21 Temmuz Cts 2026
Ana SayfaYazarlarCihan MendiCihan Mendi - Dik Dur Fenerbahçeli

Cihan Mendi – Dik Dur Fenerbahçeli

- Advertisement -

Geçen hafta..

Sevgili Babaannem Hanife Mendi’yi kaybetmem sebebiyle geçen haftaki yazımı yazamadım. Bu vesile ile kendisine Allah’tan bir kez daha rahmet ve kalanlara uzun ömür diliyorum.,

Cenazemiz nedeniyle sadece özetini izlesem de sanırım geçen haftaki Göztepe maçı için senenin ‘en iyi‘ futbolu desek, yalan söylemiş olmayız.

Gelelim bu haftaya. Ki öncelikle teknik açıya bakıp sonra daha önemli olan konulara girmeye çalışacağım.

Ersun Hoca..

Ta 2000’li yılların başında Ankaragücü ve Gençlerbirliği ile yıldızı parlamaya başladığından Fenerbahçe’nin hocasının Ersun Hoca olması gerektiğini savunanlardanım. Bu uğurda camiamızın kendi çocuğu Aykut Kocaman ‘ismi’ ile kıyas yapma mecburiyetinde bile bırakıldığım oldu.

Ancak benim için her şeyin ötesinde (yetersiz kadro, hakem hataları, gol atamama vs) ben Ersun hocaya da ‘yeni yıl sonrası’ performansıyla maalesef ‘vasat’ puan vermek durumundayım.

Dün akşam sahada Fenerbahçe adına 4 tane dikine oynayan adam vardı; Jailson,Ayew(özellikle ikinci yarı),Tolgay ve Dirar. Siz 10 kişi kalmanıza rağmen oyuna özellikle ikinci yarıda hakimsiniz, pozisyona giriyorsunuz, net goller kaçırıyorsunuz. Ama sahada dikine oynayan 2 adamı da oyundan alıp yerine ne oynadığını bir türlü anlayamadığım Eljif ve ne yaparsa yapsın koşmaktan öteye gidemeyen Frey’i alıyorsunuz.

Gol yememek için desek, o zaman Topal düşünülemez miydi? Gol atmak için desek o zaman yeni transfer Zatz yada Valbuena düşünülemez miydi?

Tabii ki amacım şiddetli eleştri değil ama bu maç en azından ‘berabere’ bitebilecekken 3 puan bıraktıysak, ben % 25 Ersun Hocaya yazarım.

Ancak bunu yazarken şunu da unutmamak lazım. Geçen yıldan beri, kendisinden patlama beklenen Eljif’in sadece yarım maçta düzgün oynayıp her kendisine güvenen hocayı ‘mahçup’ etmesini; sürekli hırsla çalıştığını gösterip 2 top bile yapamayan Frey’in yetersizliğinin hesabını ve de binbir güçlükle tekrar kaptanlığa dönen Volkan’ın o kadar basit kafa vuruşunu sadece izlemiş olmasını da sormak lazım. Yazık oldu yine Fenerbahçe’ye

Fenerbahçe düşmanlığı..

1990’lı yıllardı, lise yıllarımdı. Ali Şen Fenerbahçe başkanı idi. Yine sahada sürekli hakkımız yeniyor, Fenerbahçe türlü türlü ayak oyunları ile sürekli şampiyonluklar kaybediyordu. Fenerbahçeli olmayan tüm dostlarımın kanısı ortaktı, ‘Ali Şen çok ukala. Kimse onu sevmediği için herkes Fenerbahçe’ye düşman’. Eyvallah ettik.

2000’li yıllarda Aziz Yıldırım başkanımız oldu. Önceleri çok sessiz ve hatta çoğu kişinin deyimiyle ‘ağır başlı’ idi. Sonra yavaş son maçlarda kaçan şampiyonluklar, masa başı oyunları ile yenilen haklar ve de en önemlisi ‘3 Temmuz’ kumpası kuruldu. Hal böyle olunca değil Aziz Yıldırım, Polyanna gelse sinir sistemi felç olurdu ve Aziz Başkan da yumruğunu masaya vurmaya başladı. Ne dedi bu Fenerbahçe düşmanı cenah; ‘Aziz Yıldırım’dan kimse hoşlanmıyor. O yüzden Fenerbahçe’yi kimse sevmiyor’. Eyvallah etmedik, ama artık kimseyle kavga etmeyelim dedik. Zaten Aziz Başkan camia içinde de kalp kırmaya başlamıştı.

Geldik Haziran ayına, Türkiye’nin belki de yıllardır yaşamadığı şekilde bir kongre süreci sonrası ezici çoğunlukla ülkenin en önemli ailelerinden birinin yetiştirdiği önemli bir değeri başkan yaptık. Ali Başkan, daha ilk günden beri ne camia içinde ne de dışında kimseye hiçbir saygısızlık etmedi. Herkes ile iyi geçinmek, centilmen olmak istedi. Ama bugün sadece 2 maç üst üste kazandık diye, üstelik ilk 10’a girme şansımız bile düşük iken birilerinin gene düğmeye basıp ‘eyyam oğlu eyyam’ hakemlerle Fenerbahçe’yi katletmesini bana kimse ‘kişi düşmanlığı’ ile açıklayamaz. Bas baya hepiniz ‘Fenerbahçe düşmanısınız’ ve de yüzyılı aşkın süredir gelen bir kininiz ve de kuyruk acınız var.

Federasyonundan (hatta içindeki Fenerbahçelilerden) rakiplere, gelen giden tüm siyasilerden devletin en üst düzeyine kadar herkes Fenerbahçe’den rahatsız oluyor ve de nefret ediyor. Çünkü Fenerbahçe, 1919’da nasıl İşgal güçlerinin takımını yendiyse, 2010’lu yıllarda ülkeyi bölmek isteyen şerefsiz terör örgütünün yenen takımdır. Ve de siz ey Fenerbahçe düşmanları, bize olan nefretiniz ile aslında bu hain güçlerle nasıl mücadele ettiğinizi (!) gösteriyorsunuz. Tebrikler.

Birlik zamanı…

Ama size inat, biz düşmeyeceğiz. Sportif olarak her türlü zor günü yaşayabiliriz. Her türlü kederli günü yaşayabiliriz. Ama bu ‘ulu çınar’ nasıl yıllar boyu tüm badirelere karşı ‘dimdik’ ayakta durduysa bugün de duracak.

Sahadaki oyuncular, kenardaki hocalar hata da yapabilir, zafer de kazanabilir. Ama esas zaferi getirecek olan Fenerbahçe taraftarının ‘ayakta kaldığı’ günlerdir. 90 dakika omuz omuza sadece ‘Fenerbahçe’ diye bağırdığı günlerdir.

Camiaya…

Bakın önümüzde çok önemli maçlar var. Ama en dikkatli olunması gereken maç bence Konya maçı. ‘Aykut hoca ıslıklanmalı’ diye bir twit bile atılmamışken birileri çıkıp Fenerbahçeliyi Fenerbahçeliye düşürmeye çalışıyor. Yapmayın, üzerinde çubuklu ile oynayan herkes Fenerbahçelidir ve de tribünde onlara vereceğiniz destek önemlidir. Düşünün ki dün akşam ki futbolu Kadıköy’de taraftar baskısıyla oynamış olsaydık, değil 10 kişi, 3 kişi bile alırdık o maçı.

Haftalardır rakiplerin ‘ittirme’ adına sahada bizi katleden Cüneyt Çakır’ından Alper Ulusoy’una; TFF’de ‘Fenerbahçe kontenjanı’ ile koltuğunu koruyan Fenerbahçe düşmanlarına ve de en önemlisi yıllardır mücadele ettiğimiz futboldaki ‘Fetö’ üyelerine inat Fenerbahçe oyuncusu sahada ve de taraftarı tribünde başı dik olmalıdır.

Kederli günler olsa da bazen, seviyoruz seni canı gönülden….

- Advertisement -
BENZER HABERLER
- Advertisment -

Günün içinden