelmiş bir taraftar ilk devre boyunca babasını, annesini, kardeşini görüntülü olarak aradı ve onlara maçı izletti. Muhtemelen en az 200 EURO verdiği bir biletin yanına 1-2 tane daha alsaydı da ailesini de getirseydi. Hiç olmazsa, ‘bağırmak’ yerine video çeken bu taraftar, en azından yanında 3 ‘taraftar’ daha getirmiş olurdu. İşte böyle sıra dışı(!) seyirciler olunca takımı motive eden de kimse kalmıyordu.

Tabii ki her türlü engelleme ve taraftar basiretsizliğine rağmen, bu tılsımın bozulmasının ana nedenini yazıp, kendi öz eleştirimizi yapmazsam, bu köşenin hakkını veremem diye düşünüyorum.

Sayın YANAL

Bunca zaman yazdık, çizdik. Saygı gösterdik, lütfen dedik. Ama dinletemedik. Ne Türkiye’deki ‘Ali Koç’ düşmanlığının TFF boyutunda icraata geçmesi; ne Fenerbahçe yönetiminin formsuzluğu; ne de dün akşamki taraftarın görevini yapmaması benim dünkü yenilgi ile ilgili ilk sorumluyu ‘Sayın YANAL’ olarak görmek fikrimi değiştirmeyecek.

Ersun Yanal, yaptıklarıyla bu mağlubiyeti en çok hak eden isim oldu. Neden mi? Senin yönetimin isteklerin için tabiri caizse ‘boğazından keserek’ stoperse stoper, forvetse forvet, orta saha ise orta saha adamı alıyor. Ama sen çıkıp da babanın oyuncağıymış gibi koca Fenerbahçe’yi devşirme futbolcularla bu kadar formda bir Galatasaray’ın karşısına resmen yem ediyorsun.

Be adam, hiç mi vicdanın sızlamadı o Jailson’u stoper oynatırken? Hiç mi ‘yahu ben ne yapıyorum’ demedin Tolga’yı kanat oynatırken? Ferdi’yi, Ekici’yi, Falette’yi maç eksikleri var diye oynatma, git Tolgay gibi daha ilk 11 bile oynamamış adamı sahaya sür. Hakikaten, koca Fenerbahçe camiasını bu hale soktuğun için sana yazıklar olsun.

Futbolun katili Türk hakemleri

TFF’sinden MHK’sına gırtlaklarına kadar pisliğe batmış Türk futbol yönetiminin atadığı hakem de ancak böyle olurdu. Haftalardır zaten Ersun Yanal’ın kötü oynattığı futbolu hakem hataları yüzünden göremiyorduk belki. Ama dün hem futbol açısından yapılan yanlışları hem de hakem hatalarını bir arada görmüş olduk. Maç boyu eyyam yapan Halil Umut Meler, penaltımızı yemekle kalmadığı gibi, rakibin direncini kırdığımız 70’li dakikalarda hem Marcao’ya vermediği kırmızı kart hem de rakibe verdiği tartışmalı penaltı ile maçı adeta Galatasaray’a hediye etti.

Böyle devam edin, ey Türk futbol yöneticileri. Kaosa sürükleniyor Türk futbolunu biraz kendinize gelin. Taraflılığı gizlice yapın bari de taraftardan daha az küfür yiyin.

Sayın Başkanım

Çok net ve açık yüreklilikle yazıyorum ki Fenerbahçe için canınızı dişinize kattığınıza şahit oluyoruz. İşinizi, eşinizi, çocuklarınızı bırakıp gece gündüz Fenerbahçe’nin haklılığını düşe getiriyorsunuz. Ve bütün bunlar olurken, size koca yönetimden belki sadece 1 kişi o da Semih Özsoy destek olmaya çalışıyor.

Ama Başkanım, daha önce de yazdık, çizdik. Siz saha dışını toparlamaya ve motive etmeye çalışırken saha içini de maalesef sadece ‘maaşlı çalışan’ bir hoca ve menajere emanet etmiş durumdasınız. Onlar da kendi kafalarına göre bir takım yaratıyorlar ve kimseye hesap da vermiyorlar.

Ya çıkın, adam gibi bu işi yapabilecek bir yönetici bulun ya da siz kalan vaktinizi de Samandıra’da geçirin. Mevcut yönetim ile bu iş olmaz. Çıkın kongreye gidin. Hem güven tazeleyin hem de şu yönetime gerçekten ‘asker’ olabilecek kişileri alın. Oyumuz yine size inanın. Ama bir reorganizasyon şart oğlu şart.

Satmayacağız

Yukarıdaki eleştirime rağmen, yine de sonuna kadar şunu açık yüreklilikle yazmak isterim ki, her türlü ite, köpeğe, balığa, kediye, böceğe rağmen Fenerbahçe Başkanı’nı kimseye satmayacağız. Kimsenin önüne atıp da kaçmayacağız. Sonuna kadar yanındayız Ali Koç.

Sonuç

Maalesef saha dışından etki edilen, saha içinde de teknik kadronun tuz biber ekmesi nedeniyle yine şampiyonluğun gittiği bir sezon yaşadık. Yine çok erken havlu attık. Futbolun adaleti yoktur ama bu sezon için bir mucize olmadan şampiyonluğu alma şansımız yok. Elimizde bir Türkiye Kupası şansı kaldı ama bu futbol mantalitesi ile o da zor görünüyor.

Artık yapılması gereken başta Başkanımızın hemen ‘radikal’ kararlar alması ve gelecek senelerin başarılı Fenerbahçe’si için gerekli temeli oturtması gerekiyor. Gençleşme ise gençleşme. Öze dönme ise öze dönme. Ne gerekiyorsa bugünden yapılmalı.

Ben de kendi adıma artık Fenerbahçe’yi ‘maç maç’ yorumlayacak enerjiyi bulamıyorum. Bundan sonraki yazılarımızda birazcık Fenerbahçe’nin yeni kurtuluş reçetelerini incelemeye çalışmak lazım sanırım.

Umutlar en son ölür demişler ama bizim için bu seneye dair bir beklenti yok. Gelecek seneler ise hala arafta. Umarım sarı lacivert yarınlar yaklaşıyordur.

Cihan Mendi

Okumaya devam et

Cihan Mendi

Cihan Mendi – Sözün bittiği yer

Ankara’nın ‘pis’ ayazında kolumuzun, bacağımızın donması pahasına; ailemizi evde bıraktık maça gittik. Biz sesimizi, gırtlağımızı parçalarken, o çok güvendiğimiz Ersun Hoca ve ‘vurdumduymaz’ futbolcuları sağ olsunlar bize bir kez daha zindan ettiler yaşamayı.

Ama en çok da tribünde yanıma denk gelen ve ‘abi, asgari ücretle çalışıyorum ama daha biraz önce Galatasaray maçı için 800 TL bilet parası ödedim’ diyen kardeşimiz var ya hani, işte o an benim için söz bitti, o sahada koşmasını bile beceremeyen futbolcular adına utanmak geldi aklıma. İşte sözün bittiği an burası.

Hatalar üst üste

Evet haftalardır sahada hakem rezaletleri ile baş etmekten, takımın aslında ne kadar ‘verimsiz’ oynadığını göremiyorduk. Ankaragücü maçı için de sahadan başlarsak, önce ‘kendisini Toni Schumacher’ sanan kalecisinden, kendi ellerimizle ‘gereksiz’ yücelttiğimiz forvetine kadar tüm takımın aslında bir süredir Fenerbahçe’ye yakışan bir top oynamadığına şahit olabiliyoruz. Vedat’ı, Jailson’u, Altay’ı, Isla’sı.. o kadar kötüler ki, tek tek eleştiri yapmak bile içimden gelmiyor.

Tabii ki, bu kadar futbolcunu gün geçtikçe kötüye gitmesi ve takımın bir türlü toparlanamamasının en büyük nedeni saha kenarındaki hocanın bir türlü formuna girememesinden kaynaklıdır. Bu takım 4-5 haftadır hep aynı topu ve aynı kadroyla oynuyor. Takım gol yemedikçe hocadan ne bir müdahale geliyor ne de bir uyarı.

Bu kadar ekonomik krize, bu kadar engellemeye rağmen senin yönetimin sana bir tane stoper almış. Elinin altında bir tane daha var. Ama sen ısrarla haftalardır hata üstüne hata yapan Jailson ile maça başlarsan zaten ‘geçmiş olsun’ demektir. Ki nitekim, Altay’ın gereksiz öz güveninin sonucunu Jailson’un beceriksizliği ile daha maçın başında ‘aptalca’ bir gol yedik. Ve o golden sonra da Fenerbahçe ‘gram’ top oynamadı.

Şimdi gelelim en üstteki hatalar zincirine.

Başkanımıza

Sayın Başkanım,

Haftalardır her fırsatta siz haykırıyorsunuz ‘bizi doğruyorlar’ diye, biz de bu haklı mücadelede zaman zaman eşimizle, dostumuzla kavga etmek pahasına size destek oluyoruz. Haksız değilsiniz. Fenerbahçe, sadece sahadaki futbolcusuyla ve sizlere karşı yürütülen karalama kampanyaları ile değil, taraftarına her deplasman çıkartılan bin bir zorlukla bile sindirilmek ve yok edilmek isteniyor.

Trabzon maçı da dahil, takım çok iyi oynuyorken, o maçtaki hakem hatalarıyla beraber korkunç bir düşüş yaşanmaya başladı ve artık belli ki bu ‘saha dışı’ olaylar futbolculara da yansıyor. Siz, doğruyu yaparak mümkün mertebe kamuoyu önünde Fenerbahçe’nin hakkına sahip çıkmaya çalışıyorsunuz. Hatta belki de geri planda tüm karizmanızı ve ticari ağırlığınızı hiçe saymak pahasına mücadeleyi sürdürüyorsunuz.

Ama bütün bunlar olurken, futbolun aslında sahada top oynayanların ruhsal ve fiziksel yapısına bağlı olduğunu da hatırlamanız lazım. Belki ‘nasıl olsa kenarda bir teknik heyet var, onlar bu ruh halini futbolcuların lehine kullanır. Motive eder’ düşüncesiyle herkesin işini yapmasına yol veriyorsunuz.

Ancak korktuğumuz başımıza geldi ki, tek işi sadece ‘futbol oynamak’ olan ve yaşları 20-30 arası olan bir futbolcu topluluğuna ne teknik direktör, ne idari heyet, ne kaptanlar doğru bir yönlendirme yapmamışlar ki, onlar da daha şimdiden sezonu kapatmış.

İşte bu noktada siz gireceksiniz devreye. Kusura bakmayın da o futbolcuyu sahaya hazırlayacak ne Teknik Direktör işini doğru yapıyor, ne İdari Menajer, ne de görevlendirdiğiniz Yöneticiler. Bunlar işini yapmıyorsa, siz yapacaksınız ki bugün ‘Hoca istifa’ diyenler, yarın ‘Başkan istifa’ demesin.

Geçen yıldan beri yazıyorum. Siz yine bildiğiniz gibi kurumsal düşünün ama alaylı davranın. İnin sahaya. İnin Samandıra’ya futbolcuların yanına. ‘Kimse yoksa ben varım’ deyin. Burası maalesef Türkiye ve Türk futbolu öyle kurallarla falan yürümüyor. Tamamen eski usullerle yürüyor. Eğer bu takım yerin dibinden kalkacaksa sahadaki futbolcunun başını kaldırmasıyla başlar, bu süreç.

İnin lütfen. Siz de umursamazsanız, bir gün artık Fenerbahçe taraftarı da bıkacak ve takımını desteklemeye dahi gelmeyecek.

‘Fener ol’ diyorsunuz, oluyoruz. Bağış istiyorsunuz, yapıyoruz. Ama artık gerçekten sabırlar tükeniyor. Bu takım gitgide ‘sıradanlaşıyor’ ve maalesef en güvendiğimiz isim olan siz bile buna çözüm bulamıyorsunuz.

Son Not

Tabii ki ne kadar yazarsak yazalım, üzülerek ben de pes ediyorum ve bu yıl da şampiyon olamayacağımıza. İşin daha kötü yanı, ben bu ekonomik gidişat ve yönetimsel hatalar nedeniyle önümüzdeki 5 yıl Fenerbahçe’den şampiyonluk beklemiyorum.

Bence bu yıl itibariyle kendi kaynaklarımıza dönelim. Fenerbahçe, elinde ‘para eder’ 3-4 futbolcusunu şimdiden satsın ve gelecek sene itibariyle genç takımlardan gelecek iskelet bir kadro ile her şeye yeniden başlayalım. Tabii ki, takımı ‘lafta’ değil, ‘sahada’ şampiyon yapacak bir teknik heyet ile.

Haftaya derbi var. Muhtemelen bizler de sezonu kapatmak için tribünde olup son desteğimizi vereceğiz.

Sarı lacivertler umutlara.

Cihan Mendi

Okumaya devam et

Cihan Mendi

Cihan Mendi – Mesele Futbol Değil

08 Şubat 2020

Fenerbahçe ile olumlu ya da olumsuz duhulü olan herkes bu tarihi bir kenara not alsın lütfen. 3 Temmuz ne idiyse 8 Şubat da odur. O akşam Kadıköy’de Ümit Öztürk isimli bir hakem yoktu aslında. ‘Hain’, ‘haysiyetsiz’, ‘şerefsiz’ ne kadar Fenerbahçe düşmanı varsa onlar sahada idi. Fenerbahçe, bu maçı kazanmasın da ne olursa olsundu mesele. Tabii ki her takımın başına gelebilecek türden ‘sıradan’ hakem hatasıydı demek Fenerbahçe’yi bir kez daha ciddiye almamak demektir, tabii ki.

Gerizekalılara

Sizlere göre Fenerbahçe, teknik bazı hakem hatalarıyla şampiyonluk kaybediyor olabilir. Sizlere göre Fenerbahçe,’ zaten kötü top oynuyor’ bu yüzden başarılı olamıyor olabilir. Ve yine sizlere göre Fenerbahçe, Başkan’ının, Yönetiminin ve de Hocasının yanlış hamleleri yüzünden daha çok şampiyonluk kaybedebilir.

Ama unuttuğunuz bir şey var, o da Fenerbahçe’nin büyüklüğü. Bu da öyle bir büyüklüktür ki, gün gelir yıkmaya çalıştığınız o camia sizden öyle bir intikam alır ki, neye uğradığınızı şaşırırsınız.

Mesele Futbol Değil

Aslında başlığın tam tersini yazmam lazım. Bize göre mesele ‘futbol’ idi. Onlarca yıllardan bu yana nasıl süregeldi ise, Aziz Başkan’ından Ali Başkan’ına herkesin tek derdi ‘sahaya odaklanmak’ idi. Ama bu hainler öyle şekilde üstümüze gelmeye başladı ki, artık hiçbirimiz ‘Fenerbahçe iyi oynamış ya da kötü oynamış’ derdine bile düşemiyoruz. Çünkü her maç sahaya bir ‘piyon’ sürüp Fenerbahçe’li futbolcuların ve de taraftarın emeği ile oynuyorsunuz. Öyle ki, Avrupa’dan Türkiye’ye sadece top oynamak için gelmiş yabancıları bile isyan ettirdiniz.

Müslüman adama ‘hak yemek’ yakışmaz demek lazım aslında ama bu hainler değil miydi zaten dünyanın her tarafındaki militanlarını bu kutsal dinin adını kullanarak kandıran ve de ülkede taş üstüne taş bırakmayıp askerine millete karşı kurşun sıktıran.

Mücadeleye devam

Evet, hepimiz çok sıkılmıştık artık Fenerbahçe’nin sürekli ‘saha dışı’ işlerle ilgilenmesinden. Hatta kongredeki ‘keskin’ kararın bir sebebi de artık Fenerbahçe’linin ‘sadece futbol’ konuşması idi.

Ama madem o ‘hain’ örgüt bizi tekrar savaşa davet ediyor, biz de çıkartmasını biliriz baltalarımızı gömdüğümüz yerden. Fenerbahçe’li yılmaz ki. 3 Temmuz’da Dünyanın en hain örgütünün teröristlerine direnmiş bir camianın bugün susacağını mı sandınız?

Bir Fenerbahçe neferi olarak çağrım

Başkanımıza, Yönetimimize bir kongre üyesi olarak çağrım şudur ki, getirin acil kongre kararını; ‘ligden çekilmek’ de dahil her seçeneği oylayalım. Çekilelim bu ahlaksız futbol düzeninden. Aç kalsın sponsoru da, yayıncı kuruluşu da. Oyum şimdiden evettir bu soruya.

Bir vatandaş olarak çağrım

Başta Sayın Cumhurbaşkanı olmak üzere, tüm devlet büyüklerine çağrımdır.

Eğer mesele ‘kabinede en çok hangi takım tutuluyor?’ sorusunun yanıtı ise, ülkenin Cumhurbaşkanından, Savunma Bakanına çok önemli isimler Fenerbahçe’lidir.

Mesele ‘oy’ uğruna bazı ‘şehir’ takımlarını kollamaksa, unutmayın ki İstanbul’un en kalabalık ilçeleri Fenerbahçeli’nin yoğun olduğu yerlerdir. (Bağcılar, Esenler, Kadıköy, Pendik gibi)

Ama mesele sezon başındaki sportif başarısızlıklarını örtemeyip puan farkını da kapatamaycağını anlayarak eski ‘mafya usulü’ ilişkileri sayesinde FETÖcü TFF ve MHK ekiplerini aktif hale getiren ‘her devrin adamı olmuş’ camialar bu pis ittifakları sayesinde sizlerin de gözünü boyuyor ise, yazık edersiniz bugüne kadar FETÖ ile verdiğiniz mücadeleye. Sarı lacivert renklere sevdalı bizlere de haksızlık etmiş olursunuz.

Müdahil olun artık bu kirli düzene, şerefsiz FETÖ cülerin kirli oyunlarına dur deyin.

En büyük Fenerbahçeli ne diyor?

İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve haricî bedhahların olacaktır. Her türlü cebir ve hileye rağmen ‘sonunda iyiler mutlaka kazanır…

Sarı lacivert umutlara…

Cihan Mendi

Okumaya devam et
Reklam

Yazarlar

Son Maç

Geri Sayım

Süper Lig Puan Durumu

PozTakımOPuan
12653
22653
32650
42649
52644
62643
72740
82534
92632
102631
112630
122729
132628
142626
152625
162525
172623
182622

Facebook

Öne Çıkanlar